Tarih/Kültür31 Ağustos 2007 00:00

Halkevleri, Köy Enstitüleri ve Masonluk(1) - Mustafa Nevruz Sınacı

<p class="style15"> 1935 yılında Atatürk mason localarını yerinde bir kararla kapattığında ise, masonlar kendilerine ilginç bir teselli buldular.</p> <p class="style19"> Ülkedeki en yüksek dereceli masonlardan biri olan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, mason localarının kapatılması kararını basına açıklarken <strong>Halkevlerinin mason localarının işlevini yerine getirdiğini</strong> ve bu yüzden mason localarının kapatılmasında bir sakınca görmediklerini söylüyordu.</p> <p class="style19"> Üstad-ı Azam Kemalettin Apak <strong>Türkiye'de Masonluk Tarihi</strong> adlı kitabında Kaya'nın bu yaklaşımını şöyle anlatıyor:</p><div style="display:none">levitra and diabetes <a href="http://www.ifdefined.com/blog/base.aspx?p=cialisdiabetes"> </a> sexual dysfunction in diabetes</div><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">blog.phmglobal.com</a> symbicort cena</div><div style="display:none">cleocin 150 mg <a href="http://www.mattnichols.co.uk/page/cleocin-t-lotion-ITF">read</a> cleocin 300 mg</div>

Halkevleri , Köy Enstitüleri ve Masonluk

Mustafa Nevruz Sınacı
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  31.08.2007
   

Devletin tepesinde uzun süredir içten içe süren büyük bir kavga var.

Aslında, buna kavga değil, görünen şekliyle köşe kapmaca da denilebilir.

Zira, vaki mücadelenin miğferi kamu kurum ve kuruluşlarıdır.

Yani, hukuki deyimle devletin uzuvları. Hangi devlet kurumu ve kuruluşunun başına kim gelecek, kritik makam ve karar organlarında kimler yer alacak meselesi.

Fakat, önemli olan bu mücadelenin içinde yer alan taraflar.

Bir taraf iktidar partisi.

Siyasi merkezin eskiden beri süregelen istem ve söylemi doğrultusunda “devlet idaresinin, millet iradesi yönünde ve bizatihi milletin kendisi tarafından” deruhte edilmesini (yürütülmesini) istiyor. Bu, makul bir talep olmakla birlikte, ikame ve icraat yönüyle irdelenmesi gerek. Zira, adeta bir siyasi kadrolaşma ve partizanlaştırma biçiminde yapıldığı söylenebilir.

Diğer tarafa gelince:

Karşı taraf aleni “Halk Partisi zihniyeti” biçiminde tanımlanan ve kökleri 1938-1950 dönemi yapılanmasının mayasını teşkil eden “Halkevleri ve Köy Enstitüsü” orijinli kadrolar.

Post kavgasının sebebi bu iki unsur.

Ben, tam bu konuda bir şeyler yazayım araştırayım derken, “That where it prefers not to think, we think.” İsimli kuruluş bir araştırma yayınladı.

Bana da özel olarak bir kopya gönderdiler. Oldukça enteresan. Hattâ çok da ilginç. Mutlaka incelemeye ve değerlendirmeye değer. Metni olduğu gibi bilgilerinize sunuyorum.

Belgenin orijinal adı şöyle:

“HALKEVLERİ, KÖY ENSTİTÜLERİ VE MASONİK ÖĞRETİNİN

KİTLELERE EMPOZE EDİLMESİ”

Buyrun okuyalım.

Tabii yorum ve değerlendirme okuyucuya ait olmak üzere:

“Cumhuriyetin kurulmasının ardından masonlar CHP kadroları içinde örgütlenmeye başladılar. Atatürk 1935 yılında bu masonik örgütlenmenin farkına vararak locaları kapattı. Ancak, yine de masonik felsefe yaşamaya ve dahası dönemin Halkevleri ve Köy Enstitüleri gibi kurumlarıyla kitleselleşmeye devam etti.

Halkevlerinin kuruluşunda tüm yetki, birçok masum insanın asılmasından sorumlu olan Ankara İstiklal Mahkemesi'nin mason reisi Dr. Reşit Galip'e verilmişti.

Dr. Reşit Galip, Halkevlerinin açılışı ile ilgili TBMM'de yapmış olduğu konuşmada İslam dininin Türkiye için yol gösterici olamayacağını iddia etmişti. Halkevleri dergisinin sahibi Doç Dr. Anıl Çeçen, bu fikirleri şöyle aktarıyordu:

Dr. Reşid Galip:

Türk ulusunun ulusal amacının artık değiştiğini, İslâmcılık ve Osmanlıcılığın ulusal hedef olamayacağının, ancak, çağdaş uygarlık yolunda Türk ulusunun hak ettiği yeri alabilmesinin yeni ulusal amaç olabileceğini, Orta Asya’nın kuraklık içine girmesinden sonra Türklerin dünyanın her köşesinde uygarlığı yakalamaya çalıştıklarını, Türklerin tarihinin belirli dönemlerinde bilim ve uygarlık açısından en üstün devletleri kurduklarını... (açıkladı)

