Tekrar "İç savaş tehlikesi" uyarısında bulunuyorum - Hasan Demir
Olup bitenleri doğru okuduğuna inanan bir vatandaş olarak Türkiye''nin hızla bir iç savaşa doğru sürüklendiğini bu köşeden belki de onuncu kez bir defa daha tekrarlıyorum. Ki, herkes aklını başına toplasın, kim üzerine ne düşüyorsa gereğini yerine getirsin. Peki, süratle yaklaşmakta olan bu iç savaşın müsebbibi kimler? Bu sorunun cevabını ben, Meclis Başkanı Arınç''ın 1 Mart tezkeresinin reddini eleştirenler için söylediği, "ABD üniforması giymiş Türklerden korkuyorum" tespitinde bulunuyorum ve buna "AB üniforması giymiş" kişileri de ekliyorum.cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnebuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Arınç işte onlar için "ABD üniforması giymiş kişiler" diyor. Peki, "1 Mart tezkeresi" Meclis''ten geçseydi neler olacaktı? Onu öğrenmek için de 1 Mart''tan üç ay geriye, 25 Aralık 2003 tarihine gitmek ve o günün gazetelerine bir göz atmak gerekiyor.
O gün Türkiye Cumhuriyeti''nin Başbakanı Abdullah Gül''dür.
Gül, CHP''yi ziyaret etmiş, Baykal''a, Washington''un 80 bin Amerikan askerini Güneydoğu''da konuşlandırmak istediğini iletmiştir.
Irak''a saldırılacak, 80 bin Amerikan askeri için bu saldırıda Merkez Diyarbakır olacaktır.
ABD, Güneydoğu''da 5 yıl kalacaktır.
Irak savaşı ise 8 günde bitecektir. İnsan sormadan edemiyor: "- Madem savaş 8 günde bitecek, ABD askeri niye 5 yıl Diyarbakır ve çevresinde kalacak? Sonra bu 80 bin ABD askerini oradan nasıl çıkartacaksın?" İşte geçmeyen tezkere budur. Ve AKP Genel Başkanı olarak bu tezkerenin geçmesi için çalışan Erdoğan''dır.
MGK''yı toplamış, oradan tezkerenin geçmesi için karar çıkmasını istemiştir.
MGK Erdoğan''ın istediği bu kararı almamıştır.
Tezkere geçmeyince de Erdoğan''ın AKP grubunda ne kadar öfkeli, ne kadar burnundan soluduğu hadisenin şahitleri tarafından anlatılmaktadır. Peki, ABD 5 yıllığına 80 bin askeri Türkiye''ye niye sokmak istemiştir? Diyarbakır''ı niçin merkez yapmakta ısrarlıdır? Tabii ki, bugün Irak''ın kuzeyinde yaptıklarını ve yarın oradaki "Güney Kürdistan"ı Türkiye''de var olduğu ileri sürülen "Kuzey Kürdistan"la birleştirmek için bunu istemektedir.
Şimdi bazı aptallar, hem Türkiye ile müttefik olup birlikte hareket edecek, hem Türkiye''yi bölecek? Böyle saçmalık olur mu, diyeceklerdir.
O aptallara benim cevabın Çekiç Güç''ün Türkiye''den yürüttüğü faaliyetleri hatırlamaları olacaktır.
Bu da yetmezse Irak''ta ABD askerleri Irak''ın bütünlüğü için var, iddia bu, öyle değil mi? Peki öyle de, ABD nasıl oluyor da hem Irak halkıyla birlikte hareket ediyor hem Irak''ın kuzeyinde "Güney Kürdistan"ı kuruyor? TBMM, 1 Mart''ta işte bu oyunu bozdu. Ama içimizdeki ABD üniformalılar için oyun bitmedi.
Bu sefer de ABD''yi bölgeye "Büyük Ortadoğu Projesi" ile taşımak istiyorlar ve bu proje ile "Diyarbakır''ı cazibe merkezi haline" getirmek için çırpınıyorlar. Olup bitenleri çok iyi okuyan, daha doğrusu ellerine tutuşturulan senaryodaki rollerini başarılı bir şekilde oynayan PKK ve onun siyasi kanadı işte bu oluşumlardan cesaret alarak cüretini her geçen gün biraz daha artırıyor, kazanımlarını her saat biraz daha çoğaltıyor.
Bu iş için de "Diyarbakır merkez" seçilmiş durumda.Diyarbakır''ın önceki Belediye Başkanı, "Türk Devleti PKK''dan özür dilemelidir" diyerek ilk cüretli adımını attı.
Şimdiki ise Türk Güvenlik Güçleri ile çatışmaya giren PKK militanlarına kalkan oluyor.
Öldürülenler için belediyenin ambulanslarını tahsis ediyor.
PKK''nın öldürdüğü Diyarbakırlı emniyet görevlisinin ailesine değil, güvenlik güçlerinin çatışmada öldürdüğü PKK militanının ailesine başsağlığına gidiyor. Yetmiyor, güvenlik güçlerini öldürmek isterken ölen PKK militanları için anıt mezarlar yaptırılıp üzerine militanın doğum tarihi, örgüte giriş tarihi ve ölüm tarihi yazılıyor.
Ölüm tarihine ise "Şehit olduğu tarih" deniyor.
Yani, bütün dünyanın "terör örgütü" dediği PKK''nın militanları güvenlik güçlerince öldürüldüğünde artık "şehit" sayılıyor.
Bunlar da az gelmiş olacak ki, PKK''nın başı için Diyarbakır Belediyesinin rehberliğinde "Hatıra Ormanı" oluşturmak için "ağaç dikme" faaliyetleri organize ediliyor. Ve Türkiye''nin her noktasında PKK bayrakları serbestçe dolaştırılıyor.
Tutuklu Öcalan, cezaevinden partisini ve örgütü PKK''yı, Türkiye''deki pek çok legal parti liderlerinin partisini yönetmesinden çok daha iyi yönetebiliyor. Bütün bunlara ses çıkartılmazken mesela Türk Bayrağı asanlar, "Bayrak Kanununa Muhalefetten" soruşturmaya tabi tutuluyor… Bu gidiş bir "iç savaş" gidişi değil mi?