- Laikliğin zayıfladığını öne süren Ordu, 27 Nisan'da bir bildiri yayımlayarak 22 Temmuz seçimine müdahale etmiştir.
- Ordu çeşitli bahanelerle basını hedef almıştır.
- Genelkurmay bir iç yönergeyle basın özgürlüğünü askeri konularda sınırlamıştır.
- Orduyu eleştiren gazeteciler, askeri kabul ve brifinglere alınmamaktadır.
- Üst düzey Komutanlar, Kıbrıs, laiklik ve Kürt sorunları, iç ve dış politika konularında daha çok açıklama yapmaya başladılar.
- Komutanların, özellikle güvenlik ve azınlık haklarına ilişkin konularda, bilimsel araştırma ve tartışmaları sınırlama girişimleri vardır.
- Ordunun, siyaset üzerindeki önemli etkisi devam etmektedir.
- Orduya geniş bir manevra sahası tanıyan TSK İç Hizmet Kanunu ve MGK Kanunu değiştirilmemiştir.
- Jandarmanın sivil alandaki faaliyetleri üzerinde sivil denetim sağlanmalıdır.
- TBMM'nin, ordunun bütçesi ve harcamaları üzerindeki denetimi güçlendirilmelidir.
- Orduya ait malların denetiminin yapılabilmesi için yasa uygulanmalıdır.
- Vicdani red ile ilgili hususlarda herhangi bir ilerleme olmamıştır.
- Türkiye, vicdani veya dini sebeplerle askerlik hizmeti yapmayı reddedenlerin, cezai takibata uğramalarını ve mahkûm edilmelerini engelleyecek yasal düzenlemeleri yapmamıştır.
- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Ombudsmanlık Yasası, Vakıflar Yasası, Özel Öğretim Kurumları Yasası gibi, siyasi reformlara ilişkin pek çok yasayı veto etmiştir.
- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ayrıca, Ombudsmanlık Yasası hakkında Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Hükümetle gergin ilişkileri, siyasi reform çalışmalarını yavaşlatmıştır.
- Kültürel haklar alanında hiçbir ilerleme yoktur.
- Yayın, siyasi hayat ve kamu hizmetlerine ulaşım alanlarında Türkçe dışındaki diller de kullanılmalıdır.
- Ana dilleri Türkçe olmayan çocuklar, ana dillerini devlet okulunda öğrenmelidir.
- Kamuda, Türkçe dışındaki dillerin kullanılması yasaktır.
- Siyasi partilerin Türkçe dışındaki dilleri kullanması yasaktır.
- Kürtçe öğreten eğitim programlarının yayına izin verilmemektedir.
- Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde Sosyo-ekonomik zorluklar devam etmektedir.
- Köy koruculuğu kaldırılmalıdır.
- Yolsuzluk yaygın bir biçimde devam etmektedir.
- Sayıştay Kanunu kabul edilmemiştir.
- Dokunulmazlığın sınırlandırılması ve siyasi partilerin mali şeffaflığına ilişkin sorunlar devam etmektedir.
- 301. maddeye dayanarak açılan davalar ve mahkûmiyet kararları endişe vericidir.
- 301. madde AB standartlarına uygun hale getirilmelidir.
- İnsan hakları savunucularına, gazetecilere ve akademisyenlere karşı adli işlemler ve tehditler, kendi kendini sansür etme eğilimini doğurmuştur.
- Hrant Dink cinayeti konusunda kapsamlı bir soruşturma yapılmalıdır.
- Derneklerin yurtdışından aldıkları mali yardımları açıklamak zorunda kalması sorun yaratmaktadır.
- Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Türkiye şubesinin hesapları 1 Ocak 2007'den bu yana bloke edilmiştir.
- Nüfus cüzdanında vatandaşların hangi dine mensup olduklarının yazılması endişe vericidir.
- Resmen tanınmayan dinler hakkındaki endişeler devam etmektedir.
