|
|
|
Mütareke
basını deyimi Mondros Mütarekesini savunan, işgale karşı
çıkmayan,
işgalcilerle işbirliği yapan sözde Türk Basınına
denir.
Bu daha çok
satılmışlığın
bir ifadesi olarak kullanılmaktadır. Ülkemizin
ölüm kalım
savaşı olan Milli Mücadele yıllarımızı aşağıda belirttiğim
gazetelerin
halka yansıtma üslubuna bakınca bugünden
hiçbir farkının olmadığını
görmekteyiz.
18 Mayıs 1919
Alemdar İşgal komutanını soylu
buluyor "haklıyız ama
boyun eğmeliyiz" mantığı ile kitleleri
uyuşturuyor
tepkisizleştiriyor.
20
Mayıs 1919 Vakit Gazetesi Damat Ferit
Hükümetinin etrafında birleşme çağrısı
yapıyor, önüne geçilmesini
istediği aykırı düşünceler ise Kuvayi
Milliyeciler'in direniş
düşüncesidir.
2 Mart 1920
Peyam-ı Sabah: "
Kuvayi Milliye ancak çetecilik yapar, vurur kırar
geçirir."
4 Nisan 1920
Alemdar : "Milli
Teşkilatı yok etmek, millet için var olma
meselesidir.Dahildeki Müslümanlar bilmelidir ki o
alçaklara karşı
çıkanlar dine, halifeye, millete unutulmaz hizmetlerde
bulunmuş
olacaklardır. "
13 Nisan 1920 Peyam-ı Sabah
: "Anadolu
Türkler'i şeriat
hükmüne ve padişah fermanına dayanarak bu
şaklabanlara hadlerini
bildirmelidir." ( Şaklaban dedikleri bu vatanı
bize armağan eden Mustafa Kemal ve arkadaşlarını kastediyor .
)
5 Ağustos 1920 Peyam-ı Sabah: "Anadolu'nun henüz
istilaya uğramayan
yerlerini Mustafa Kemal'lerden, Ali Fuat'lardan, o ipsiz sapsız
akılsız Fikirsiz zorbalardan, canilerden temizlemelidir. Kan,
can, mal
ne pahasına olursa olsun temizlenmelidir. 14 Kasım 1919 Peyam-ı Sabah
Mustafa Kemal ve Rauf bey ikbal hırsı içindedirler.
Siyasetten
habersizdirler. Milli
Kuvvetler, ateş olsalar cürümleri kadar yer
yakarlar.
"
Ulusalcı
Hadisat Gazetesi Gerçekleri yaymak için
direniyordu.
"
Bugün İstanbul'un bile işgal altında olduğu ortamda,
İzmir'in Yunanlılar tarafından işgali, gelecek
için ciddi bir tehlike
arz ediyor.İzmir de 1.239.782 Türk, 298.373 Rum'un
esaretine terk
edilmiştir. Göz yaşlarımızı bırakalım da aksın..... "
Peyam-Sabah'da
Ali
Kemal Kuvayı Milliye ye karşı hükümet bildirisi ve
fetvalar yayınlanır
Bunlar İngiliz, Fransız, Yunan uçakları ile tüm
Anadolu ya atılır.
Bu fetvalar şöyledir.
"Padişahtan
izinsiz olarak istilacılara ( yani ülkemizi işgal
edenlere
) karşı direnen milliyetçileri ( Mustafa Kemal ve arkadaşları
için
) tek tek veya topluca öldürmek, din gereği ve
görevidir. Bu uğurda ölenler şehit,
öldürenler gazi sayılır".
Türk İslam
Yükseltme ( Teali ) Cemiyeti şu bildiriyi
yayınlıyordu :
"Ey Anadolu'nun masum ve mazlum ahalisi!..... (.......) Talat, Enver,
Cemal, Mustafa Kemal gibi beş on eşkıyanın bedenini ortadan kaldırmak
için gereken küçük
özveriyi göze aldıramayarak ülkeyi ve
kendilerini
ebedi tehlikeden kurtarmak ve esenliğe çıkarmak yolunu
kavrayamadı ve
hala kavrayamıyor !... İngilizleri
kızdırdınız üzerimize Yunanlıları
musallat ettiler. Savaştan yenildikten sonra uslu oturmak ve yenilginin
sonucuna katlanarak sabırla telafi etmekten başka çare var
mıdır ?
Ey yalancı ve azılı eşkıyalar.....
yağmacılar.....kendinize ne hakla ne yüzle ne utanmazlıkla
Kuva-yı
Milliye unvanı veriyorsunuz ? Milleti öldürerek
mahvederek milletin
hakkını savunacaksınız öylemi? Utanmaz hainler, artık yetişir
yakamızı
bırakın. Cenab-ı Hakk'ın gazap ve laneti sizin üzerinizde
olsun ... "
Türk
İslam Yükseltme (Teali) Cemiyeti'nin diğer bir bildirisi
gazetelerde şöyle yer buluyordu.
