Siyaset28 Ağustos 2007 00:00

Mütareke Basını Nedir - Sacide Erçetin

" Basının para ile satın alınabilmesi, milletletlerarası yüksek para aleminin basın üzerinde gizli tesiri veyahut sadece yabancı devletlerin örtülü ödeneklerinin tesiri, işte bunların kamu oyunu aldatma ve yanılmasından gerçekten korkulur. Maddi mikropları yok etmek mümkün olamadığı gibi manevi mikropları da yok etmek mümkün değildir. Fakat, şahsın vücudunda cismani bir sıhhat yaratmak mümkün olduğu gibi, toplumsal bünyede de manevi bir sıhhat yaratmak ve bu suretle bir mukavemet zemini hazırlamak mümkündür. " ( 1930 Atatürk'ün el yazmaları Afet İnan. )levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesnaproxennatrium site naproxen kruidvatcialis forum cialis prodaja cialis bez receptaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena

Mütareke Basını Nedir?

Sacide Erçetin - Asa Haber
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  28.08.2007

 

Mütareke basını deyimi Mondros Mütarekesini savunan, işgale karşı çıkmayan, işgalcilerle işbirliği yapan sözde Türk Basınına denir.

Bu daha çok satılmışlığın bir ifadesi olarak kullanılmaktadır. Ülkemizin ölüm kalım savaşı olan Milli Mücadele yıllarımızı aşağıda belirttiğim gazetelerin halka yansıtma üslubuna bakınca bugünden hiçbir farkının olmadığını görmekteyiz.

            18 Mayıs 1919 Alemdar İşgal komutanını soylu buluyor "haklıyız ama boyun  eğmeliyiz" mantığı ile kitleleri uyuşturuyor tepkisizleştiriyor.

            20 Mayıs 1919 Vakit Gazetesi Damat Ferit Hükümetinin etrafında birleşme çağrısı yapıyor, önüne geçilmesini istediği aykırı düşünceler ise  Kuvayi Milliyeciler'in direniş düşüncesidir.

             2 Mart 1920 Peyam-ı Sabah: " Kuvayi Milliye ancak çetecilik yapar, vurur kırar geçirir."

             4 Nisan 1920 Alemdar : "Milli Teşkilatı yok etmek, millet için var olma meselesidir.Dahildeki Müslümanlar bilmelidir ki o alçaklara karşı çıkanlar dine, halifeye, millete unutulmaz hizmetlerde bulunmuş olacaklardır. "

            13 Nisan 1920 Peyam-ı Sabah : "Anadolu Türkler'i şeriat hükmüne ve padişah fermanına  dayanarak bu şaklabanlara hadlerini bildirmelidir." ( Şaklaban dedikleri bu vatanı bize armağan eden Mustafa Kemal ve arkadaşlarını kastediyor . )

             5 Ağustos 1920 Peyam-ı Sabah:  "Anadolu'nun henüz istilaya uğramayan yerlerini Mustafa Kemal'lerden, Ali Fuat'lardan, o ipsiz sapsız akılsız  Fikirsiz zorbalardan, canilerden temizlemelidir. Kan, can, mal ne pahasına olursa olsun temizlenmelidir. 14 Kasım 1919 Peyam-ı Sabah Mustafa Kemal ve Rauf bey ikbal hırsı içindedirler. Siyasetten habersizdirler. Milli Kuvvetler, ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar.  "

             Ulusalcı Hadisat Gazetesi Gerçekleri yaymak için direniyordu.

              " Bugün İstanbul'un bile işgal altında olduğu ortamda, İzmir'in Yunanlılar tarafından  işgali, gelecek için ciddi bir tehlike arz ediyor.İzmir de  1.239.782 Türk, 298.373 Rum'un esaretine terk edilmiştir. Göz yaşlarımızı bırakalım da aksın..... "

              Peyam-Sabah'da Ali Kemal Kuvayı Milliye ye karşı hükümet bildirisi ve fetvalar yayınlanır Bunlar İngiliz, Fransız, Yunan uçakları ile tüm Anadolu ya atılır. 

