Bir süredir AB'nin dayatmalarında, iktidarın dilinde hep aynı uyarı vardı. Sık sık da söylüyorlardı zaten. Neydi o konu,
Ordu politika yapmasın!
Hani bu söylenince aklımıza ordu, ülkedeki partilerden birini destekliyor, ona maddi ve manevi destek veriyor sanılmasın, ordu sadece ülkenin kendileri açısından tehlikeli gördükleri ve ülke için iyi olmayacağını düşündükleri konularla ilgili fikirlerini çeşitli yollarla söylemeye çalışıyordu.
Zaten ne zaman ordudan bir uyarı gelse, gerek AB'den, gerekse iktidar çevrelerinden hemen açıklamalar gelir, Ordu ya da asker siyasetten elini çekmeli siyaset yapmamalı diye
Ülke çıkarları ise söz konusu olan, kim konuşmalı?
Bence dili dönen, sesi çıkan herkes.
Bu işin bir yanı, diğer yanı da, birçok ülkenin aksine bizde devleti kuran ordudur.
Ülkeyi emperyalistlere karşı büyük mücadeleler sonunda kurtaran, Cumhuriyeti kuran ordudur. Mustafa Kemal'in ordusudur.
Büyük Atatürk'ün Gençliğe Hitabesinde belirttiği gibi ülke göz göre göre, gaflet, delalet ve hıyanet içindeki yöneticiler tarafından uçuruma sürüklenince de, ordu ülke üzerinde titrer olmuş.
Aslında başka titreyen, gözü gibi bakan, mücadele eden bir kurum olmayınca da iş başa kalmış
Ordu konuşmasın!
Ordu konuşmasın da, kim konuşsun?
İşte sorun burada başlıyor.
Kim konuşabilir?
Toplumun en örgütlü ve ekonomik olarak da güçlü kesimleri
Yani: Tüsiad konuşabilir, Müsiad konuşabilir, AB yanlısı, işbirlikçi, mandacı AB'den nemalanan ne kadar örgüt, dernek, oda sendika çalışma grubu vs adı altındakiler konuşabilir.
Ama
Öğretmen konuşamaz,
İşçi konuşamaz,
Memur konuşamaz,
Küçük esnafın sesi çıkmaz.
Medyanın büyük bölümü, zaten onlara kapalıdır.
Tekelci,AB'ci, tarikatçı ne kadar yayın organı varsa, mandacılara, Kürtçülere, azınlık sevdalılarına, AB'den nemalananların çeşitli adlar altında kurdukları derneklere de açıktır ve bu derneklerin kaç kişiyi temsil ettikleri üye sayıları toplumda ki güçleri de önemli değildir.
Sadece misyonları nedeniyle, medyada geniş yer bulmaktadırlar.
O da AB mandacılığıdır ki, bu nedenle isterlerse 5 kişi olsunlar yeterince yer bulabilmektedirler.
Medyanın büyük çoğunluğu esas olarak zaten bu kesimlere açıktır ama iş öğretmenin, memurun, işçinin, konuşmasına gelince ne kadar güçlü bağırsalar da seslerini duymaları gerekenlere duyurabilmeleri pek mümkün olmaz ki, bu örgütler az önceki gibi değil, bir kısmı yüz binlerce üyeye sahip bu örgütlerin toplumda seslerini duymak neredeyse mümkün olamamaktadır.
Siz sistemin adına demokrasi diyeceksiniz, sadece parası olana gücü yetene,AB yanlılarına,azınlık sevdalılarına söz hakkı vereceksiniz, konuşan gazeteciyi bile ülkeden kovacaksınız, sonra da asker konuştu diye veryansın edeceksiniz
Sevsinler demokrasinizi.
|