Bazı şeyler çok iyi bilinir ve anlaşılır da , uzlaşma ve çözüm yolunda bir tıkanıklık yaratmasın diye iyi niyetle hemen karşı koyulup tepki gösterilmez.
Kısacası iş zıvanadan çıkacağı zaman en sonunda söylenmesi ve yapılması gereken şey, işi bozmamak adına işin en başında söylenmez ve sabır gösterilerek iyi niyete dayalı tüm fırsatlar kullanılmaya çalışılır.
Bu anlamda, dedikleri ve yaptıkları ile işi rayından çıkaran başta Genel Başkanları olmak üzere özellikle DTP mensuplarına söylenecek o kadar çok şey var ki.
Ama yine de,biz bir şey söylemeyelim.Sadece son bir hafta içerisinde bizim izleyebildiğimiz kadarı ile onların ne söylediği ve neler yaptığını bir görelim;
- Bizzat bir Milletvekilleri tarafından
‘’Kürtçe eğitimin kanunla düzenlenmesi yeterli değildir.Kürtçe Anayasal güvence altına alınmalıdır’’
diye ifade edilmiştir.
Kısacası Anayasa’nın değişemez 3 üncü maddesi değiştirilerek iki ayrı resmi dilin kabul edilmesi. Bu söylemin arkasında esas olarak ne demek istediğini siz düşünün.
-Yine aynı milletvekili
‘’Kürtçe özgürleşecekse bu bizim talebimizdir.Bunların hayata geçirilmesi için emek ve bedel ödedik diyor.’’
Hadi ödenen emeği anladık ta ödedikleri bedelle neyi kastediyorlar onu açıkça söylesin biz de anlayalım.
-Bizzat Genel Başkanları ,davet edilmedikleri resepsiyon nedeni ile TSK’ni bölücülükle suçladı. PKK terör örgütünden kendini ayrı tutamayanların böyle bir talepte bulunması pişkinlikten ve haddini bilmezlikten öte başka bir şey değildir de nedir ?
-Yine aynı Genel Başkan,büyük bir saptırma ile
’’Kimliğinden dolayı,kutlamaların halkın bir kesimine kapatılmasını kınadığını’’
ifade etti.
Ey Başkan sen hiç merak etme, vatandaş T.C.Devleti’nin vatandaşı yani bizim vatandaşımız . Sen yoktun ama Kürt kökenli birçok vatandaşımız bırak törene ve resepsiyonlara katılmayı,bizzat törenlerde yer aldı,hatta TSK içinde görev yapan bir kısmı terfi edip yeni rütbelerini bile taktılar ama sanırım siz halen tek millet ve tek yürek olmanın farkında değilsiniz .
Sen herhalde PKK’lıları ve onların ovadaki uzantılarını demek istiyorsun da açıkça ifade edemiyorsun zannederim.
Eğer gerçek bu ise, sizlerin de TSK‘nin o kadar ucuza kandırılacak bir yer olmadığını çok iyi bilmeniz gerekir.
-Dünya barış günü nedeni ile DTP’ nin Şanlıurfa’da düzenlediği ve milletvekillerinin katıldığı toplantıda ;İstiklal marşı ve Bayrağımız yok ama,söylenenlere bir bakın;
-‘’Barışın elçisi İmralı’da’’,
-‘’Savaşa da,barışa da hazırız’’,
-‘’Operasyonlar durdurulsun,ateşkese uyulsun’’.
-Dağda değil,ovada oldukları halde,içlerinde öyle cesaretli davrananlar var ki,Zafer bayramı coşkusu ile Bodrum’da aracına Bayrağımızı asan bir vatandaşımıza hakaret edip bir güzel de dövmüşler.
Bu son birkaç söylem ve olayı dikkate aldığımızda; DTP denen partinin ,gerginliği sadece Meclis çatısında siyaseten değil,gerek yurt içi ve gerekse yurt dışında toplumsal olarak da tırmandırma gayreti içerisinde olduğu görülmektedir.
Çok erken başlattıkları bu gerginlikten istifade ile başta BUSH gibiler olmak üzere ,içeride ve dışarıdaki yandaşlarının dikkatlerini çekmeye,kendilerine sağlanan desteği arttırmaya ve hızlandırmaya çalıştıkları anlaşılmaktadır.
PKK’ya terör örgütü demedikleri gibi diyemeyeceklerini de açıkça ifade eden ve millet adına değil sadece belli bir kesim adına konuşarak bir türlü hepimizin vekili olamayan bu kişilerin değişeceğini ülkemiz,halkımız ve insanlık adına büyük bir umut ve sabırla bekliyoruz .
Nereli ve ne olursa olsun sevdiğimiz ve saydığımız vatandaşlarımız adına ,tüm iyi niyetimizle sabrımızı kullanmaya ve beklemeye de devam edeceğiz.
|