Yeryüzünde büyük dinsel bağnazlık merkezlerinden iki önde geleni ABD ve İsrail'dir.
İkisinin de durumu bölgemizdeki konumlarından ötürü bizi yakından ilgilendirir. Ancak, bu yazıda yalnız Amerika'nın sözünü edelim.
ABD'nin kuruluşundan bu yana, Massachusettes başta olmak üzere, "Yeni İngiltere" denen kuzey-doğu bölgesi ve "Yeryüzünde Tanrısal toplumu kuruyoruz" diyen Mormonların yoğunlaştığı Utah ilk eksenlerdendi.
N. Hawthorne 'un "Kızıl Harf" romanı ilk bağnazlıkların yazına yansımış güçlü örneğidir.
Ama ülke o kuruluş yıllarından günümüze genişledi, büyüdü.
Bir ucu ötekine benzemeyebilir ama din bağnazlığı bu kez başkente ve karar vericilerin beyinlerine, oradan da uluslararası sahneye taşındı. Bu arada, tekelci sermayeyle ve ABD silahlı kuvvetleriyle bağlar kurdu, ABD'nin küre egemenliği atılımları dinsel bağnazlık desteğine de kavuştu.
Bugün, Amerika'da milyonlarca kişi İsa 'nın yeryüzüne ikinci kez geleceğine ve (Evangelist mezhebi başta olmak üzere) yalnız Hıristiyan köktendinciliğ ine inananları çekip cennete götüreceğine, geri kalanların (yani, bizler gibilerinin) bir anda yok olup gideceklerine inanıyorlar.
İsa gerçekten yaşadı mı, kaç İsa vardı, Nasira'da mı yoksa Yemen'de mi doğdu, Hıristiyanlığı örgütleyip yayan Peter hangi yanlış yorumların ve yalanların farkına varıp da sustu oturdu, Muhammed 'in işittiği İsa çarmıha gerildiği söylenen miydi, yoksa milattan 400 yıl önce Yemen çevresinde yaşamış başka bir İsa mı?
Bunları tartışan Batı (bu arada, Amerikan) tarihçilerinin yazdıklarını okudum. Birkaç dilden, İncil'i de. Hiçbir Hıristiyanı aşağılamak gibi bir amacım olamaz.
Avrupa'daki din savaşlarının değil ama içinde İsa'nın ağır bastığı Rönesans resminin ve Bach ile benzerlerinin yarattığı müziğin de hayranıyım. Katolik kardinalleri gizlice alaya alan Roma'daki Sistine Kilisesi duvar süslemelerinin de.
Ancak, anlatı ve içerik yönlerinden İncil'in başarılı bir ürün olmadığı kanısındayım.
Öte yandan, Hıristiyan köktendincilere göre, tüm gerçeklerin işaretleri İncil'in içindedir.
İslamcılar da Hinducular da kendi kitapları için aynını söylerler. Oysa, gerçek bilimdedir.
Bilim dolaylı anlatmaz, dokundurmakla yetinmez, gizyazı kullanmaz; doğruyu açıkça söyler:
2X2=4, su 100 derecede kaynar gibi.
M. Kemal Atatürk 'ün dediği gibi, "Gerçek yol gösterici bilimdir" , usa dayalı Kemalist düşüncenin şaşmaz aydınlığıdır.
O aydınlıktan RTE ne denli uzaksa, ABD köktendinciliği de uzaktır.
Bu sonuncular kıyılara saldıran kasırgaları, ölümcül tsunamileri, kutuplarda buzların erimesini "kıyamet" in işaretleri olarak alıyorlar.
Onlara kalırsa, sellerin, yaygın hastalıkların, kıtlıkların, yer sarsıntılarının, gök cisimlerinin yeryüzüne çarpmalarının, hatta geçmişte Moğol-Tatar akımlarının ve Türklerin Avrupa'da ortaya çıkışlarının "kıyamet" işaretleri olarak Hıristiyan din kaynaklarında bilgileri vardır(!).
Kimi Avrupa ülkelerinde tahtta oturanlar ailece "ruh çağırıp" geleceğe ilişkin öğütler alma peşindeler.
Amerika'da ise elma tatlısı ya da hamburger bugün ne denli Amerikansa, aşırı din de ülke insanının içine o oranda işlemiştir.
Ülkenin kuzeyinde doğmuş olan Cumhuriyetçi Parti güneyi de kendine katarak oranın dinsel bağnazlığını da Beyaz Saray'a taşımıştır. Bu yayılışın karşısında Demokrat Parti de susup köşeye büzülmüştür.
Dinci sağ petrol avında tekelci sermaye ile el eledir.
Din yobazlarına göre, iklimi yapan da Tanrı'dır, Hıristiyanlık din kitapları inananlara "dünya zenginliklerini kullanın" diye buyurduğuna göre, ABD'nin Ortadoğu'da ve başka yerlerde yaptıkları bu buyruğu yerine getirmektir; o kadar!
Tanrı alınlarına "Muhteşem Yazgı" yazılmış olan seçilmiş Amerikan kullarını kuşkusuz yüzüstü bırakmayacaktır.
2004 başkanlık seçimlerinden sonra ABD'nde da yeni bir harita dağıtıldı.
Bu bir delinin değil, aşırı din çevrelerinin ürünüydü. Bush'a oy vermeyen kimi kuzey birlikteş devletleri Kanada'yı dahil etmişti.
Bush'u destekleyenlerden yeni bir devlet kurmuştu. Adı da (sıkı durun!) şu: "İsa Toprağı."
Bunları izleyince AKP ile bağlantılar daha iyi anlaşılır.
|