(Açık İstihbarat Not : Yazarın Mütareke Basını Nedir? başlıklı yazısının devamıdır)
Sevgili okurlarım, mütareke basından daha önceki yazımda da size geniş bilgiler sunmuştum, asıl anlatmaya çalıştığım dünkü basınla bugünkü basınının benzer özellikte olması nedeniyle ikinci bölümünü oluşturmayı gerek duydum.
Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk basının çok iyi bir silah olduğunu biliyordu. İşte bu yüzden basın için
" aşağılık kimselerin parayla yaptırdıkları basın savaşları vardır. Basının en aşağılık yalanları yaymakta kullanıldığı bir gerçektir ."
diyor, ve başka bir zamanda ise
"Söz, bir gazeteye, bir kitaba geçerse, düşünce saptanmış olur, bütün dünyada okunur, doğallıkla gelecek kuşaklara aktarılır. Saptanan ve hızlı bir biçimde yayılan düşünceler, bütün insanlığın ilerlemesine ve tarihe büyük hizmet görür."
24.3.1922 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmada da basının kamuoyu oluşturmaktaki rolünü şu şekilde açıklamıştır:
"Uluslar, kamuoyunu dünyaya tanıtmak zorundadır. Bütün dünya kamuoyunu öğrenmek ise, yaşam nedenlerinin düzenlenmesi için kuşkusuz gereklidir. Bu konuda eldeki araçların birinci ve en önemlisi basındır. Basın, ulusun genel sesidir. Bir ulusu aydınlatmada ve ona yol göstermede, bir ulusa gereksinme duyduğu düşün besinini vermekte, özetle bir ulusun mutluluk ereği olan ortak doğrultuda yürümesini sağlamakta, basın başlı başına bir güç, bir okul, bir önderdir",
sözleri halen günümüze ışık tutmaktadır.
Millî Mücadele döneminin basını Anadolu ve İstanbul basını olmak üzere iki grupta toplamak mümkündür.
İstanbul basınında Millî Mücadeleden yana az sayıda ve sürekli sansüre uğrayan gazetelerin yanı sıra Millî Mücadeleye karşı olan gazeteler düşünmelerini rahatlıkla dile getiren düşmanla aynı saflarda yer alan İstanbul gazeteleri ise çoğunluktaydı.
İstanbul gazetelerindeki haberler genellikle yabancı yayınlardan veya azınlıkların yazıların derleniyordu.
Anadolu da, Millî Mücadeleden yana olan gazeteler daha rahat sansürden uzak düşüncelerini yansıtıyorlardı.
The New York Times 18 Mayıs 1919
"Avrupa Türkiye'si iki bölüme ayrılarak bir bölümü Yunanistan'a verilecek, diğer bölüm ise uluslar arası bir devlet haline getirilecektir"
aynı gazetenin 17 Mayıs 1919
" İzmir Türklerin elinden alındı ve hesaplaşma günü yaklaşıyor, Avrupa'da Türk hakimiyetinin son kalıntıları da temizlenmiş olacaktır"
diye yazıyordu.
Kastamonu'da çıkan Açıksöz gazetesi 15 Temmuz 1919 tarihli sayısında,
"Uyan ey Anadolu ahalisi, uyan! Uyku devresi çoktan geçmiştir !"
yazısıyla, Anadolu halkını hem düşmana hem de Padişahın hükümetine karşı mücadeleye çağırıyordu.
Yine Açıksöz, 19 Mart 1920 tarihli sayısında işgali protesto eden telgrafları birinci sayfasına koymuştu. Telgraflardan birinde şöyle diyordu:
" Bu toprağın üstünde zilletle yaşamaktansa, aynı toprağın altına şerefle girmekten çekinmeyeceğimizi uygarlık âlemine ve yüksek milletimize bu defa daha bildiririz!"
İstanbul Gazetesini İngiliz parası ile çıkardığı İngiliz severler Derneği (İngiliz Muhipler Cemiyeti) kurucusu Sait Molla'nın sahibi olduğu bu gazete şöyle yazıyordu
" İngiltere tarafında olduğumuz için değil, ülkemizin tarafında olduğumuz için İngiliz taraftarıyız"
işgalcilerle aynı paralelde düşünerek kendi ülkesini savunduğunu zannediyordu.Vatanına ihaneti nasıl gizliyebilirdiki.
Böylesi çarpık mantık halen basınımız tarafından yürütülmektedir.
3 Kasım 1920 Öğüt Gazetesi
" Ermeni Yaygaraları" başlıklı yazısında " ....
doğuda yürütülmekte olan askeri harekatın yaşam ve güvencemiz için korunma ile ilgili girişim olduğunu belirterek,
"doğudaki Türk ve islam halkına çok şiddetli biçimde uğradıkları mezalim karşışında ulusal güçler haklılığını savunur"
diye yazıyordu. Haklıydı tabiki.