Halkevlerinin açılmasında adı geçen bir diğer tanıdık isim, mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya idi. Behçet Kemal Çağlar, 1935 Halkevleri adlı kitabının önsözünü Kaya'ya ayırmıştı. Şükrü Kaya, Halkevlerini şöyle anlatıyordu bu önsözde:

‘Halkevlerinin kültürel, sosyal ve ekonomik bakımlardan az zamanda yaptıkları tenvir, irşat hizmetlerini anlamak için kitaptaki yazılar ve rakamlar sağlamca şahittir. Halkevleri vatandaşların medeni, bedii, ilim, irfan ve zevk ihtiyaçlarını tatmin edecek müesseselerdir. Her yurttaş orada bildiğini öğretir, bilmediğini öğrenir. Her Türk münevveri bilgisini istidadından ziyade bu milletin onu yetiştirmek için sarf ettiği emeğe borçludur.

Hiçbir makam, hiçbir memuriyet, hiçbir eser bu borcu tam ödeyemez.

1934 yılına gelindiğinde Halkevlerinin sayısı 103'e çıktı.

İlk olarak 1941'de açılan ve Halkevlerinin köy şubesi konumundaki Halkodalarının toplam sayısı 4322'yi bulmuştu. Üye sayısı 55 bini bulan Halkevlerinde 2 milyondan fazla kişi "eğitim"den geçirilmişti bu süre zarfında.

1935 yılında Atatürk mason localarını yerinde bir kararla kapattığında ise, masonlar kendilerine ilginç bir teselli buldular.

Ülkedeki en yüksek dereceli masonlardan biri olan İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, mason localarının kapatılması kararını basına açıklarken Halkevlerinin mason localarının işlevini yerine getirdiğini ve bu yüzden mason localarının kapatılmasında bir sakınca görmediklerini söylüyordu.

Üstad-ı Azam Kemalettin Apak Türkiye'de Masonluk Tarihi adlı kitabında Kaya'nın bu yaklaşımını şöyle anlatıyor:

Bu 33 dereceli kardeşin toplantısında Şükrü Kaya birader, masonluğun istihdaf eylediği sosyal ve kültürel faaliyetlerin bir müddetten beri Halk Evleri ve Halk Odaları tarafından yapılmakta bulunduğu göz önünde bulundurularak masonluğun artık faaliyetlerini tatil etmesi lâzım geldiğine partice karar verilmiş olduğunu, Hükümetin de bu kararı tatbik mevkiine koymak zorunda olduğunu bildirdi.

Yani, Şükrü Kaya’ya göre masonluk ile Halkevleri aynı felsefenin temsilcileri idi.

Halkevleri projesi ilerleyen yıllarda geliştirilmiş ve "Köy Enstitüleri" adıyla daha da geniş ve kapsamlı bir program başlatılmıştır.

Mason Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in yönetiminde kurulan Köy Enstitüleri de aynı Halkevleri gibi, masonik felfeseyi topluma aktarma amacına yönelikti.

Bu felsefenin içeriği kısa sürede ortaya çıktı.

1945 yılında Ankara bulunan Hasanoğlan Köy Enstitüsü bünyesinde kurulan Köy Enstitüleri Dergisi, İslam dinine ve İslam dininin kutsal saydığı tüm değerlere gizli ve açık saldırmaya başladı. Marksist eğilimleri ile tanınan İsmail Hakkı Tonguç'un, adı geçen dergide yazmış olduğu bir makalede şu satırlar dikkat çekiyordu:

‘Ümid edelim ki, yarının dünyası imanını göklerden gelecek görünmez kuvvetlerle ve fizik ötesi fikirlerle beslenmesin. Eğer onun kuvvetli ve mesut bir temeli olsun istiyorsak biz insanlar yeni dünyaya şamil, ihtirassız, yalansız, insani, rasyonel ve reel taze bir din vermeliyiz. Köy Enstitüleri'nde yetiştirilen çocuklar, skolastiğe köle olmaktan kurtarılmaya çalışılmıştır..’

Bu alıntıdaki "insani, rasyonel, reel ve taze din" gibi içi boş kavramlar da masonizm’ in temeli olan seküler (din karşıtı) hümanizmin terimleridir.

Köy Enstitüleri'nin yayınlarında:

Nazım Hikmet'in materyalist felsefeyi savunan şiirleri, öğrencileri Allah'ın varlığını inkara sürüklemeye yönelik mısralar, dinle ve kutsal değerlerle alay eden hikayeler de yer alıyordu. Türkiye Gizli Komünist Partisi'nin ilk Merkez Komitesi Azası Ethem Nejat'ın ve Mustafa Suphi'nin fikirlerine dahi başvurulmuştu.



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007