Samimi
görüntüsü vermişti.
Ne ilk yanılışım oldu ne de son
Benimle ilk konuştuğunda yıllar önce samimi bir konuşma
yaptığını sanmıştım.
Sonra görmekle kalmadım tanıdım.
O hiçbir zaman samimi olamazdı.
İnsanları
korkularına göre kategorize eden.
Dünü, bugünü, yarını,
önü, sonu, gençliği, yaşlılığı asla
olamayacak
bir amip;
sevdası olmuş mudur, yüreği acıyla hiç yanmış
mıdır,hiç ilaç
almadan rahat bir uykusu var mıdır, hiç gözlerini
ıslatarak yürekten
gülmenin anlamını tadmış mıdır, isterik krizlerini demiyorum,
insanca
duygulardan bahsediyorum�
Sanmıyorum.
Özde
şirret, sözde demokrat
Tanrının sizi terk ettiğini hissettiğinizde o yanınızda biter.
İnancınız, imanınız tam değilse destur savuş deyip, bildiğiniz duaları
okuyup, tanrıya sığınmazsanız, son sürat kaçıp
kurutulamazsanız,
ruhunuzu ele geçirir.
Dokunduğu an
çürürsünüz.
Türkiye'nin çürüklerinin altında
onun ve onun tarikatının meczuplarının imzası vardır.
Linç etmek isterse insanların özel yaşamını irdeler.
Kişilere lakap takar.
O her şeyi
yapar, ama sonra pişmanlık ifade eder, ama sonra yine yapar.
Sonra yeniden, yeniden
Bitti sandığınız an yeniden.
Onu takip
ederken "Yılanın beli
kırılır"
Ona entellektüel diyen, onun şaraptan anladığını sanan, onun
bir
kültürü var zanneden yarı cahil bir takımla
yol alıyor son sürat
Tanrısı para, milleti para,zilleti para
Savaş sever ama savaşmayacak, barıştan yana ama barış ona para
kazandıracak,
Güçlüyken herkesle iyi, zayıfa
düşman..
Dostu var mı? Aldatmadığı kimse? Kirletmediği beyaz?
Yok!
Kalmadı!
Çıkarı için torununu...
Neyse...
Dün
o koltuk için gözyaşı döktü,
Ankara Hilton otelinde...
Bugün, Abdullah Gül ile ilgili yazıyor...
Olmasın Cumhurbaşkanı diye...
Niye dersiniz...
Türkiye'yi düşünüyor...
Güldürmeyin beni...
Hasan Doğan
ile Ethem Sancak konuşursa,
"bak
böyle yaz da baş efendiyle
aran düzelsin dedik yazdı"
derlerse, yandı gülüm keten helvan....
Seni
omurgasız fırıldak seni!
Senden yazar olacak, sen aydın olacaksın, sen entelektüelsin
öyle mi
Hadi oradan be
O kadar ucuz mu sandın.
Adını koymadım buraya kadar ama siz
hemen Ertuğrul Özkök dediniz değil mi?
Evet onu anlatıyorum.
Bugün Emin Çölaşan ile ilgili yazmış.
Bana da; "Akşamdan
atıldığında ne oldu" demiş.
Bak arşive anlarsın ne olduğunu.
Ben sevdama baş koymuşum, Türkiye için
ölürüm, değil işten kovulmak, assalar
kaç yazar.
Sen Emin Çölaşan'ın duruşunun gölgesinde
semirip, o gölgeyi kendi gölgen sanmaktasın.
Yarın Bekir Çoşkun ve Emin Çölaşan
kürek mahkumluğuna on birinci
kayıkta devam etme kararı alırsa, sen de kayık ara kendine.
Son
günlerde ziyaret ettiğin yerlere bir de öz
geçmiş bırak, belki işe
alırlar.
Alacaklara senin kılavuzun olacak birkaç yazından
örnek sunacağım.
Okusunlar senin insanlığını, okusunlar senin uzak
görüşlülüğünü.
Okusunlar da aydınlansınlar, senin karanlığında, kan ve
gözyaşı ne
anlama geliyor
Senin dediklerin yapılsaydı ne olurdu görsünler,
senin
önerilerinin kimin önerisi olduğuna baksınlar�
Ben herkesi
Hürriyet'i ve Ertuğrul Özkök'ü
protestoya, çağırıyorum.
Elimizden ne geliyorsa,yapıp bugün Emin
Çölaşan'a yapılmak istenene
karşı çıkmalıyız.
Dün
Turgut Özal, Tansu Çiller istedi olmadı,
bugün
niye oluyor...
Biz fikrimize sarılmak istenen zinciri parçalayıp atalım.
Çünkü
bu adamlara acıyan onların zulmüne ortak demektir.
|