İncirlik ve Amerikan talepleri - Hasan Ünal
Amerika bu uçuşlarla ilgili İncirlik’teki Türk komutana ön bilgi verilmesi mecburiyetinin de galiba kaldırılmasını istiyor. O zaman sormak lazım. Neden İncirlik’e bütün malzemeleri indirip, oradan daha küçük uçaklarla taşıma yoluna gidiyorsunuz? Bunun yerine Irak ve Afganistan’a daha büyük uçakların inebileceği pistler yapmak daha kolay olmaz mı? Aylardır İncirlik konusunda Türk hükümetini sıkıştırıp durmak ve adınıza konuşan gazetecilerle hükümeti taciz etmek yerine Afganistan ve Irak’ta büyük uçakların inebileceği pistler yapma yoluna gidilseydi muhtemelen şimdiye kadar tamamlanırdı. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
Amerika’nın İncirlik başta olmak üzere ne istediğine dair ortalıkta dolaşan haberler birbiriyle çelişkili. Bazı yazılanlara göre Amerika sadece İncirlik konusunda talepler ortaya koyuyor ve bu talepler oldukça masum. Bazı yazılanlara göre ise mesele İncirlik’le sınırlı değil. Amerika aynı zamanda Güneydoğu’daki havaalanlarının (Batman ve Muş’un adı geçiyor) da kullanımına talip. Öte yandan gerek İncirlik gerekse diğer adı geçen havaalanlarının kullanımı konusunda söylenenler de tam olarak birbiriyle örtüşmüyor.
Kısacası şu günlerde imzalayacağımızı açıkladığımız ve bizim basın ve televizyonlar tarafından kasıtlı olarak Gümrük Birliği protokolü diye yutturulmaya çalışılan örnekte olduğu gibi bir bilgi kirliliği ile karşı karşıyayız. Hükümet söz konusu protokol metnini aylardır sır gibi saklıyor. Üstelik imzalayacağına dair karşı tarafa söz verdiği halde bu kapalı tavrını sürdürüyor. Metnin resmi bir tercümesini kamuoyuna açıklamaktan imtina ediyor.
İncirlik ve -eğer varsa- ilave talepler konusunda da aynı tutum. Amerika adına yazıp konuşan gazetecilere (!) göre başka talepler ve beklentiler de söz konusu. Ama resmi kaynaklara göre talepler daha sınırlı düzeyde. Önce masum ve sınırlı taleplerin ne olduğuna bakalım. Amerika İncirlik Üssü’nü stratejik öneme sahip bir lojistik merkezi haline getirmek istiyormuş. Bu üssü Irak ve Afganistan’daki Amerikan operasyonları için ana lojistik merkezi yapacakmış.
Bunun için de Avrupa’dan ve belki Amerika’dan çok büyük uçaklara yükleyeceği lojistik malzemeyi İncirlik’e indirmeyi düşünüyor. İncirlik Üssü’nün pistleri bu büyük uçakların inişine uygun olduğu için büyük miktardaki malzeme buraya gelecek ve oradan da daha küçük uçaklarla Irak ve Afganistan’a gönderilebilecek. Mesele bundan ibaret ve oldukça masum.
Amerika bu uçuşlarla ilgili İncirlik’teki Türk komutana ön bilgi verilmesi mecburiyetinin de galiba kaldırılmasını istiyor. O zaman sormak lazım. Neden İncirlik’e bütün malzemeleri indirip, oradan daha küçük uçaklarla taşıma yoluna gidiyorsunuz? Bunun yerine Irak ve Afganistan’a daha büyük uçakların inebileceği pistler yapmak daha kolay olmaz mı? Aylardır İncirlik konusunda Türk hükümetini sıkıştırıp durmak ve adınıza konuşan gazetecilerle hükümeti taciz etmek yerine Afganistan ve Irak’ta büyük uçakların inebileceği pistler yapma yoluna gidilseydi muhtemelen şimdiye kadar tamamlanırdı.
Öte yandan Amerika zaten İncirlik’e savaş uçakları da getirebiliyor. Ancak buradan kalkan uçakların bütün uçuş plan ve amaçlarının önceden üsteki Türk generale bildirilmesi gerekli. Ve uçuşların eğitim amaçlı yapılması şart. Amerika burada üslendirdiği F-16 savaş uçaklarını Irak savaşının başlamasının hemen ardından kendisi çekmişti. Güya artık Irak işgal edilecekti. Irak halkı Amerikan askerlerini alkışlar ve çiçeklerle karşılayacaklardı ve artık İncirlik’te gerek olmayacaktı.
O yüzden de bu uçaklar çekilmişti. Ama şimdilerde görülüyor ki, İncirlik daha da önem kazanmış durumda. Amerika bu üssü ve muhtemelen başkalarını da kullanmak istiyor. Hükümetin Amerikalıların isteklerine karşı isteksiz kalması meselenin sınırlı bir talebin ötesine taşmış olmasıyla ilgili olsa gerektir. Aksi takdirde geleceğini Amerika ile ilişkilere bu derece bağlamış bir hükümetin bu kadar beklemesi düşünülemez.
O halde bir dünya soru işareti karşımıza çıkıyor. Acaba Amerika adım adım uyguladığı bir politika ve Türkçe yayımlanan gazeteler ve televizyonlar vasıtasıyla 1 Mart tezkeresinde istediklerini hiç bir karşılık olmaksızın yeniden almak mı istemektedir? İstediği üsler ve kullanım kolaylıkları İran’a karşı bir hava harekatının alt yapısı anlamına mı geliyor? Ve bütün bu işler ve müsaade TBMM’den nasıl saklanacaktır?