BU NASIL BİR HABER? - Emin Pazarcı
New Anatolian Gazetesi, İngilizce yayınlanıyor. Hedef kitlesi de Türkler değil. Türkiye'de yaşayan diplomatlar ve yabancılar. Bu gazetede, İlnur Çevik imzalı bir haber yayınlandı. Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş da alıntı yapıp, gündeme taşıdı. Haberin başlığı aynen şöyle: "Aşırı sağ hücreler, Türkiye'nin Kürtlerine karşı silahlanıyor." İddia, tüyler ürpertici! İlnur Çevik'in yazdıkları korkunç!cleocin 150 mg read cleocin 300 mgcialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Üstelik, İlnur Çevik bu iddiaları "güvenlik yetkililerine" dayandırıyor.
Ancak, bizim konuştuğumuz hiçbir güvenlik yetkilisi, İlnur Çevik'in bu iddiasını doğrulamıyor.
Durum bu olunca da insanın aklına hemen şu soru geliyor:
- Bu nasıl bir haber? İlnur Çevik'in bu haberi yazmaktaki amacı ne?
* * *
İlnur Çevik, "gazeteci" kimliğinin dışında, "iş adamı" kimliğini de taşıyan bir isim. Kuzey Irak'ta yaptığı büyük yatırımlarla tanınıyor. Ayrıca, Talabani ve Barzani gibi isimlerle de yakın dostluk içinde. Bunu da hiçbir zaman saklamıyor.
Üstelik, Kuzey Irak'ın yapısını bizden çok daha iyi biliyor.
Kuzey Irak'ta denetim, tamamen Talabani ve Barzani'nin elinde. Onlardan habersiz kuş bile uçmuyor. Onlar istemezse, sınırdan Türkiye'ye bir kilo domates girmesi bile mümkün değil.
Yine de İlnur Çevik şu iddiada bulunabiliyor:
- Kuzey Irak sınırından giren kaçak silahlar, aşırı milliyetçi gruplar tarafından, Kürtlere karşı kullanılmak üzere satın alınıyor.
O zaman da ortaya şu sonuç çıkıyor:
Talabani ve Barzani, Kürtlere karşı kullanılmak üzere Türkiye'ye silah sevk edilmesine seyirci kalıyor!
Peki, her fırsatta "Kürt Milliyetçiliği" yapan bu iki ismin, böyle bir gelişmeye izin vereceklerine kim inanır?
Kimse inanmayacağına göre, bu haberde bir sakatlık var! Hem de çok ciddi bir sakatlık!
* * *
Bu iddia, öyle yabana atılır cinsten değil. İlnur Çevik, "Ben gazetecilik yaptım, duyduğumu yazdım" diyerek, işin içinden sıyrılamaz. Elindeki bilgi ve belgeleri ortaya koymak, haberinin kaynağını açıklamak zorunda.
Hatta bu da yetmez. Hemen harekete geçip, ilgili mercilere bizzat başvurmalı. Bu tehlikeli gelişmeden onları da haberdar etmeli. Bütün bildiklerini onlarla da paylaşmalı.
Çünkü, binlerce insanın ve Türkiye'nin geleceği söz konusu.
İlnur Çevik haklıysa, yakında büyük kan akacak!
O harekete geçmezse, bunu İçişleri Bakanlığı yapmalı. İlgililer, İlnur Çevik'in kapısını çalmalı:
- Elindeki bütün bilgi ve belgeleri bize vermek durumundasın. Bu silahlanan aşırı milliyetçi gruplar kimler?
Verirse, vakit geçirmeden ve şiddetle bu iddiaların üzerine gidilmeli.
. . . . . . . . . .
Tabii, İlnur Çevik, "Ben gazetecilik yaptım. Haberimin kaynağını açıklamak zorunda değilim" de diyebilir.
O zaman da şu soruların cevabı aranmalı:
* İlnur Çevik'e bu haber, kim ya da kimler tarafından verildi? Bu iddiaların "haber" diye yazılması, kimlerin ekmeğine yağ sürecek?
* Bu haber, yarın siyasi Kürtçüler ya da PKK tarafından kullanılabilir mi? Çeşitli platformlarda, "Bakın, Türkiye'de Kürtlere karşı soykırım hazırlıkları yapılıyor" diye ortaya çıkabilirler mi? Bu haberle, işledikleri cinayetleri "Nefs-i müdafaa" kılıfına sokmaya çalışabilirler mi?
* Bunların yazılmasının Talabani ya da Barzani'ye bir getirisi var mıdır?
* Bu iddialar, ileride Avrupa tarafından Türkiye'ye bir baskı aracı olarak kullanılabilir mi?
* Acaba, bazı çevreler, bu haberi yazdırarak, hedef şaşırtmak istiyor olabilirler mi?
* O bölgelerdeki Kürt vatandaşlarımızı korkutup, paniğe sevk etmenin sonuçları neler olur?
* Ulaşılmak istenen amaç ne?
* * *
Ben, gerçekten merak ediyorum...
Bu nasıl bir haber?
Bu haberin altında yatan gerçekler neler?
Benden çok da, ülkeyi yönetenlerin bu sorulara cevap aramaları gerektiğini düşünüyorum!