Siyaset23 Ağustos 2007 00:00

Jak Kamhi Cumhuriyeti - Aydınlık

J. Kamhi'nin, "ABD, AB ve İsrail'in barış için çabaladığı" yalanlarını hiç utanmadan söylediği mekânda, Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bulunması "iyi olmuştur" denebilir mi? Yaşar Büyükanıt, bu mekanda bulunmak zorunda mıdır? Yaşar Büyükanıt'ın yüzüne karşı söylenen bu laflardan sonra Mehmetçiklerimizin, üst rütbeli komutanlarımızın cenazelerinde söylenen sözlerin ne kadar ağırlığı kalmıştır?cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienew prescription coupons sporturfintl.com online cialis coupons

Jak Kamhi Cumhuriyeti

Aydınlık
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  31.07.2007
 
8-9 Ağusstos 2007 günleri medyada Köksal Toptan'ın TBMM Başkanlığına aday olarak gösterileceği haberleri nin arasında "göze çarpmayan" bir haber yer aldı:

Profilo Holding'in kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Jak Kamhi, başarılı çalışmalarından ötürü "Devlet Üstün Hizmet Madalyası"yla ödüllendirilecekti.

Kamhi, ödülünü 16 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in elinden alacaktı.

O günlerde dikkat çekmeyen haber, 16 Ağustos 2007 günü diğer haberlerin önüne geçti.

Çünkü madalya törenine Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ta katılmıştı.

Sadece Büyükanıt mı?

Cumhurbaşkanı Sezer ve eşi Semra Sezer,
TBMM Başkanı Köksal Toptan,
Recep Tayyip Erdoğ
an,
Abdullah Gül,
Kuvvet Komutanları
,
YÖK Ba
şkanı Erdoğan Teziç,
TOBB Ba
şkanı Rifat Hisarcıklıoğlu,
Türkiye Musevileri Hahambaşı İshak Haleva da oradaydı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 20 Ağustos Pazartesi günü başlayacağı hatırlanacak olursa, Yaşar Büyükanıt'ın katıldığı tören, gazeteciler için "bulunmaz nimet" sayılırdı.

Belki de Yaşar Büyükanıt, Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin mesaj vermek için törene katılmıştı.

Ancak Yaşar Büyükanıt, bu konuya ilişkin mesaj vermedi. Soruları " dükkân kapalı" esprisi ile geçiştirdi.
1983 yılında kabul edilen Madalya ve Nişanlar Kanunu uyarınca Sakıp Sabancı, Rahmi Koç, İbrahim Bodur, Selçuk Yaşar, Ayhan Şahenk, Halis Toprak, Şakir Eczacıbaşı gibi holding patronları da aynı madalya ile ödüllendirilmişlerdi.

Ancak daha önce "Devlet Üstün Hizmet Madalyası " törenlerinde "devletin zirvesinin" buluştuğunu kimse hatırlamıyordu.

JAK KAMHİ' Yİ ÖVMEK İÇİN ATATÜRK'E'E İFTİRA EDİLİYOR

Cumhurbaşkanı Sezer, madalya töreninde yaptığı kısa konuşmada:

"Atatürkçü düşünceye içtenlikle bağlı Sayın Kamhi, başkanlığını uzun yıllar sürdürdüğü İktisadi Kalkınma Vakfı aracılığıyla ve kişisel çabalarıyla, Atatürk'ün Türk Ulusuna hedef gösterdiği kalkınma ve çağdaşlaşma yolunda önemli bir aşama olan Avrupa Birliği yönelimine güçlü destek sağlamıştır"

diyordu.


Cumhurbaşkan
ı Sezer, Avrupa Birliğ ine yönelimi, "Atatürkçü düşünceye içtenlikle bağlı olmanın sonucu" olarak göstermese, bu cümlenin üzerinde durmaya gerek olmazdı .

