Siyaset3 Nisan 2005 00:00

Tantan: “ Çökertilmek istenen, Türk kimliği “

Eski İçişleri Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan’la, Mersinde Nevruz kutlamaları sırasında yaşanan “bayrak yakma” girişimini, Tayip Erdoğan- Abdullah Gül ikilisinin “bayrağa sahip çıkma samimiyeti” ni, terör ve kaos ortamına itilmek istenen Türkiye’yi konuştuk.cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardcialis forum link cialis bez recepta

AYDINLIK – Son Nevruz’da yaşanan bayrak yakma girişimini ve arkasından gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz.
     SADETTİN TANTAN – Bu durum millete galeyan oluşturdu. Ama daha önemlisi, gizli ve açık şekilde gelişen Türkiye’nin geleceğini etkileyecek bir durum var. Nakit para alışkanlığı içerisinde, bazı aktörlere bu paranın yöneldiğini görüyoruz. Bu paranın PKK’nın eline geçtiği biliniyor. Tehlike, yerli sermayenin yabancılaştırılması ve bir bölümünün de Türkiye’yi bölmek isteyen terör örgütünün kontrolüne girmesi.
Ülkeyi savunacak olan vatansever Türk insanının daha da fakirleştirilmesi amaçlanıyor.
Bu, Türkiye’de uzun zamandır uygulanan projenin, sayfa sayfa devam ettirilmesidir.
     Siyaset, uzun yıllardan bu yana Türkiye’deki terörün yarattığı istikrarsızlığı önleyip ortadan kaldırmada açmaz içerisinde. Tayyip Erdoğan iktidarının geldiği günden bu yana, güvenlik siyaseti stratejisinin hiç olmadığı ortaya çıkıyor. Bakın uygulamalara! Yasal düzenlemelerde bunları görüyorsunuz.
     AYDINLIK – Harekete geçirilen bir etnik bölücülük görüyoruz. Bunun karşılığında da tırnak içinde bir Türk milliyetçiliği var.
     TANTAN – Şu anda Türk milliyetçiliği tam gelişmiş değil. Türk milliyetçiliğini saf ve temiz bir şekilde savunanlar, içerisine sinmiş olan bazı aktörler tarafından çökertilmiş durumda. Türk milliyetçiliğinin aydın hareketinde eksiklik var. Milliyetçilerin süreci anlaması gerekiyor. Bu zaman içinde gelişecek. Irki anlamda düşünürlerse bu hata olur. Bazılarının ekmeğine yağ sürer. Yapılmak istenen ırki anlamda çatışmaya sürüklemek. Bunun görülmesi gerekiyor. Aslında Türk milliyetçiliği, o bayrağın altında, o bayrağı sahiplenmektir. Şimdi, Batı yıllardan beri bu değeri yıkamadığı için, ırki anlamda bir yaklaşım sergileyerek, Kürt milliyetçiliğini bir şekilde ekonomik olarak güçlendirmek istiyor. Karşısında farklı bir yapıyı çıkarmak istiyor. Bu ırki anlamda Türk olabilir, başka bir kimlik olabilir, ama karşısında yeni bir kimlik çıkarmak istiyor.
     AYDINLIK – Batı Türk ile Kürt’ü karşı karşıya mı getirmek istiyor?
     TANTAN – Batı, dil birliğinden ödünç verdirtti. Alt kimlikleri yasaya sokarak, burada bir gedik açtı. Sonra da sonrada inancından ödün verdirtti. Tamamen Müslüman olan yapıya azınlık muamelesi yapıldı. Bu dünya tarihinde ilk defa oldu. Bunlarla da Müslüman kimliği sorgulatmak istiyor. İki kimliği karşı karşıya getirmek istiyor.
     AYDINLIK – Türkiye’yi Yugoslavya haline mi getirmek istiyorlar?
     TANTAN – Yugoslavya olayları başladığı günden bu yana biliniyor bu. 30 yıldan beri iç savaşla içiçe yaşıyoruz. 30 yıl öncesine baktığınız zaman, Türkiye’de sol-sağ, liberal-dinci, eksenli hareketler başladığında, bu proje yürürlüğe girmişti. Bugünkü kullanılan söyleme baktığınız zaman, aktörler farklı.Yüksek teknolojinin getirdiği araçlarla birlikte daha farklı bir boyut kazandı bu proje. Türkiye’de çok süratli bir şekilde ev kiliselerinin açıldığı gösterilirken, ki böyle gösteriliyor, camiye, işine, evine giden Müslüman kesimi tahrik edip, galeyana getirip, yeni bir örgütlenme yapısını yaşatmak istiyor.
     AYDINLIK – Batı mı?
     TANTAN – Sadece Batı değil.Türkiye’nin içindeki aktörleri de devreye sokuyorlar. O siyasi gücü ellerinde tutmak istiyorlar.
     AYDINLIK – Bir provokasyon yapılmak isteniyor. Yıllarca devletin tepesinde bulundunuz. Siz nasıl düşünüyorsunuz?
