Hürriyet’in köşe yazarı Özkök; ‘ Türkiye’de kadınların geleceği tehlikede’ diyerek,halkı ve özellikle yeni anayasa hazırlığı içinde olanları uyarma ihtiyacı hissetmiş.
Bu ülkede,özellikle türban üzerinden yıllardır yapılan din istismarı ve tüccarlığını, demokrasiye sahipleniyor görüntüsü ile,kişisel hak ve özgürlükler kapsamında ele alan bu basın mensuplarına ne oldu da şimdi birdenbire korkmaya başladılar.
Kısa bir süre önce yaşadığımız seçim sürecinde ki gelişmelerde ve bugün ortaya çıkan sonuçta basınımızın önemli bir payı yok mu ?
Neden şimdi ‘Kasaba ve mahalle baskısını’ ileri sürerek ‘Türbanın serbest olmasının,yarın için mecburiyete dönüşme tehlikesi var’ diye yaygara koparılıyor ?
Bilmiyor muydunuz ?
Türban mahalle ve kasaba seviyesini çoktan aşıp Ankara’nın tepelerine ulaşmıştı.
Neden mahalleniz için korktuklarınızı hepimizin mahallesi olan Ülkemiz ve Cumhuriyet’imiz için dile getirmediniz ?
Üç-Dört ay önce göremediklerinizi, şimdi mi görmeye başladınız ?
Yoksa sadece sizin mahallenin çıkarını ilgilendiren,bizim gibi bedevilerin anlayamayacağı özel bir şeyler mi var işin içinde?
Yoksa biz vatandaşları da artık işin içine katıp başka bir şeyler mi yapılmak isteniyor bu ülkede?
Sizin tanımınıza göre ‘Dinci Darbecilerin’ mahalledeki,kasabadaki baskısından korkuyorsunuz da,bu ülke de dikey ve yatay olarak her kesitte devem eden AB-D destekli ve Fetullah lisanslı tepedeki dayatmalardan korkmuyor musunuz ?
Mahallede alt düzeyde korku ortamını yaratabilecek dinci eşkıyaların bu gücü ve cesareti üst düzey din tüccarlarından alacağını görmüyor musunuz ?
Ramazan ayında içki içilmesine engel olacak, kadınları türban takmaya zorlayacak tavırlardan, korkmanızı,dinci bir tehlike ile karşı karşıya kaldığımızı ilan etmenizi ve bizleri adeta bir muhtıra ile uyarmanızı takdirle karşılıyorum.
Başımıza gelebilecek kişisel kısıtlamalardan korktuğunuz bu tehlike konusunda bir mücahit edası ile yaptığınız uyarıyı anlıyorum da, Cumhuriyet Rejimini hedef alan oyunlar ve sözde demokrasi maskesi altında devam eden dayatmalar karşısında neden aynı duyarlılığın gösterilmediğini bir türlü anlayamıyorum ?
Siz hiç merak etmeyin,bizim kasabada ki insanımızdan tehlike gelmez.
Dilinizin ucuna gelmiş diyememişsiniz ama ben söyleyeyim...
Menemen örneğinde olduğu gibi satılmış bir sapığın çıkmasına da artık hiçbir vatandaşımız müsaade etmez.
Siz kasaba düzeyinde sorgulamayı bir kenara bırakın da,esas olarak Menemen olayından sonra, o günkü yetkililerin Cumhuriyet adına ve Demokrasimize zarar vermeksizin üst düzeyde ortaya koydukları Devlet İradesi’nin,Ilımlı İslam adına bugün getirildiği noktayı sorgulayın.
Hemen burnunuzun dibindeki Belediyelere,Meclis’e ,üst düzey kurumlara ve ANKARA’da yüksek yerlere doğru lütfen bir bakın.
Vatandaşımız adına boşuna tasalanmayın,üzerinde ne oyunlar oynanırsa oynansın,özü itibarı ile asil ve vefalı olan bizim insanımız,dinine sahip çıkmasını bildiği gibi,yeri ve zamanı geldiğinde ülkesine,bayrağına ve cumhuriyete sahip çıkmasını da çok iyi bilir ve bilecektir.
YETER Kİ; AB-D merkezli ve Fetullah markalı devam eden örtülü çalışmaları önleyip,çıkarları uğruna milleti kutuplaştırmaya çalışan ve de demokrasi çığlıkları ile,Cumhuriyetimizi sözde Demokratlara yem yapan tüccarların tekelinden kurtulalım.
YETER Kİ,Ulusal çıkarlarımıza ve milletin menfaatlerine, demokrasi ve cumhuriyet değerlerine sadık kalarak sahip çıkan bir duruş gösterelim.
VE YETER Kİ,bu duruş ve yaklaşımı da halkımızla paylaşan, halkı adına gerçekten özgür çalışan bir basına sahip olalım.
Not:
Bu yazı; milleti ve ülkesi adına fikri düzeyde çaba gösteren, insanlık, demokrasi ve cumhuriyet
değerlerine inanmaktan ve bu uğurda kendi çapında mücadele etmekten başka gücü ve zenginliği
olmayan ulusalcı ve milliyetçi bir yaklaşımı; seçim öncesinde AKP değirmenine siyaseten su
taşımak için, haksız yere silahlı grup ve çetelerle bağlantı kurmaya çalışarak gazetelerine
konu , hatta manşet yapan bazı basın organlarının yapabileceği yeni haksızlıklar ve senaryolar
gözönüne alınarak yazılmıştır.
Sayın Özkök;
Biz de,sizler gibi, güçlü sermaye basınının fikirlerinden başka gücü olmayanların özgürlüğü üzerinde kuracakları baskıdan, yani "medya baskısından" endişe ediyoruz.
|