             Bu fetvalar şöyledir.

             "Padişahtan izinsiz olarak istilacılara (  yani ülkemizi işgal edenlere ) karşı direnen milliyetçileri ( Mustafa Kemal ve arkadaşları için ) tek tek veya topluca öldürmek, din gereği ve görevidir. Bu uğurda ölenler şehit, öldürenler gazi sayılır".

             Türk İslam Yükseltme ( Teali ) Cemiyeti şu bildiriyi yayınlıyordu : 

             "Ey Anadolu'nun masum ve mazlum ahalisi!..... (.......) Talat, Enver, Cemal, Mustafa Kemal gibi beş on eşkıyanın bedenini ortadan kaldırmak için gereken küçük özveriyi göze aldıramayarak ülkeyi ve kendilerini ebedi tehlikeden kurtarmak ve esenliğe çıkarmak yolunu kavrayamadı ve hala kavrayamıyor !... İngilizleri kızdırdınız üzerimize Yunanlıları musallat ettiler. Savaştan yenildikten sonra uslu oturmak ve yenilginin sonucuna katlanarak sabırla telafi etmekten başka çare var mıdır ?

             Ey yalancı ve azılı eşkıyalar..... yağmacılar.....kendinize ne hakla ne yüzle ne utanmazlıkla Kuva-yı Milliye unvanı veriyorsunuz ? Milleti öldürerek mahvederek milletin hakkını savunacaksınız öylemi? Utanmaz hainler, artık yetişir yakamızı bırakın. Cenab-ı Hakk'ın gazap ve laneti sizin üzerinizde olsun ... "

            Türk İslam Yükseltme (Teali) Cemiyeti'nin diğer bir bildirisi gazetelerde şöyle yer buluyordu.
           

              "Vatandaşa Bildiri"

            " Milli teşkilata aldanmayınız.....Ey Türk ve Müslüman kardaş ! Seni aldatmak isteyen hakimiyetten, milliyetten, dinden söz edene sor necisin, nerelisin, hangi köydensin? Anlarsın ki bunlar şeytan gibi kovulmuş ve senide ülkenden kovdurtmaya, öldürmeye, ve en sonunda malını paranı soymaya gelmiş yersiz yurtsuz Türk olmayan yabancılardır..... Bilmeyerek şu toprağa ihanet etme, hilafet ve saltanata bağlanmaktan ayrılma ..... "

            24 Mayıs 1919 The New York Times : "Emperyalizmin güçlü görüntüsü karşısında yılgınlığa kapılan Türk aydınları grubu işbirlikçilerle aynı paralelde çeşitli devlet mandaları arasında tercih yapmaya çalışırken ....yani bir anlamda sözde aydınlar "celladına aşık olma" sendromu yaşıyor. Hayalci Türk aydınları Amerikalıların yeni bir sömürgecilik düzeniyle Latin Amerika'yı ve Karayıp Adalarındaki ülkeleri nasıl sömürdüklerini bilmiyorlardı. Bunu bilmeyince Filipinlilerin bağımsızlık sağlamak için nice yıllar bekleyeceğini ve bu uğurda 2. Dünya savaşında Amerika uğruna nice kanlı savaşlara sahne olacağını elbette kestiremezlerdi".

            Türk basının aksine yabancı basın daha gerçekçi görünüyordu.

            Yine aynı yıllarda İstanbul basını satılmışlığın belgelerini hazırlarken, Anadolu basını özgürce yazıyordu ama ulaştığı alan çok kısıtlıydı.

            İşgale İstanbul basını zararı yok karşı çıkmayalım engellemeyelim, onlar soylu insanlar, işbirliği yapalım derken, 

             Giresun'da yayınlanan Işık Gazetesi " İğrenç Dram" başlığı ile gerçekleri tarihe kaydediyordu.

