Ekonomi13 Kasım 2007 00:00

Küreselleşen Dünyada Yatırım : Alış-Veriş Merkezi - Ender Erdemil

Hürriyet Gazetesinin ekonomi sayfasında bir haber: ” Türkiye’ye 1 milyar EURO ayırdık.” Adı konumuz dışında olan Hollandalı yatırımcı şirket, Erzurum’dan başlamış yatırım yapmaya. 6 büyük projesi var. Hepsi de alış-veriş merkezi. cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilo

Küreselleşen Dünyada Yatırım : Alış-Veriş Merkezi

Ender Erdemil - İlk Kurşun Gazetesi

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  13.11.2007
   

Hürriyet Gazetesinin ekonomi sayfasında bir haber:

” Türkiye’ye 1 milyar EURO ayırdık.”

Adı konumuz dışında olan Hollandalı yatırımcı şirket, Erzurum’dan başlamış yatırım yapmaya. 6 büyük projesi var. Hepsi de alış-veriş merkezi.

Sıcak paranın döndüğü mekanlar.

Al gülüm, ver gülüm. Al gülüm, götür gülüm, parayı bana ver gülüm. Üretme gülüm, tüket gülüm.

Türkiye’ye yatırım yapmayı planlayan şirketin üretimde gözü yok. Hele Türkiye’de, üretimi ve istihdamı artıracak bir yatırım yapmakta hiç gözü yok.

Şimdi diyeceksiniz ki, inşaat sektörü üretimin lokomotifidir, her türlü girdinin ve dayanıklı, dayanıksız tüketim mallarının üretimini yarattığı talep doğrultusunda artırır.

Doğrudur, ama Türkiye’nin üretimini değil.

Kumaşlar, Hindistan’dan, cıncık, boncuk Çin’den, kereste, Ukrayna’dan, gıda, Avrupa’dan, pirinç ABD’den, et Yeni Zelanda’dan, o oradan, bu buradan…

Tabii, tüm bunları da, alış-veriş merkezlerini yapanlar yada işletenler getirecek.

Küreselleşen dünyada, küresel sermayenin bize sunduğu budur:

Al gülüm, götür gülüm, parayı bana ver gülüm. Üretme gülüm, tüket gülüm.

Baş müteahhidi IMF’nin ekonomik programlarını uygularken; borç batağına saplanıp kımıldanamaz hale gelmiş, Türkiye gibi ülkeleri üretimden koparıp çılgınca tüketen bir pazar haline getirmek, küresel sermaye için çocuk oyuncağıdır.

Hükümet, borcu borçla çevirmek için sıcak paraya ihtiyaç duyacaktır.

Ülkeye sıcak parayı çekmek için de yabancı paraya kazançlı bir ortam yaratacaktır.

Düşük döviz kuru ile sıcak paraya yüksek reel faiz (faizle enflasyon oranı arasındaki fark) sağlayacak; bu arada da ülkeyi bir ithalatçı cennetine çevirecektir.

İthal edilen ürünlerin ucuzluğu yerli üretimi durduracak, yerli sanayici rekabet edemez, üretim yapamaz hale gelecektir. Piyasayı gerekli, gereksiz yığınla ithal mal dolduracak, bunları satmak için de insanlar tüketim çılgınlığına özendirilecektir.

İnsanlar bir kere üretimden koptular mı iş kolaydır.

Borçlanmaya çabuk alışırlar.

Üretmedikleri için borçlarını ödeme şansları yoktur. Borcu borçla çevirmeyi de çabuk öğrenirler. Önlerinde ülkeyi yöneten bir örnek vardır.

Bu örnek artık borcu borçla çevirme konusunda uzmanlaşmıştır. “Faiz dışı fazla” yı, IMF’nin buyurduğu düzeyde tuttuğu sürece gelsin paralar…

Vatandaş aşağı kalır mı?

O da, kredi kartı borcunun yüzde yirmisini her ay ödediği sürece, o da borçla işi götürür.

Bu süreç öyle işler ki, vatandaş, geleceğini bu günden harcamaya alışır. Borçla yaşamak “ekmek elden su gölden” gibi gelir insana. Bir gün bu borcun nasıl ödeneceği, ödeme zamanı gelene kadar kimsenin aklına gelmez.

Bu süreç, küresel sermayenin “peşin satan” edasıyla izlediği bir süreçtir. Çoluk çocuk, kız, kızan herkes küresel sermayenin diğer müteahhitleri olan bankalara donuna kadar borçlanınca, iş tamamdır. Artık küresel sermaye için bu borçlu ülkeyi yönetmek işten bile değildir.

Borcu borçla çevirmeye alışan ülke yurttaşının, borçlanmadan yaşama şansı kalmaz. Gırtlağına kadar borç içindedir. Yine de daha çok tüketmekten geri durmaz.

Borç alacak kaynak bittiğinde herkes yanacaktır.

Daha düne kadar karılarını seven kocalar, kocalarını seven kadınlar borçlanma olanağı kalmayınca sudan çıkmış balık gibi olacaktır. Yuvalar yıkılacaktır. Kadınlar eve haciz getiren kocalarını terk edeceklerdir. Ekonomik yıkıntıyı, sosyal çöküş izleyecektir.

Bu yüzden borcun borçla çevrildiği düzenin bozulmasını kimse istemez.

İnsanlar, bu düzeni sürdürecek iktidarları başlarında tutmak için neleri feda ettiklerini düşünmezler bile.

Bu sürecin sonunda yurttaşlar, ülke bütünlüğü, Cumhuriyetin korunması, ulusal bağımsızlık gibi kaygılarını tümüyle yitirmiş olurlar.

Küresel sermaye de ellerini ovuşturarak bu günleri beklemektedir.


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007