- Gayrimüslim azınlık vakıflarına ait mülklerin iadesine ilişkin sorunlar sürmektedir.
- Aleviler ibadet yeri açma konusunda güçlükler yaşamaktadır.
- "Cem Evleri"nin yasal bir statüsü yoktur ve devletten mali yardım almamaktadırlar.
- Din adamı eğitimi ve yabancı din adamlarının çalışma izinlerine dair kısıtlamalar sürmektedir.
- Gayrimüslimlerin din adamlarına ve ibadet yerlerine yönelik saldırılar vardır.
- Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu açılmamıştır.
- Ekümenik Patrik'in, "Ekümenik" unvanını kullanma özgürlüğü yoktur.
- Misyonerler, medya ve yetkili makamlar tarafından bir tehdit olarak gösterilmiştir.
- Gayrimüslimlere yönelik nefreti artırıcı konuşmalar cezasız kalmıştır.
- Azınlık hakları, uluslararası standartlara ve AB standartlarına uyumlu değildir.
- Azınlık okullarındaki çift müdürlük sistemi ve azınlık okullarının yönetimi konusundaki sorunlar çözülmelidir.
- Okul kitaplarındaki ayrımcı ifadeler kaldırılmalıdır.
- Türkiye'nin, BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'ne azınlıkların hakları konusunda koyduğu çekince endişe vericidir.
- Türkiye'nin, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi'ne eğitim hakkı konusunda koyduğu çekince endişe vericidir.
- Türkiye, Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıkların Korunması Çerçeve Sözleşmesi'ni imzalamalıdır.
- Türkiye, Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı'nı imzalamalıdır.
- Yunan vatandaşlarının taşınmaz mal veraseti ve eğitim hakları konularındaki sorunları çözülmelidir.
- Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi ile diplomatik ilişki kurmamıştır.
- Ek Protokolü uygulamayan Türkiye, limanlarını Rumlara açmamıştır.
- Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi'nin birçok uluslararası örgüte üyeliğini veto etmektedir.
- Türkiye, Rumların petrol anlaşmaları ile Fransa ve Rum Kesimi arasındaki savunma işbirliği anlaşmasını sorgulamıştır.
- Yunanistan, Türkiye'nin kendi hava sahasını ihlal etmeye devam ettiği yönünde şikâyetlerde bulunmuştur.
- Yunan karasularının genişletilmesi konusunda Türkiye'nin 1995 yılında aldığı "casus belli" tehdidinde herhangi bir değişiklik olmadığı not edilmiştir.
- Türkiye, Ermenistan sınırını kapalı tutmaktadır.
- Avrupa'nın en yüksek oranı olan Yüzde 10 seçim barajı düşürülmemiştir.
- Mülkiyet konusunda güçlükler yaşayan Süryanilerin mülklerine el konulmaktadır.
- Rumlar, azınlık eğitim ve mülkiyet haklarıyla ilgili sorunlar yaşamaktadır.
- Gökçeada ve Bozcaada'daki Rum azınlığı etkileyen sorunlar devam etmektedir.
- AB vatandaşlarının hakları konusunda bir gelişme yoktur.
- Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Kanunu'nda değişiklik yapılmalıdır.
- Yabancıların gayrimenkul edinmeleri alanında bazı kısıtlamalar mevcuttur.
- Türkiye'nin, AB'nin ihracatını da etkileyen koruyucu önlemler alması endişe vericidir. Bu önlemler Gümrük Birliği ile çelişmektedir.
- Türkiye'nin toprak bütünlüğünü zedeleyeceği gerekçesiyle Bölgesel Kalkınma Ajansları kanunu Anayasa Mahkemesi'ne götürülmüştür.
- Türkiye hayvan refahı ve hayvanat bahçelerine ilişkin konularda hiç bir ilerleme göstermemiştir.
Gürbüz Evren
Siyaset Bilimci |