Çünkü Sezer, AB'nin Türkiye'ye dayatmalarına karşı açık bir tutum almamıştı. Ne var ki; AB Komiserlerinin "Kemalizm'i unutun" direktifleri ortada iken, Jak Kamhi'yi övebilmek için "teslimiyetçi politikaları" Atatürk'e dayandırmaya kalkması, Jak Kamhi'ye verilen önemin göstergesi oluyordu.

Cumhurbaşkanı Sezer, konuşmasına şöyle devam etti:

"...
Sayın Kamhi, ülkemizin tanıtılması ve uluslararası alanda karşılaştığı sorunların giderilmesi yolunda yılmadan ve içten bir özveriyle çalışmalarını sürdürmektedir. Sayın Jak Kamhi bu yurtseverliği ve çalışkanlığı ile Ulusumuzun övgüsünü kazanmıştır..."

Jak Kamhi'nin "yurtseverliğ
i" ve "uluslar arası alanda karşılaştığımız sorunların giderilmesi yolundaki" çalışkanlığı ile ulusumuzun övgüsünü kazandığı" görüşü, ilk bakışta "sıradan" bir cümle izlenimi yaratıyor. Jak Kamhi'nin kimliğine ilişkin olgular yan yana getirildiğinde, bu sözlerin anlamı değişiyor.

JAK KAMHİ'NİN İTİBARI

Jak Kamhi kendisi ile yapılan bir röportajda 2000'E DOĞRU Dergisi'ne şunları söylemişti:

"Kimseden saklamıyorum. Gayet normaldir ki, benim İsrail'e karşı gayet
müspet hislerim var. Bu tabii bir şeydir. Bunun önüne çı kılamaz. Benim İsrail'e karşı sempatim olması, İsrail'in Türkiye ile iyi ilişkilerini arzu etmem, birçok konuda müspet ilişkilere girilmesi, İsrail ile barışa kavuşulması temennilerim, görüşüm olur ama iddiam olmaz. Türkiye-İ srail ilişkilerini tayin edecek olan Dışişleri Bakanlığı'dır." Jak Kamhi İsrail ile ilişkiler konusunda topu hükümete atıyordu ama 1991 yılında Akbulut Hükümeti sı rasında Dışişleri Bakanı Kurtcebe Alptemuçin'den aldığı "üstün hizmet madalyası" devletler arasındaki ilişkide etkinliğinin sonucuydu. Jak Kamhi, bu gün daha rahat konuşuyor.

Türkiye'nin şehit cenazeleri ile sars
ı ldığı, çarşılarında patlayan bombalarla sallandığı, mayınlarla boğuştuğu günlerde, SK'in İşveren Dergisi'nin Haziran 2007 tarihli sayısında, AKP'yi överken şunları söylüyordu:

"...Türkiye'nin ABD ile ilişkileri sıhhatli bir seviyeye ulaşmaktadır. Ayrıca AB ile ilişkilerin müzakere seviyesine erişmesi, politik yönümüzün sıhhatli olduğunun işaretini veriyor. Sosyal politikalara gelince, kademeli bir şekilde AB kriterlerine uyma mecburiyetindedir..."

Kendisine tekrar "Üstün Hizmet Madalyası" verileceği açıklandıktan sonra J. Kamhi, AB, ABD, İsrail ve Türkiye gibi tarafların bir araya gelmesiyle pek çok soruna çözüm üretilebileceğini vurguluyor ve çeşitli ülkelerde üst düzeylerde kurduğu ilişkiler ve işbirlikleri sonucu önemli bilgilere sahip olduğunu belirtiyor.
Jak Kamhi'nin bir özelliği de Türkiye'ye gelen üst düzey abd diplomatlarına "evinde yemek veriyor" olması.

Türkiye'de görev yapan abd büyükelçileri, sonradan başka görevlerle Türkiye'ye geldiklerinde istisnasiz j. Kamhi'nin misafiri oluyorlar.

