ANKARA’DA “KAHRAMAN”, DİYARBAKIR’DA “SANIK” - Saygı Öztürk
Güneydoğu’da yıllarca PKK ile mücadelede ön saflarda yer alan ve son görev yaptığı Antalya’da, PKK’ya yönelik operasyonda yaralanıp ömür boyu tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkum olan Emekli Albay Abdülkerim Kırca, Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenen törenle “Devlet Övünç Madalyası" almıştı. Bu törenden tam 3,5 ay sonra ise eski bir PKK’lının yazdığı kitaptaki suçlamalardan dolayı faili meçhul 8 cinayetin sanığı olarak hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından dava açıldı. escitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholrenovation vejle renovation skive renova
Yer Cumhurbaşkanlığı. Salonda 4 gazi bulunuyor. Bunlardan birisi tekerlekli sandalyede. Törende Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri, Jandarma Genel Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Mehmet Çavdaroğlu, gazilerin yakınları da var.
CUMHURBAŞKANININ ELLERİ TİTREDİ
Duygulu bir tören... Jandarma Albay Kırca'nın tekerlekli sandalyede olması herkesi kahrediyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de heyecanlı. Sezer, tekerlekli sandalyedeki Emekli Albay Abdülkerim Kırca'yı öpüp, göğsüne madalyasını takarken duygulanmış ve elleri titremişti. Aynı törende bir komando er ve iki çavuşa da, üstün hizmet madalyası veriliyordu.
Kurmay Albay Abdülkerim Kırca uzun yıllar Güneydoğu'da görev yapmıştı. Son görev yeri Antalya'ydı. PKK'nın Türk turizmine darbe indirmek için Antalya'da eylemler planlıyordu. Antalya'da yapılacak bir eylemin yankısı da büyük olacaktı. PKK'lılar eylemden önce, Kırca komutasındaki askerleri karşısında buldu. Çıkan çatışma sonucu PKK'lılardan ölü ele geçirilenler oldu, Albay Kırca da yaralandı.
Albay Abdülkerim Kırca, er ve iki çavuş Cumhurbaşkanlığı'nda düzenlenen törenle "Devlet Övünç Madalyasını" aldılar. Jandarma Genel Komutanlığı tarafından vefa örneği gösterilip askeri lojmanlarda kalması sağlanan Kırca hakkındaki iddialar, eski bir PKK’lının bu örgüte ait yurtdışında yayınlanan gazeteye yaptığı açıklamalarla gündeme geldi. Diyarbakır Barosuna bağlı avukatlar, gazeteyi ve daha sonra bu konuda yazılan kitaptaki iddialar hakkında Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.
PKK’LI AYGAN, İTİRAFÇI OLUNCA MEMUR YAPILDI
Uzun yıllar PKK’nın dağ kadrosunda bulunan Abdülkadir Aygan, daha sonra örgütten kaçıp güvenlik güçlerine sığındı. O dönem yaptığı açıklamalarda PKK’ya büyük darbeler indirilmesini sağlayan Abdülkadir Aygan, “itirafçılık yasası”ndan da yararlandırıldı ve askeri birlikte “sivil memur” olarak çalıştırıldı.
PKK’dan kopan ve örgüte önemli darbeler indirilmesini sağlayanlara ceza indirimi uygulanıyor, daha sonra bunların işe yerleştirilmesine de yardımcı olunuyordu. Devletin bu politikası sonucu çok sayıda eski PKK’lı işe kavuştu. Emniyetin, jandarmanın bazı birimlerinde sivil memur ve işçi olarak çalıştırıldılar. Onların özel sektörde işe girmesi için aracılık ettiler. Kimisinin kimliği değiştirildi, başka illere, ilçelere gönderilip iş kurmalarına bile destek verildi. Bu politika, PKK’nın çözülmesinde hayli etkili de oldu.
Lüks yaşamayı seven ve bu yüzden Diyarbakır’da sağa-sola hayli borçlanan Aygan’ın, borçları askerlerin kendi aralarında topladığı paralarla kapatıldığı dönemlerde oldu. Bu kişinin itirafçı olarak işe alındığı dönemde, Abdülkerim Kırca’nın da Diyarbakır’da görev yapıyordu. Daha sonra buradaki görevinden ayrılan Aygan, PKK’lılarla yeniden ilişki içine girdi ve yurtdışına gitmeyi başardı.