"Vatandaşa Bildiri"
" Milli
teşkilata aldanmayınız.....Ey Türk ve
Müslüman kardaş ! Seni
aldatmak isteyen hakimiyetten, milliyetten, dinden söz edene
sor
necisin, nerelisin, hangi köydensin? Anlarsın ki bunlar şeytan
gibi
kovulmuş ve senide ülkenden kovdurtmaya,
öldürmeye, ve en sonunda
malını paranı soymaya gelmiş yersiz yurtsuz Türk olmayan
yabancılardır..... Bilmeyerek şu toprağa ihanet etme, hilafet ve
saltanata bağlanmaktan ayrılma ..... "
24 Mayıs 1919 The New York Times
: "Emperyalizmin
güçlü
görüntüsü karşısında yılgınlığa
kapılan Türk aydınları grubu
işbirlikçilerle aynı paralelde çeşitli devlet
mandaları arasında tercih
yapmaya çalışırken ....yani
bir anlamda sözde aydınlar "celladına aşık
olma" sendromu yaşıyor. Hayalci Türk aydınları Amerikalıların
yeni bir
sömürgecilik düzeniyle Latin Amerika'yı ve
Karayıp Adalarındaki
ülkeleri nasıl sömürdüklerini
bilmiyorlardı. Bunu bilmeyince
Filipinlilerin bağımsızlık sağlamak için nice yıllar
bekleyeceğini ve
bu uğurda 2. Dünya savaşında Amerika uğruna nice kanlı
savaşlara sahne
olacağını elbette kestiremezlerdi".
Türk
basının aksine yabancı basın daha gerçekçi
görünüyordu.
Yine aynı yıllarda İstanbul basını satılmışlığın belgelerini
hazırlarken, Anadolu basını özgürce yazıyordu ama
ulaştığı alan çok
kısıtlıydı.
İşgale İstanbul basını zararı yok karşı çıkmayalım
engellemeyelim, onlar soylu insanlar, işbirliği yapalım
derken,
Giresun'da yayınlanan Işık Gazetesi "
İğrenç Dram"
başlığı ile gerçekleri tarihe
kaydediyordu.
" Hak ve
adalet niyetleriyle avutulan yetim Türkler pek
açı ve üzücü bir sarsıntı ile
gözlerini açtılar. İzmir bu Türk
semasının parlak ülkesi şımarık bir palikaryanın kirli ve adi
kucağına
atılmak istenir. Göklerden şahikalar yağsa, dağlardan kanlı
volkanlar
fışkırsa, denizler taşsa da araziyi tufanlara boğsa idi,
Türklüğe islam
alemine belki o kadar etki edilemezdi. Hayat için
güneş, görmek için
göz, karanlık için ışık ne ise İslamiyet
Türklük içinde İzmir aynı
değeri, aynı üstünlüğü taşır.
Elinde adalet
meşalesi, dilinde hürriyeti akvam ( ulusların
özgürlüğü )...... cihana
haykıranlar nerede ?
Hani Büyük Britanya'nın mertliği, vefa duygusuna
sahip büyük insanları ne oldu ?
Asil Fransa evlatları nereye saklandı ?
Yoksa bu adaletler, bu
mertlikler, bu arzular yalnız mağlupları
aldatmak için icat edilmiş sahte, yalancı, yaldızlı hileler
midir ?..."
5 Ocak 1921
Ögüt Gazetesi
" Baştan
aşağıya İngilizlere, Fransızlara,
Yunanlılara dalkavukçuluk, yardakçılık......"
akılları sıra İstanbul
Hükümeti namına propaganda yapıyorlar; fakat netice
itibariyle bütün
propagandalar hükümet aleyhine öteden beri
devam ede gelen cereyanları
kuvvetlendirmekten başka bir şeye yaramıyor. Bilhassa bunlardan yarısı
hissiz, vatansız, menfaatperest, her kumandaya ayak uydurur bir gazete
vardır ki insan bu gazeteyi tiksinmeden okuyamıyor ! "
Bu gazeteler yerine günümüz gazetelerini
oturtursak eğer hiçbir şeyin değişmediğini
görürüz.
Her döneme göre kalem oynatanların, siyasilerin
güdümündeki medyadan başka
sonuçlar beklenemez.
Bu dünde böyleydi bugünde böyle.
Okurlar gazeteler için değil, gazeteler okur için
gereklidir.
Bunu gazete patronlarının unutmaması gerekir, okuyanlar olmazsa şayet
senin gazeten hiçbir işe yaramaz.
Gazeteyi güçlü yapan
yazar
kadrolarıdır, dürüst gerçeklerin ışığında
halkı aydınlatan EMİN ÇÖLAŞAN
gibi olanlardır.
Evet fazla yoruma gerek yok yaldızlı hileler, ayak
oyunları, entrikalar halen devam etmektedir. Demokrasiler bile parayla
satın alınır oldu. Günümüzde değil insanlık,
ar, namus,vatanseverlik,
Atasına saygı sevgi hepsi yalan oldu.
Namertler mert oldu.
Bu satılmışlarla satılmamışların mücadelesidir.
" Basının para ile satın
alınabilmesi, milletletlerarası yüksek para
aleminin basın üzerinde gizli tesiri veyahut sadece yabancı
devletlerin
örtülü ödeneklerinin tesiri, işte
bunların kamu oyunu aldatma ve
yanılmasından gerçekten korkulur. Maddi
mikropları yok etmek mümkün
olamadığı gibi manevi mikropları da yok etmek mümkün
değildir. Fakat,
şahsın vücudunda cismani bir sıhhat yaratmak
mümkün olduğu gibi,
toplumsal bünyede de manevi bir sıhhat yaratmak ve bu suretle
bir
mukavemet zemini hazırlamak mümkündür. "
( 1930 Atatürk'ün el yazmaları
Afet İnan. )
Kaynak : İşgal
ve Direniş H. Cevizoğlu, Kurtuluş savaşında Türk Basını Dr.
İzzet Öztoprak
|
|
|
 |
|