15 Ekim 1920 İkdam gazetesinin haber kaynağı Jaquvert-Jamanak gazetesinden aldığı yazı şöyleydi.
"Ermenilerin yardım isteklerinde kolaylık sağlanmasını,............. Türklerin doğuda yayılmasına karşın Ermenilere yardımın dalgakıran olacağını bu yüzden herkesin Ermenilere yardıma koşmasının gerekliğini............ "
yazıyordu.
Peyam Gazetesi ise İngiliz ve Fransız gazetelerinden alıntı yaparak yayınladığı yazı
"....detaylı olarak Anadolu servetinden söz edilmekte demir ve madenlerinin çok bol olduğu yer ve maden isimleri verilerek........Musul ve Bağdat vilayetleri içerisinde 200'e yakın petrol damarının tespit edildiğini ayrıntıları ile belirtip Türkiye'nin kapitalist batı toplumları için son derece elverişli ve zengin olduğunu sanayilerinin hammaddeleri karşılamak için değerlerinin ölçüsü"
nü belirtiyordu.
Times (İngiliz Gazetesi) 17 ocak 1921 alıntı yaparak Peyam-ı Sabah ve diğer İstanbul gazetelerinde yayınlanan haber ise
"....Türkler asıl kökenleri olan Anadolu'nun yukarı yörelerine çekilmedikçe Avrupa'ya barış kolaylıkla gelemez. İstanbul'da Osmanlı sancağı dalgalandığı sürece bu kent bir anlaşmazlık kaynağı olmaktan geri durmayacaktır. Türkleri İstanbul'dan çıkardıktan sonra kent ile çevresinin yönetimi uluslar arası bir örgüte bırakılmalıdır".
Onlar isteklerinden hala taviz vermemekte direnirken, bizdeki hainler ise her arzularını kanun sanmaktadırlar.
Öğüt Gazetesi 3.1.1921
" Baştan aşağıya İngilizlere, Fransızlara hatta Yunanlılara dalkavukçuluk, yardakçılık... akılları sıra İstanbul hükümeti namına propaganda yapıyorlar; fakat netice itibariyle bütün bu propagandalar hükümet aleyhine öteden beri devam ede gelen cereyanları kuvvetlendirmekten başka bir şeye yaramıyor. Bilhassa bunlardan yarısı hissiz, vatansız, menfaatperest her kumandaya ayak uydurur bir gazete vardır ki insan bu gazeteyi tiksinmeden okuyamıyor!"
diyordu.
Günümüz basınında (birkaç susturulmayan saygın basının dışında) ülke menfaatini, ulusal çıkarlarımızı düşünmeden yazılan yazılar benzer özelliktedir.
International Press'in 5 Ağustos 1930 tarihinde
" Irak'taki Kürtler, Musul petrol bölgesinde yaşamaktadırlar. ...... İngilizler, bu bölgeleri gerektiğinden fazla güçlük çıkmadan Irak'tan koparmak için buralarda bir çeşit Kürt özerkliği oluşturmuşlardır. ........ İngiliz propaganda ve istihbarat servislerinin Türkiye, Suriye ve İran Kürtleri üzerinde çalışma yapabilecekleri bir merkez oluşturmaktır."
70 yıllık bu istekleri Ortadoğu'nun genel denetiminin sağlanması için Kürtler sürekli kullanmışlardır bunda da başarılı olmuşlardır.
Aradan geçen bunca yıllara rağmen 2007 yılında da değişen bir şey yok İngilizlerin yerini ABD almıştır.Götürdüğü barış ve demokrasi ortada, kendi barışı için her gün yüzlerce insan ölmektedir.
Amerikan Associater Press muhabiri Miss Ring'in 29 Ekim 1930 tarihinde
" Batı ile uyuşma Türkiye'nin kaçınılmaz olarak köleleştirilmesi anlamına gelecektir "
demesi üzerine ATATÜRK " Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır. Türkiye sadece özdeşleşecektir" diye cevap veriyordu.
Alman Generali Baron Walther Vori Lüttwitz şunları söylüyor
" 19.yüzyılda genel paylaşıma katılmakta çok geciktik. Ancak ikinci bir paylaşım gelmek üzeredir . Bizi bekleyen kaynakların zenginliğini anlamak için; yalnızca Osmanlı İmparatorluğu çöküşü Uzakdoğu'nun yeni Hindistan'ı olan Çin'in tecridi ve birçok Güney Amerika ülkesinin içinde bulunduğu dengesiz koşullara eğilmemiz gerekir. Herkesi ürkütecek kadar güçlü olmalıyız. Bu konuda artık yitirilecek zamanımız kalmamıştır".