J. Kamhi, bilderberg'in de davetlileri arası
nda. 

Avrupa'nı
n "creme de la creme" işadamı örgütü olarak bilinen Avrupa sanayicileri yuvarlak masası, ert'ye 1991 yılında üye olarak çağrılan ilk Türk sanayicisi olan Kamhi, uluslararası alanda yaptığı çalışmalar nedeniyle Fransa hükümeti'nden 1991 yılında "Legion d"Honneur", 1997"de Fransa Cumhurbaşkanı'ndan "Commandeur dans l"Ordre National du Merite", 2003 yılında İspanya Kralı'ndan "Commander of the Order of the Spanish Civil Merit" nişanlarını almıştı.

Kamhi'nin ödülleri arasında; 1992 yılında Türk-Amerikan Dostluk Konseyi tarafından verilen liderlik ödülü, 2003 yılında Türkiye Hahambaşılığı-Türk Musevi Cemaati"nin "Takdir ve Teşekkür" plaketi bulunuyor.

AZILI AB YANDAŞLIĞI

J. Kamhi, Cumhurba

Jak Kamhi Cumhurbaşkanı  Sezer'in (farklı kelimelerle) belirttiği gibi "azılı bir AB yandaşı"...
J. Kamhi'nin kurucusu bulunduğu (İKV) İktisadi Kalkınma Vakfı'nın öncülüğünde; TOBB, DİSK, TESEV, Türk-İş, TİM, İSO, İTO, YASED, TÜRSAB, ATO, Kal-Der, MÜSİAD, TİSK, İMKB gibi 175 sivil toplum örgütünün yayımladığı bildiriyi hatırlayacaksınız...
O bildiriden halkımıza söylenen yalanların, yaratılan hayallerin ve AB adına yapılan dayatmaların bir kısmını nakledelim:
"Tam üyelik yükümlülüklerini ekonomik, siyasi ve sosyal tüm alanlarda ülkemizin ihtiyaç duyduğu reformların gerekleri olarak algılıyoruz. Tam üyelik hedefi tüm siyasi partilerce benimsenen ve desteklenen bir devlet politikasıdır. Bugün 40 yılı aşkın bir süredir devam eden bu ulusal davanın hayata geçirilmesinde tarihi kavşaktayız. Türkiye, AB tam üyelik hedefine hiç olmadığı kadar yakın. Milletvekillerimizden bu tarihi sorumluluğun bilinci ve sağduyusu ile hareket etmeyi sürdürmelerini bekliyoruz. Ülkemizin geleceğini şekillendirecek, gençlerimizin yarınlara güvenle bakmasını sağlayacak, bu çağdaşlaşma projesinin süratle gerçekleştirilmesini talep ediyoruz.
Bizler bu bildiride imzası  olan sanayici, tüccar, çiftçi, esnaf, serbest meslek mensubu, işçi, akademisyen, öğrenci, medya temsilcisi, tüm kesimler: Birey ve toplum olarak geleceğimizi AB'de görüyoruz. Gelecek kuşaklara çağdaş dünyayla bütünleşmiş, güçlü bir Türkiye bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. AB'yi kendimiz, çocuklarımız, geleceğimiz için istiyoruz. Türk toplumu olarak kesin kararlıyız. Türkiye'nin yeri AB'dir. Kaybedecek zamanımız yoktur." J. Kamhi ile birlikte o bildirideki bazı imzaları da yazalım:

Murat Belge, Ertuğrul Özkök, Mehmet Altan. Mehmet Y. Yılmaz, Ali Bayramoğlu, İsmet Berkan, Prof. Dr. Haluk Günuğur, Süleyman Çelebi, Özdem Sanberk Halit Narin, Can Paker.

Kısacası "malum" cephe...

J. Kamhi'nin "Devlet Üstün Hizmet Madalyası "nı ne kadar önemsediği bilinmez ama ödül töreninde, "devlet zirvesi mensuplarının" yüzüne baka-baka; ABD, İsrail ve AB'nin bugün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" hedefi doğrultusunda çaba sarf ettiğini" söyledikten sonra "alkışlanmış olması ihtimali" çok hazin bir görüntü yaratıyor.