PKK’nın Almanya’daki yayın organı olan gazeteye, kendisinin de karıştığı ve o güne kadar “faili meçhul” olarak bilinen cinayetleri kimlerle işlediklerini açıkladı. 8 kişinin öldürülmesi olayına karışanlar arasında Abdülkerim Kırca’nın da bulunduğunu öne sürdü. Ancak, Aygan, daha sonra, yaptığı açıklamalarda kendisinin bsu cinayetleri bildiğini, kimseyi öldürmediğini iddia etti. Açıklamaları arasındaki çelişkiyi ise “Açıklamaları yaptığı zaman karım ve çocuklarım PKK’nın elindeydi. O yüzden cinayetlere karıştığımı söyledim” diye açıkladı.
AYNI KOMUTAN İÇİN BİR BAŞKA RAPOR
Dönemin Başbakanlık Müstaşarı Kutlu Savaş tarafından hazırlanan “Susurluk Raporu”nda da Abdülkerim Kırca’nın adı bir PKK’lının açıklamalarına dayanarak veriliyor. Komutanın adı "Faili Meçhul Cinayetler ve Yeşil Kod adlı Mahmut Yıldırım" bölümünde geçiyor. Telefonla ulaştığımız Emekli Albay Abdülkerim Kırca hakkındaki iddialar konusunda konuşmak istemediğini belirtti.
“Susurluk Raporu”nda Diyarbakır cezaevinde tutuklu bulunan "Kekeç" kod adlı hükümlü Muhsin Gül'ün, 22 Temmuz 1994 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'nde alınan ifadesinde Kırca için "Faili meçhul cinayetlerin emrini veren kişi" dediği belirtildi ve şöyle denildi:
- "Muhsin Gül bu ifadesinde, Vedat Aydın ve Musa Anter'in öldürülme olaylarını da bizzat Ahmet Demir'in (Yeşil) planlayıp uyguladığını, Ahmet Demir'in planlaması doğrultusunda, 10 Ekim 1993 tarihinde Lokman Zuhurlu ve amcasının oğlu Zana Zuhurlu'nun Şehitlik Mahallesindeki evlerinden alındığını, kısa bir sorgulamadan sonra Saran Tuğla Fabrikasını 4
kilometre geçtikten sonra öldürüldüklerini, 20 Ekim 1993 tarihinde Av. Hüsniye Ölmez'in, Diyarbakır Baro Başkanı Fethi Gümüş ile öğretmen Suphi Koç'un öldürülmesi yönünde de talimat aldığını, ancak iki eylemi de gerçekleştiremediklerini,
- Bahse konu olayların planlayıcısı ve yürürlüğe koyucularının Jandarma İstihbaratta Kerim Binbaşı olarak tanınan Abdülkerim Kırca, Ahmet Demir ve Alaattin Kanat olduğunu, her infaz sonrasında Kerim Binbaşı, Yeşil ve Alaattin.Kanat tarafından kendilerine 10 milyon lira harçlık verildiğini, geri kalanlarının ise teşkilata mal edildiğini..."
“MADALYALI KOMUTANLAR” MAHKEMEYE
Güneydoğu’da PKK terörünün en azgın döneminde, insanların sokağa çıkamadığı, “ver kurtul” denildiği günlerde mücadele edenlerin bir kısmı şehit oldu. Generaller, albayına, albayından erine kadar Türkiye’nin dört bir yanına şehitler gönderildi. Gaziler, arkadaşlarını o günlerde yalnız bıraktıkları için üzülüyordu.
O zor dönemlerde görev yapanların bazıları bugün köşelerine çekilmiş durumda. Gelişmeleri izliyor, kimisi “boşa çalışmışız. Her şey boşmuş” diyor. Hizmetlerinden dolayı pişmanlık duyanların sayısı insanı ürkütüyor. PKK’nın siyasi kanadını oluşturanlara devlet katlarında gösterilen ilgi kahrediyor. Onlar, PKK’nın başı Abdullah Öcalan’ın da yakın bir gelecekte tahliye edileceğine inanıyor.
Emekli bir komutan, “Yakın bir gelecekte Güneydoğu illerimizde görev yapan ve hizmetlerinden dolayı madalya verilen komutanların Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanması istenecek. Hırvatistan’dan eski komutanların yargılanması için nasıl bazı koşullar sıralanıyorsa, benzeri Türkiye için de yapılacak. PKK ve onlarla işbirliği yapanların tüm çabası bu yönde. Türkiye’nin Uluslar arası Ceza Mahkemesi Roma Statüsünün onaylanması için kampanya yürütülüyor” diyor.
Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’nde (AİHM) komutanlar yargılanıyor. Cumhurbaşkanı tarafından ödüllendirilen komutan Ankara’da kahraman ama Diyarbakır’da sanık. Ancak o komutan “sanık sandalyesi”nde değil, “tekerlekli sandalye”sinde oturacak.