Ekonomi3 Eylül 2007 00:00

Anayasada Uluslararası Anlaşma İstisnası - Türkel Minibaş

Kaldı ki, Çok Taraflı Yatırımları Garantileme Ajansı'nın (MIGA) ortaklık hükümlerine göre ülkeye gelen dış sermayeye -"ulusal çıkar" adı altında- karşı yapılacak grev, sokak eylemi ya da fikri muhalefete karşı hükümetler ortaya çıkacak zararı tazminle yükümlüdürler. Türkiye'de bunu MIGA'ya ortak olurken zaten kabul ettiğine göre!.. AKP de bu tür yatırımların önündeki engelleri kaldıracağını taahhüt ettiğine göre!.. Tabii ki anayasanın "uluslararası anlaşmaları uygun bulma" hükmü bu tür bir tadilata uğrayacaktır! claritin mazilo claritin tablete claritin mazilobuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Anayasada Uluslararası Anlaşma İstisnası

Türkel Minibaş
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  31.08.2007
   

Anayasada Uluslararası Anlaşma İstisnası!
Kötünün iyisiyle idare etmeye alışmış toplumlarda yaşam bayrak,
Allah, vatan gibi sihirli sözcükler üzerinde yükselir. Her biri toplumun
egemenleri ve sözcülerinin dilinde teminata dönüşür.

Son yıllarda bu sözcüklere bir tane daha eklendi: Bilimsel !

Sokaktakiler, "En büyük bayrak, benim evdeki bayrak" yarışını
sürdürürken siyasi partiler, belediyeler, şirketler de en bilimsel
davranan benim ispatı içinde!

Oysa, tüm dünyalılar bilimin özgür güçlerce üretilmediği
toplumlarda bilimsel diye kabul edilenlerin egemen kesimlere yakın olanlarca
hazırlatıldığını bilir.
Riskleri ortaya koyanların ise, yine o bilimsel
raporlardan hareketle korkutulup tehdit edildiğini, hatta yaşamlarıyla
bedel ödediklerini yaşayarak öğrenmiştir

Gazetelere yansıyan haberlere bakılırsa...

Taslak anayasa gerçekleşirse bu tür yaşamöykülerine önümüzdeki yıllarda yenileri eklenecek. Zira yeni anayasanın getirdiği en temel değişiklik "egemenlik paylaşımı"
üzerine!

Cumhuriyet'in 1 Eylül'de manşetten verdiği habere bakılırsa...

Yeni anayasanın "egemenlik" başlıklı 6. maddesi:

"Türk milleti, egemenliğini anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır. Türkiye'nin imzaladığı uluslararası anlaşma ve sözleşmeler istisnadır"


biçiminde değiştirilecekmiş!

Günaydın, Ankara'da sabah oldu!

Çünkü Türkiye bu düzenlemeyi, çok taraflı yatırım anlaşmalarını imzalayarak (MAI), çok taraflı yatırımları devlet ve hükümet düzeyinde garantileme ajanslarına (MIGA) ortak
olarak çoktan yaptı
. Karşılıklarını da yasalarına geçirdi.

Hangi tarihti anımsıyamıyorum ama...

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ibaresini de yanılmıyorsam TBMM'den bile çıkardı!

Malumunuz, kaynakların hâlâ bakir ve kullanılabilir olduğu ülkeler artık sisteme 1800'lerde ya da 1900'lerde olduğu gibi imtiyazlarla değil; uluslararası yasalarla bağlanmakta.

Bunun için de önce ülkelerin ulusal yasaları bu bağlama hareketine göre bilim insanlarınca yeni baştan yapılmakta, sonra da benzer bilim adamları anayasadaki egemenlik
ilişkilerini bu düzenlemelere göre tanımlamakta!

Ne var ki, toplum "egemenlik" meselesini sadece ülke sınırları ve bayrakların büyüklüğü olarak algılamaya devam ettiği için...
Egemenliğin ülkenin üstünde konuşlandığı kaynakların yönetim ve denetimiyle
ilgili olduğunu kavrayamamaktadır.

Anayasa taslağının 6. maddesinde kastedilen de budur. Bundan
böyle enerji, maden, su, toprak üstü ve altı kaynaklarının yönetim ve
denetiminde ülkenin ulusal çıkarları belirleyici olmayacak..
. Aksine,
uluslararası anlaşmaların egemen kıldığı güçlerin çıkarları belirleyici
olacaktır.

Kaldı ki, Çok Taraflı Yatırımları Garantileme Ajansı'nın (MIGA)
ortaklık hükümlerine göre ülkeye gelen dış sermayeye -"ulusal çıkar" adı
altında- karşı yapılacak grev, sokak eylemi ya da fikri muhalefete
karşı hükümetler ortaya çıkacak zararı tazminle yükümlüdürler.


Türkiye'de bunu MIGA'ya ortak olurken zaten kabul ettiğine göre!.. AKP de bu tür
yatırımların önündeki engelleri kaldıracağını taahhüt ettiğine göre!..
Tabii ki anayasanın "uluslararası anlaşmaları uygun bulma" hükmü bu tür
bir tadilata uğrayacaktır!

Çok iyi anladığınız üzere... "Bilimsel raporlara" dayalı çalışmalarla "tamamen bilimsel" destekli yasalar ve anayasalarla yeni dünya düzeni oluşturulmaktadır!

Bu durumda, geçen gün Cumhuriyet'in Ege ekinde çıkan "Kazın Kafası Koparılıyor" başlıklı haber yeni anayasa uyarınca acilen dikkate alınmalıdır. Zira haber, bilimsel kıstaslarla hazırlanmış uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 'nin

° Biyolojik çeşitliliğin korunması

° Biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı

° Genetik kaynaklardan elde edilen faydaların eşit ve adil
paylaşımı,

ilkelerine dayanmaktadır. İzmir Barosu avukatlarından Noyan Özkan da buna dayanarak Çevre ve Orman Bakanlığı'na suç duyurusunda bulunmuştur.

Demokratikleşmemiş toplumlarda "bilimsellik" fotoğrafı kimin çektiğine ve kimin baktığına göre ne yazık ki değişir!!

Örneğin, şirketlerin hazırlattığı "bilimsel raporlar" Kaz Dağları'ndaki madencilik sondaj
çalışmalarının yörenin kaynaklarına zarar vermediği yönündedir!..

Gelin görün ki, flora ve faunada meydana gelen anomalinin gözle görülür
biçimde ortaya çıkması bilimsel raporların aksine zaman almaktadır.

Bilimselliğin bıçak sırtı da zaten tam bu noktada değil mi?

Karşı ve yandaş raporları, çalışmaları okuyarak, yerinde gözleyerek, sınayarak topluma aktarmaktan geçmiyor mu?

Geçen haftaki Gözucuyla'daki "İda'nın Su Havzalarının Yeni Tanrıları" böyle bir objektif pencereden yazılmıştı. Sözüm kime mi?

Her zaman ki gibi, okurlarıma!!



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007