Barzani-Talabani cenahından ülkemize yöneltilen saldırı ve tehditlerin arkasında ABD'nin ve İsrail'in bulunduğunu Türkiye'de Tayip Erdoğan "bile" reddedemiyor.

Komutanlar ise bunu sık-sık dile getiriyor. Çok değil, on gün sonra, 30 Ağustos törenlerinde, askeri komutanlıkların devir ve teslimi sırasında bu gerçekler, yine dile getirilecek. Tam da bu sırada, J. Kamhi'ye "Devlet Üstün Hizmet Madalyası" verilmesi ne anlama geliyor?

Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan "Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği"nin 4. maddesi ile J. Kamhi'ye verilen "Madalya"yı birlikte değerlendirmek, gerçekten "yüz kızartıcı" oluyor.

Yönetmeliğin 4. maddesinde "Madalya" şöyle tanımlanmış:

"Bu Yönetmelikte geçen Madalya; yurtiçinde veya dışında, Türkiye Cumhuriyetinin bekasında, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünün korunmasında, Devletin yücelmesinde ve milli menfaatlere katkıda, hizmet ve vazifede, üstün feragat, fedakârlık, başar ı ve yararlık gösteren kişilere verilen muhtelif cins ve değerde bir sembolü ifade eder".
Bu tanımlama ile J. Kamhi'nin törende söylediği sözü kim, nasıl bağdaştırabilmektedir?


J. Kamhi'ye madalya verilmesi, mevcut olgular ve yapılan konuşmalar dikkate alındığında; bu olayın yegane anlamı, J. Kamhi üzerinden ABD, AB ve İsrail'e teslim olunmasıdır.

Bu tutum ile ülkemizin bütünlüğü nasıl savunulacaktır?

Türkiye'nin altına mayınları döşeyen, çarşılarında bombaları patlatan ABD ve İsrail'e, "tedarikçi" AB ülkelerine, Irak'ın kuzeyindeki "
kuklaları"na ne denilmiş olmaktad ır?

J. Kamhi'nin, "ABD, AB ve İ
srail'in barış için çabaladığı" yalanlarını hiç utanmadan söylediği mekânda, Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bulunması "iyi olmuştur" denebilir mi?

Ya
şar Büyükanıt, bu mekanda bulunmak zorunda mıdır?

Yaşar Büyükanıt'ın yüzüne karşı söylenen bu laflardan sonra
Mehmetçiklerimizin, üst rütbeli komutanlarımızın cenazelerinde söylenen sözlerin ne kadar ağırlığı kalmıştır?
Bu olayda başka bir "garabet" daha var:

"Devlet Madalya ve Nişanlar ı Yönetmeliği"nin 22. maddesine göre;

"
Madalya alacak Türk vatanda şlarının listesi her yıl Başbakanlıkça 29 Ekim'de ilan edilir. Bu ilanda, madalyanın hangi tarihte ve nerede tevcih edileceği belirtilir."

Cumhurba
şkanı Sezer'in "giderayak" bu madalyayı J. Kamhi'ye takması nasıl mümkün olmuştur.

Bu nası
l bir uygulamadır ki, J. Kamhi için, yasal mevzuat çiğnenebilmektedir?

Bu nasıl bir sistemdir? Böyle bir sistemde BOP Eşbaşkanı olduğunu göğüslerini gere-gere ilan edenler, baş tacı edilir. Abdullah Gül, devletin tepesine oturtulur. Türban püskülü de o tepede sallanır-durur. Görülüyor ki; beş yıllık AKP iktidarı sonunda Türkiye; ABD, MOSSAD, TÜSİAD "şeytan üçgeni"ne düş ürülmüştür.

İçine düşürüldüğümüz sistemin adı da Jak Kamhi Cumhuriyeti'dir.

 

 


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007