             " Hak ve adalet niyetleriyle avutulan yetim Türkler pek açı ve üzücü bir sarsıntı ile gözlerini açtılar. İzmir bu Türk semasının parlak ülkesi şımarık bir palikaryanın kirli ve adi kucağına atılmak istenir. Göklerden şahikalar yağsa, dağlardan kanlı volkanlar fışkırsa, denizler taşsa da araziyi tufanlara boğsa idi, Türklüğe islam alemine belki o kadar etki edilemezdi. Hayat için güneş, görmek için göz, karanlık için ışık ne ise İslamiyet Türklük içinde İzmir aynı değeri, aynı üstünlüğü taşır.

            Elinde adalet meşalesi, dilinde hürriyeti akvam ( ulusların özgürlüğü )...... cihana haykıranlar nerede ?
            Hani Büyük Britanya'nın mertliği, vefa duygusuna sahip büyük insanları ne oldu ?
            Asil Fransa evlatları nereye saklandı ?
           
            Yoksa bu adaletler, bu mertlikler, bu arzular yalnız mağlupları aldatmak için icat edilmiş sahte, yalancı, yaldızlı hileler midir ?..."


            5 Ocak 1921 Ögüt Gazetesi

             " Baştan aşağıya İngilizlere, Fransızlara, Yunanlılara dalkavukçuluk, yardakçılık......"  akılları sıra İstanbul Hükümeti namına propaganda yapıyorlar; fakat netice itibariyle bütün propagandalar hükümet aleyhine öteden beri devam ede gelen cereyanları kuvvetlendirmekten başka bir şeye yaramıyor. Bilhassa bunlardan yarısı hissiz, vatansız, menfaatperest, her kumandaya ayak uydurur bir gazete vardır ki insan bu gazeteyi tiksinmeden okuyamıyor ! "

            Bu gazeteler yerine günümüz gazetelerini oturtursak eğer hiçbir şeyin değişmediğini görürüz.

            Her döneme göre kalem oynatanların, siyasilerin güdümündeki medyadan başka sonuçlar beklenemez. 

            Bu dünde böyleydi bugünde böyle.

            Okurlar gazeteler için değil, gazeteler okur için gereklidir. 

            Bunu gazete patronlarının unutmaması gerekir, okuyanlar olmazsa şayet senin gazeten hiçbir işe yaramaz.

               Gazeteyi güçlü yapan yazar kadrolarıdır, dürüst gerçeklerin ışığında halkı aydınlatan EMİN ÇÖLAŞAN gibi olanlardır. 

              Evet fazla yoruma gerek yok yaldızlı hileler, ayak oyunları, entrikalar halen devam etmektedir. Demokrasiler bile parayla satın alınır oldu. Günümüzde değil insanlık, ar, namus,vatanseverlik, Atasına saygı sevgi hepsi yalan oldu. 

            Namertler mert oldu.

            Bu satılmışlarla satılmamışların mücadelesidir.

           " Basının para ile satın alınabilmesi, milletletlerarası yüksek para aleminin basın üzerinde gizli tesiri veyahut sadece yabancı devletlerin örtülü ödeneklerinin tesiri, işte bunların kamu oyunu aldatma ve yanılmasından gerçekten korkulur. Maddi mikropları yok etmek mümkün olamadığı gibi manevi mikropları da yok etmek mümkün değildir. Fakat, şahsın vücudunda cismani bir sıhhat yaratmak mümkün olduğu gibi, toplumsal bünyede de manevi bir sıhhat yaratmak ve bu suretle bir mukavemet zemini hazırlamak mümkündür. "  ( 1930 Atatürk'ün el yazmaları Afet İnan. )




Kaynak :  İşgal ve Direniş H. Cevizoğlu, Kurtuluş savaşında Türk Basını Dr. İzzet Öztoprak


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007