Siyaset28 Ağustos 2007 00:00

Mikulaş Şarközi ve Çocuk - Kıymet Nadir Bindebir

''Çocuk yok'' dendimiydi akan ticari hayat durur. Cinsel hayat, dinsel hayat (bkz. bisküvili, kekli Kuran kursları), ticari hayat ancak çocuk istismarıyla şikayetsiz yürür ülkemizde. discount drug coupons click free discount prescription cardcialis manufacturer coupon open drug coupon cardabilify link abilify

Mikulaş Şarközi ve Çocuk

Kıymet Nadir Bindebir
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  28.08.2007
   

 

Yanlış yazmadık, dalga da geçmiyoruz. Adam Macar asıllı, Nicholas'ın Macarcası Mikulaş, S de yanında Z'si yoksa Ş okunur. Biliyoruz ki konuşuyoruz.

İki hafta önce Le Monde-Liberation'da ve her yerde çıktı haber:

Fransa'da onsekiz yıl hapiste yatmış 61 yaşındaki bir sübyancıya doktorun biri Viagra reçetesi yazmış, sübyancı da gidip 5 yaşındaki bir Türk –pardon Türk değil Türkiyeli ymiş- çocuğunu evinin önünden kaçırıp tecavüz etmiş.

Şarközi küplere biniyor, sübyancıların hapisten salıverildikten sonra da hastanelere kapatılması için mücadele ediyor.

Kasım ayında Parlamento'ya sunulacak yeni cezaevi yasasına cinsel suç işleyenlerin erken serbest bırakılmalarını engelleyen hükümler konulması için de talimalar yağdırıyor, mağdur çocuğun ailesini Elysee Sarayı'na davet edip her türlü destek sözü veriyor.

Cinsel suçları önlemek için olabildiğince sert tedbirler almaktan yana Fransa Cumhurbaşkanı Şarközi'ye helal diyoruz! (Ben bu adamın Türkiye'ye, kıvırtmadan, lafı eğip bükmeden ''tam üyelik falan yok, ortaklık var, fazla heveslenmeyin'' demesini de takdir ederim zaten).

Cumhurbaşkanı dediğin de böyle olmalıdır işte, gelecek nesillere sahip çıkmalıdır.

Yasalarla koruma altına almalı, gerektiğinde küçükleri esirgeme adına hukukun hamurunu sertleştirebilmelidir. Bu işler 'Cumhurbaşkanlığı sarayları herkesindir' deyip bahçesini piknikçilere açmakla olmaz, en korunmasızdan, yani öncelikle sabi sübyandan başlayarak insanına sahip çıkarsın, cumhur da zaten o sarayların da kendisine ait olduğunu bilir. Nitekim mağdur Türk çocuğunun ailesi sarayda ağırlanmış .

Kendi cinsel gelişiminde olmayan çocuk yaşta kişilerle cinsel ilişki kuran ruh hastalarından bahsedip bir de Cumhurbaşkanı falan deyince aklıma başka bir olay geldi.

2001 yılında İngiltere Kraliçesi Elizabeth'in atamasıyla işbaşına gelen Avustralya Genel Valisi Hollingworth 2003 yılında kendi kararıyla istifa etti. Atanmasının üzerinden sadece iki yıl geçmişti.

Genel Vali'yi istifaya, 40 yıl önce 14 yaşındayken kilisede Piskoposların cinsel tacizine uğrayan bir kadın zorladı.

Kadın, Hollingworth Brisbane Başpiskoposu iken Başpiskoposluğa bağlı Piskoposlardan birinin kendisine tecavüz ettiği iddiasıyla ortaya çıktı. Hollingworth 'olayı bildiği halde' çocuğu korumamış, Piskoposu cezalandırmamış, tecavüze gözyummuş olmakla suçlandı. Kraliçe'nin atadığı Genel Vali bu suçlama karşısında bir süre direndiyse de sonunda istifa etmek zorunda kaldı. 40 yıl önce başkasının iğfal ettiği kadın, tecavüzü bildiği halde engellemek için birşey yapmayan Genel Valiyi koltuğundan etti.

Devlet Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı gibi makamlar iğneli fıçı. Pedofili ise psikopatalojik bir durum.

Şarközy çocuk istismarcılarına savaş açmış, Avustralya Genel Valisi 40 yıl önceki tecavüz vakasını kucağında pimi çekilmiş bomba halinde bulmuş. Şimdi iş bizim Cumhurbaşkanlarına gelince çocukları koruma konusunda hassasiyet göstermeye kalksalar işleri gerçekten zor.

Türkiye çocuğun özellikle cinsel istismarı konusunda ne kadar uçkuru gevşekse bir o kadar da ağzı sıkıdır.

Daha adet görmemiş kızları babası, dedesi yaşında adamlara nikahlayanları falan geçtik, 17 aylık bebeğe annesinin gözü önünde aylarca tecavüz edildi bu memlekette.

Siyasetçiler, kendi çocuklarını Meclis'e yallahlamak için seçilme yaşını küçültmeye çalışacaklarına, çocuk yaşta kızların okullarından koparılıp tohuma kaçmış adamlara satılmalarını, nikahlanmalarını engelleyecek, korumasız sabi sübyanı gözüdönmüş büyüklerinden koruyacak, tarlalarda çalışmaya giderken devrilen traktörlerde ölmelerine bir son verecek yasal düzenlemeleri de yapmalıdırlar diyeceğiz ama, siyasetçi de ne yapsın. Annesi hem annesi hem teyzesinin kızı, babası da hem babası hem amcası, hem eniştesi. Yasaların birinci derece akrabaların dahi evlenmesine bile izin verdiği, 14 yaşındaki kızların ailelerin izniyle evlendirilebildiği bir ülke Türkiye.

Aile örgüsü karışık, ilişkiler marazi.

Çocukların çalıştırılmasına gelince; Türkiye'de tarım da ticaret de 'çocuklar'ın sırtında döner.

Kaportacıya gidersin, 'çocuk yok' derlerse araban o gün yapılamaz.

Bakkala 50 milyon banknot verirsin, çocuk ortada yoksa o para bozdurulup üstü verilemez. Telefon eder içme suyu istersin, 'Abla çocuk burda yok , gelince göndereyim' der.
Mobilyacıya gidersin çocuk yoksa fatura kesilemez....bu böyle uzar gider.

''Çocuk yok''
dendimiydi akan ticari hayat durur.

Cinsel hayat, dinsel hayat (bkz. bisküvili, kekli Kuran kursları), ticari hayat ancak çocuk istismarıyla şikayetsiz yürür ülkemizde.

Demek ki efendim kıssadan hisse neymiş?

Biiir; Devlet Başkanları pedofiliye göz yumanlar ve pedofiliye savaş açanlar olarak ikiye ayrılırmış.

İkiii; din adamından Devlet Başkanı olmazmış, olsa da görev süresi kısa olurmuş.

Üüüüç; başka bir ülkenin atamasıyla göreve gelen Devlet Başkanları'nın görev süresini tamamlamasına, kendi ülkelerinin iç dinamikleri izin vermezmiş.

Dööört; çocuklar olmasa Türkiye ekonomisi hırp diye çökermiş.

ABDullah Gül'ün sabi sübyanı himayeden yana tavır alacağını umuyor,

Sayın CUMHURBAŞKANIM Ahmet Necdet Sezer ve muhterem eşini, içim acıyarak, sonsuz saygılarımla uğurluyorum.


 


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007