Siyaset6 Nisan 2005 00:00
Öz yurdunda garip ve hatta parya olmak - AYDIN CANDABAKOĞLU
TÜRK basınında bir gün böyle haberlerin yer alacağını söyleseler, asla inanmazdım. Ama gözümle gördüm. Hep birlikte yaşıyoruz...İlk haber şu: Osmaniye'nin Kadirli İlçesi'nde, "izinsiz" Türk Bayrağı astıkları gerekçesiyle 5 kişi hakkında dava açıldı.İkinci ve bence en az birincisi kadar vahim ikinci haber de şu:Şırnak'ta çatışma: 10 ölü. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena
Haberin devamını okumaya devam edelim:
Cudi Dağı'ndaki operasyonda 9 PKK'lı ve bir uzman çavuş öldü. Şırnak Valiliği'nden yapılan açıklamada, "teslim ol" çağrılarına militanların ateşle karşılık vermesi üzerine çatışma çıktığı belirtildi. Çatışmada 9 PKK'lı ile jandarma uzman çavuş Mustafa Civelek'in şehit olduğu açıklandı.
*
ÖNCE ikinci haberden başlayalım. Mesleğimizi doğrudan ilgilendiren bir editörlük faciası var çünkü.
PKK; sadece Türkiye'nin değil, neredeyse bütün hür dünyanın kabul ettiği yasadışı, bölücü bir örgüt.
Türkiye'yi bölmek, bu vatan toprakları üzerinde başka bir devlet kurmak isteyen, mücadele yöntemi olarak terörizmi tek yol olarak benimseyen ve 30 binden fazla insanımızın kanının dökülmesine neden olan bir ihanet çetesi.
O çetenin mensuplarına "militan" demek, bu topraklar üzerinde yaşayan vatandaşlara en basit ifadeyle büyük hakaret. Onlar için kullanılabilecek en kibar ifade "terörist"tir, sermayesi kan olan lanet bir terörist...
Haberdeki skandal üslup, başlığında başlıyor, her satırında şiddetini artırıyor.
Başlıkta ve daha ilk cümlede, hem teröristler, hem de Mehmetçik aynı kefeye konuluyor ve "öldü" ifadesi yer alıyor. Sonrası zaten tam anlamıyla bir rezalet... Üstelik Valilik açıklamasına dayandırılan rezalet ötesi bir cehalet...
Aynen şöyle:
"Çatışmada dokuz PKK'lı ile jandarma uzman çavuş Mustafa Civelek'in ŞEHİT olduğu açıklandı."
Şehitlerimizin kemiklerini sızlatan ihanet mi demeli, aymazlık mı, bilemiyorum, kararı siz sağduyulu okurumuza bırakıyorum.
Şırnak Valiliği'nin söz konusu operasyonla ilgili yazılı açıklaması, önceki gün Anadolu Ajansı aracılığıyla Tercüman'a da geldi.
Dünkü Tercüman'da "Bahar hazırlığına Cudi darbesi: 9 ölü" başlığıyla birinci sayfamızda yer verdik. PKK'lılardan terörist ve ölü olarak söz ediliyor, Mehmetçik'ten ise şehit...
Valiliğin bir kusuru yok yani.
Ama önceki paragrafta sözünü ettiğim "bir radikal gazete" haberinde ise ifadeler tamamen çarpıtılmış. Üstelik haberin altında DHA, yani Doğan Haber Ajansı mahreç gösteriliyor. Ama adım kadar eminim ki, DHA muhabiri de haberini bu şekilde vermemiştir.
Muhabirler hata yaparlar belki, ancak haberin namusuna, üstelik böylesine hassas bir konuda, böylesine iğrenç bir iğfalde bulunmazlar. Bu tür bir tecavüzü, olsa olsa çok "radikal" bir kafa yapar.
Habere ihanetin tek değerlendirmesi bu olabilir bana göre. Gerisi, "radikal" da olsa, önce gazete yönetiminin, sonra da cumhuriyetin bağımsız savcılarının işi...
*
ŞİMDİ gelelim ikinci musibete...
Türk Bayrağı astıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan vatandaşlarımızın dramına...
Elinizdeki gazetenin birinci sayfasının manşetinde okuduğunuz olay, Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde yaşanıyor ne yazık ki...
Aralarında eski Belediye Başkanı'nın da bulunduğu 5 Türk evladı hakkında, direklere TÜRK BAYRAĞI astıkları gerekçesiyle ve dikkat edin, "şikayet" üzerine dava açılıyor. Bayrak asanlardan iddianamede "sanık" olarak söz ediliyor.
Adli tarihe geçecek bir dava ile karşı karşıyayız. Kendi yurdunda, kendi bayrağını astığı için sanık olarak yargılanan insanlara rastlanması sıradan bir olay olmasa gerek.
Dünyada benzeri bir dava yaşanmış mıdır, ben bilemiyorum. Bilen varsa lütfen aydınlatsın.
Bakın bu vatan evlatları ne yapmışlar...
Mevcut bayrak direkleri boş durmasın, Ay Yıldızlı Albayrağımız dalgalansın diye önce belediyeye başvuruyorlar. Belediyenin cevabını okumadan önce, şöyle derin bir soluk alın, lazım olacak:
"Bayrağımız yok!"
Bunun üzerine kaymakamlığa dilekçe veriyorlar:
"Biz bayrak temin ettik, kendimiz asıyoruz."