Le Fiqaro Gazetesi 16 Nisan 2001 tarihinde Tükenmiş Bir Rejim başlığı ile yayınladığı yazıda.
" Türkiye'nin batı için önemini vurgularken Atatürkçü yönelmelere karşı kaba ve ilkel bir üslupla dile getirdikten sonra NATO'nun elli yıldır temel direklerinden olan Türkiye aynı zamanda Batının Orta Asya ülkeleri ve Kafkasya'ya açılan kapısıdır... ....... hükümetin AB verdiği ulusal program yeterli değildir, binlerce sayfalık program da Kürt sözcüğü bir kez bile yer almıyor. Bütün bunlara karşın; Türkiye, ne IMF'e terk edilecek, ne de sahipsiz bırakılacak bir ülkedir",
diyerek yıllar önceki isteklerinin halen geçerli olduğunu belirtmiştir .
Türk basını ve dönemin politikacıları bayram ederek sundukları AB görüşmeleri hakkındaki görüşlerini 17 Aralık 2004 Yunanistan Başbakanı Karamanlis şöyle açıklıyordu
" AB tarihinde ilk kez, bir ülke kendini kelime kelime bağlamıştır. İster yazılı ister sözlü olsun, Türkiye artık bu durumdan kesinlikle geri adım atamaz"
diyordu.
Batı tarafından sürekli kullanılan ülkemizin sözde aydınları, siyasileri, bürokratları sayesinde bugün vatanımız karanlığa doğru sürüklenmektedir.
Türkiye'nin gelecekte alacağı yön, büyük devletlerin çıkarlarını etkileyebilecek konumda olması nedeniyle Türkiye, bugün iç işlerine en çok karışılan ülke durumundadır.
Batılıların bugün dahi geçerliliğinden hiçbir şey yitirmeden sürdürdükleri en büyük istekleri halkın cehaletini sürdüren, destekleyen, sömürgeye boyun eğen, hacılar, hocalar zümresinin ülkede sözü gecen olmasını istemektir.
Çünkü böyle cahil toplumları istekleri yönünde kullanmaları daha kolay olduğundan onlara uygun modeller veya politikalar yaratırlar ve de dayatırlar.
Türkiye bütün islam ve doğu dünyasının umut kalesidir, bu kaleyi yıkıp doğuda üstünlük sağlamaktır.
Yıllardır ABD-İngiliz ve diğer batı ülkeleri Türkiye'deki işbirlikçileri ile bunun için uğraş vermektedirler. Batının izlediği sözde barışçı, ılımlı islam politikaları ile onlara piyonluk yapan, onların güdümüyle hareket eden kesimleri söz sahibi yapmaktır. Tek ve ölmez hedefleri budur. Başarılıda oluyorlar.
Türk ulusunun milli duygularını, öz benliğini, direnme ruhunu öldürmeyi başarmışlardır.
Ulusumuzda sözde modernizm adı altında sefil hayatlar yaşamak moda olmuş ve insanı gerçekten iğrendirecek boyutlara ulaşmıştır. Biz batılı olacağız diye ahlaki çöküntü içinde çırpınıyoruz battıkça da batıyoruz. Önce ülkemizde ahlaki devrim şarttır.
Sayılı saygın Atatürkçü medyayı sürekli kontrol ederek sansürleyerek, karalayarak, Ordumuzu en sahtekar yorumlarla her gün yıpratan o sahte aydınlar grubu, satılık düşüncelerin hakimi, bedenleri burada ruhları, fikirleri batıda olan gazetecilerimiz halkı uyandırmamayı meslek edinmişler, gerçekleri çarpıtmayı, vatanını satmayı başarı gibi sunmuşlardır.
Kolay satın alınanlar kolaylıkla da vatanını satmaya hazırdırlar, ama satın alınmayanlar ilelebet bu vatana sahip çıkacaktır.
George Washington günümüzden yıllar önce 17 Ekim 1797'de söyledikleri halen güncelliğini korumakla birlikte öğretici niteliktedir
" Yabancı entrikaların aleti durumundaki kişiler güvenini ve alkışını kazandıkları halkı kandırarak, onun çıkarlarını başkalarına teslim etmesini sağlarken, bütün bunlara karşın çıkan gerçek yurtseverleri şüpheli duruma düşürüp lanetletirler".
GÜNÜMÜZÜN SÖZDE AYDINLARINA İTHAF OLUNUR.
Kaynakça: Kurtuluş savaşında Türk basını Dr. İzzet Öztoprak, AKP ve CHP gerçeği Vural Savaş
|