Burası Sömürge mi?
Burası Sömürge mi? - Oktay Akbal İngilizi, Almanı, Hollandalısı, Fransızı, Rus'u, Ege'nin, Akdeniz'in kıyılarında yerleşim bölgeleri kuruyor. Göz göre göre, hem de işi yasalara uydurarak!.. discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon
Holivut filmlerinde görmüşsünüzdür. Hindistan'da, Çin'de, Malezya'da en güzel topraklara sahip yabancıların kendi aralarında sürdürdükleri zengin yaşantıları... Ülkelerinde yapamadıklarını, yaşayamadıklarını geri kalmış Asya ülkelerinde nasıl gerçekleştirdiklerini... Ellerinde silah, emirleri altındaki yöre yönetimleri, bahçelerinde, evlerinde, tarlalarında az ücretle çalıştırdıkları yerli halklar...
Kıyılar ormanlar, halkındı. Anayasa böyle dese de sonuç değişmez! Giden gidiyor. Alanya'lar, Kaş'lar, Dalyan'lar, Göcek'ler, Bodrum'lar, Köyceğiz'ler Alman, İngiliz, Rus vb. yabancıların parasal işgalinde.. Günden güne tüm güzel kıyılar elden gidecek. Zengin ülke insanları yoksul Anadolu halkının topraklarını yalnız elde etmekle kalmayacak, o yöre insanlarını da bir çeşit ücretli hizmetliler gibi kullanacak.. Kendi aralarında siteler, örgütler, dernekler oluşturacak...
Bu tehlikeli tutuma 19 Temmuz 2003'te çıkarılan bir yasa yol açmış.. Yabancıların Türkiye'de 30 hektara kadar taşınmaz mal almalarına olanak sağlanmış!.. Yasanın çıktığı tarihten bugüne kadar 14 bin 449 Yunanlı, 11 bin 985 Alman, 5 bin 577 İngiliz, ayrıca Suriyeli, Fransız, Avusturyalı, İsraillilerle birlikte toplam 44 bin 600 kişi, 280 bin 967 dekar arazi ve emlak almış...
Ben bu sayıları Sayın Orhan Özkaya 'nın ''Yabancılara Toprak Satılamaz'' başlıklı yazısından aldım. Daha önce birkaç kez yazdığım bir konu bu. Eski bir Tapu ve Kadastro uzmanı olan Sayın Özkaya ''Cumhuriyet'' teki yazısında bu sayıları verdikten sonra bakın ne diyor:
''Bu bir yıllık sürede meydana gelen satıştır. Ancak bu sayı hızla artmakta; Türk asıllı Yunan uyruklularla Yunan asıllıların sayısında artışlar daha da hızlanabilir. Alımların özellikle tarihi, turistik ve yoksul halkın toprağını kolayca elden çıkarabileceği yörelede olması, düşündürücüdür. Antalya, Alanya, Fethiye, Kuşadası ve tüm kıyı şeritleriyle tarihi yerler öncelik taşımaktadır.''
Kendi elimizle üç beş kuruş için mal mülk, fabrika, işletme neyimiz varsa satıyoruz!.. Kime? Ona buna, parayı verene! Halkımız da bunca yoksulluk içinde topraklarını yabancılara kaptırmaktan çekinmiyor. Bu gidiş nereye? Bir çeşit sömürgeleşmeye mi?
Uyanalım, aklımızı başımıza toplayalım! Para her şey değildir, bunu bilelim. Sayın Orhan Özkaya'nın dediği gibi:
'' Atatürk 'ün bağımsız cumhuriyet devrimlerinin 1939 yılına kadar süren ilkelerine dönmek ve bedelini çok pahalıya ödediğimiz topraklarımızın elimizden gitmesine karşı ayağa kalkmak uyanmak zamanıdır. Unutmayalım ki şirketler iflas ederler, yeniden kurulabilirler; ancak ülkeler iflas ederlerse yeniden kurulmaları kan ve gözyaşı demektir.'