Sonrasını ilgili haberde bulacaksınız.
Dün sanık olarak hakim karşısına çıktılar, yargılanıyorlar.
Bu ne şerefli sanıklık Allah'ım... Şikayetçiler için de ne elim sakatlık!..
nokta/
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya...
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!
(Üstad Necip Fazıl'dan)
Cudi Dağı'ndaki operasyonda 9 PKK'lı ve bir uzman çavuş öldü. Şırnak Valiliği'nden yapılan açıklamada, "teslim ol" çağrılarına militanların ateşle karşılık vermesi üzerine çatışma çıktığı belirtildi. Çatışmada 9 PKK'lı ile jandarma uzman çavuş Mustafa Civelek'in şehit olduğu açıklandı.
*
ÖNCE ikinci haberden başlayalım. Mesleğimizi doğrudan ilgilendiren bir editörlük faciası var çünkü.
PKK; sadece Türkiye'nin değil, neredeyse bütün hür dünyanın kabul ettiği yasadışı, bölücü bir örgüt.
Türkiye'yi bölmek, bu vatan toprakları üzerinde başka bir devlet kurmak isteyen, mücadele yöntemi olarak terörizmi tek yol olarak benimseyen ve 30 binden fazla insanımızın kanının dökülmesine neden olan bir ihanet çetesi.
O çetenin mensuplarına "militan" demek, bu topraklar üzerinde yaşayan vatandaşlara en basit ifadeyle büyük hakaret. Onlar için kullanılabilecek en kibar ifade "terörist"tir, sermayesi kan olan lanet bir terörist...
Haberdeki skandal üslup, başlığında başlıyor, her satırında şiddetini artırıyor.
Başlıkta ve daha ilk cümlede, hem teröristler, hem de Mehmetçik aynı kefeye konuluyor ve "öldü" ifadesi yer alıyor. Sonrası zaten tam anlamıyla bir rezalet... Üstelik Valilik açıklamasına dayandırılan rezalet ötesi bir cehalet...
Aynen şöyle:
"Çatışmada dokuz PKK'lı ile jandarma uzman çavuş Mustafa Civelek'in ŞEHİT olduğu açıklandı."
Şehitlerimizin kemiklerini sızlatan ihanet mi demeli, aymazlık mı, bilemiyorum, kararı siz sağduyulu okurumuza bırakıyorum.
Şırnak Valiliği'nin söz konusu operasyonla ilgili yazılı açıklaması, önceki gün Anadolu Ajansı aracılığıyla Tercüman'a da geldi.
Dünkü Tercüman'da "Bahar hazırlığına Cudi darbesi: 9 ölü" başlığıyla birinci sayfamızda yer verdik. PKK'lılardan terörist ve ölü olarak söz ediliyor, Mehmetçik'ten ise şehit...
Valiliğin bir kusuru yok yani.
Ama önceki paragrafta sözünü ettiğim "bir radikal gazete" haberinde ise ifadeler tamamen çarpıtılmış. Üstelik haberin altında DHA, yani Doğan Haber Ajansı mahreç gösteriliyor. Ama adım kadar eminim ki, DHA muhabiri de haberini bu şekilde vermemiştir.
Muhabirler hata yaparlar belki, ancak haberin namusuna, üstelik böylesine hassas bir konuda, böylesine iğrenç bir iğfalde bulunmazlar. Bu tür bir tecavüzü, olsa olsa çok "radikal" bir kafa yapar.
Habere ihanetin tek değerlendirmesi bu olabilir bana göre. Gerisi, "radikal" da olsa, önce gazete yönetiminin, sonra da cumhuriyetin bağımsız savcılarının işi...
*
ŞİMDİ gelelim ikinci musibete...
Türk Bayrağı astıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan vatandaşlarımızın dramına...
Elinizdeki gazetenin birinci sayfasının manşetinde okuduğunuz olay, Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde yaşanıyor ne yazık ki...
Aralarında eski Belediye Başkanı'nın da bulunduğu 5 Türk evladı hakkında, direklere TÜRK BAYRAĞI astıkları gerekçesiyle ve dikkat edin, "şikayet" üzerine dava açılıyor. Bayrak asanlardan iddianamede "sanık" olarak söz ediliyor.
Adli tarihe geçecek bir dava ile karşı karşıyayız. Kendi yurdunda, kendi bayrağını astığı için sanık olarak yargılanan insanlara rastlanması sıradan bir olay olmasa gerek.
Dünyada benzeri bir dava yaşanmış mıdır, ben bilemiyorum. Bilen varsa lütfen aydınlatsın.
Bakın bu vatan evlatları ne yapmışlar...
Mevcut bayrak direkleri boş durmasın, Ay Yıldızlı Albayrağımız dalgalansın diye önce belediyeye başvuruyorlar. Belediyenin cevabını okumadan önce, şöyle derin bir soluk alın, lazım olacak:
"Bayrağımız yok!"
Bunun üzerine kaymakamlığa dilekçe veriyorlar:
"Biz bayrak temin ettik, kendimiz asıyoruz."
Sonrasını ilgili haberde bulacaksınız.
Dün sanık olarak hakim karşısına çıktılar, yargılanıyorlar.
Bu ne şerefli sanıklık Allah'ım... Şikayetçiler için de ne elim sakatlık!..
nokta/
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya...
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!
(Üstad Necip Fazıl'dan)