     TANTAN – Türkiye’de bir iç çatışmanın olmasını arzu eden güçler var. Bu belli. 01 Nisan itibariyle yürürlüğe girecek TCK’nın Avrupa standartlarının altında olduğunu görüyorsunuz. Nasıl mı? Türkiye, insan hakları ve özgürlükler konusunda Batı’dan daha fazla açılım yapmış, fakat insan hakları ve özgürlüklerini koruyacak, güvenliğini sağlayacak düzenlemeleri yapamamış. Bugünkü mevzuatta var olan yetkisini bile törpülemiştir. O zaman burada bir maksat var demektir. İç güvenliği sağlayacak olan kolluk kuvvetlerinin yetkileri törpülenince, bir kaos ortamı olacak demektir. Bu hükümet geldiği günden bu yana, adalet sisteminin içerisindeki unsurlarla, kolluk güçlerinin toplum gözünde zedelenmesine, itibarının düşmesine olanak sağlayan, eylemlere ve söylemlere sessiz kalıyor. İtibar düşürücü olaylara neden olan sorunları kökten çözmesi gerekirken, olaylara seyirci kalıyor.
     AYDINLIK – Nasıl ?
     TANTAN – Kurumları zedeliyor. Burada şahıslar önemli değil. Kolluk kuvvetlerine baktığınız zaman, bir görevlinin yaptığı yanlış bir davranış tüm kuruma mal edilmek isteniyor. Topluma bu imaj veriliyor. O kurumun gücü zayıflıyor. Ama çok ufak bir gücü bu kurumun üstünde gösteriyor ve ona hakimmiş havası veriyor. Bu televizyonlarda, gazetelerde gözüküyor.
Adalet sistemi içinde de durum aynı. Kamu vicdanında mahkum olmuş insanların adalet sisteminde mahkum olması beklenirken, farklı sonuçlar olunca, bu sistemin çöktüğü imajı verilmek isteniyor. Bunlar planlı yapılıyor. Hükümet mi yapıyor sadece? Hayır. Şu anda zaten zihinsel çöküş yaşıyoruz. Fakat bu malzemeyi çok iyi kullanan, içteki ve dıştaki aktörler, Türkiye’yi süratli bir şekilde güvensizliğe itiyorlar. Hem içte hem dışta.
     AYDINLIK – 23 Mart akşamı Üsküdar DEHAP İlçesi basılıyor. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
     TANTAN – Bunlar yanlış. Bir yere varamazsınız. Bana göre zihinleri çökerttiler. Türk halkını tekrar bilinçlendirmek en önemli görev. Mahalle mahalle, köy köy, en ufak birimlere kadar bilinç verilmelidir. Gerçek bilgiyle halkın donatılması gerekiyor. Kamu, yerel, sendikalar, üniversiteler, ülkesini seven sivil toplum örgütleri proje etrafında seferberlik başlatmalı. Savaş bilimsel ortamda kazanılacaktır.
Bu kışkırtma olayları, kendi içerisinde kurumların daha da güvensiz hale gelmesini sağlayacaktır. Ayrıştıracaktır. Yıllardır bunu yapmak istiyorlar.
     AYDINLIK – Siz, Tayip Erdoğan’ın, Abdullah Gül’ün, bayrak yakma girişiminden sonra, bu olayı lanetlemelerini, bayrağa sahip çıkmalarını samimi buluyor musunuz?
     TANTAN – İktidar, iktidarda kalabilme savaşı veriyor. İktidarın davranışına, söylemine baktığınız zaman “koltukta ne kadar kalabiliriz” sorusuna yanıt arıyor. Ulusal güvenlik strateji belgeleri olmadığı için, bunu daha evvel oluşturmadıkları için, milli bir politikayı eyleme sokamazlar. Bu iktidarın bayrak veya başka bir değerde samimi olması mümkün değil. Niye? Bayrak uğruna şehitler veriyoruz ama şehitlik mertebesinin içi de boşaltılmıştır. Abdullah Öcalan 125.maddeye göre idama mahkum olmuştur, daha sonra müebbete dönmüştür. 1 Nisan’da yürürlüğe girecek 302. maddede vatana ihanet suçunun tamamı değiştiği için, yargılanma talebi yüzde yüz olacaktır. Böyle bakıldığı zaman, teröristleri affeden yasa, Terörle Mücadele’nin 8. Madde’nin kaldırılması, terörü besleyen kaynaklara el koyma noktasında bir yasa çıkarılmaması. Bunların hepsi iktidarın yapısını ortaya koyuyor.
     AYDINLIK – Bayrağa sahip çıkılıyor, ama Cumhurbaşkanı Denktaş, “ AKP iktidarı beni yalnız bıraktı” diyor .
     TANTAN – Tayip Erdoğan iktidara geldiği gün, milletvekili olmadan, Sayın Denktaş’ı çözümün önünde engel görmüştü. İlk ziyaretini de Atina’ya yaptı. Devlet politikaları kısa zamanda oluşmaz. Asırlardan bu yana gelen politikalardır. Bunlardan geri dönerseniz, güvensiz bir ülke olursunuz. Ulusal politikalardan asla taviz verilmemeli. Yeni açılımlar olur ama felsefesinden ödün verilmez. Denktaş simgeleşmiş bir isimdir. Kıbrıs politikasında birtakım hatalar yapılmıştır. Yanlışın içinde Türkiye’nin ekonomisinin bağımlı olması vardır. Türkiye, bağımsız bir politikayı uygulamak zorundadır.