| İhsan Doğramacı tarafından hazırlanmış bir anayasa paketi şimdi önümüzde. Doğramacı'nın daha önce "Bilkent Hazırlık Okulları Yasası" gibi bir çok yasa hazırlayıp TBMM'den geçirdiğini biliyorduk, meğer ki Anayasa da hazırlarmış!
YÖK yasasını hazırlayan da kendisi, şimdi kaldıracak olan da...
Eğitimi piyasaya devredene kadardı YÖK'ün işi, görev tamamlandı demek ki!
Paketi kime hazırlattı acaba diye düşündüm, çünkü Bilkent Üniversitesinde anayasa uzmanı olan öğretim üyesi bulunmaz, eğitim uzmanı da bulunmaz; Hukuk Fakültesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Eğitim Fakültesi yoktur.
YÖK Dünya Bankası Dairesindeki Amerikalı uzmanlarla birlikte hazırlamış olması kuvvetle muhtemeldir.
"YÖK kaldırılsın" maddesini biraz açalım:
YÖK içerisinde bulunan Dünya Bankası Dairesinin orada işi nedir?
Küresel sermayenin yönetim merkezinin YÖK içinde dairesi varsa ve SPAN adlı eğitim şirketinin elemanları ile çalışıyorsa, bu şirketin maaşları da Maliye Bakanlığından ödeniyorsa...
Eğitimin sektörleştirilmesi, yani kamucu/sosyal olan eğitimimizin piyasaya devredilmesi bu merkezden, YÖK Dünya Bankası Dairesinde kotarılmaktadır. Orada milli eğitimimiz ve sosyal devletimiz ipe çekilmektedir.
Bu nedenle, kapatılması gereken yer, YÖK değil, Dünya Bankası Dairesidir.
YÖK'ün kapatılması talebi de Dünya Bankasının talebidir. Aynı zamanda YÖK'ün ulusal kimliğe kavuşturulması acilen gereklidir.
YÖK başkanı Erdoğan Teziç'in kapatılmaya karşı olmadığı açıktır. Teziç'in daha önce aldığı kararlarla YÖK'ü lağvetmeye yönelik işler yaptığını biliyoruz, çok yazdım.
-2006'da Diplomalardan ünvanlar kaldırıldı, artık diploma yerine mezuniyet belgesi veriliyor.
-2006'da 5544 sayılı Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu çıktı; bu yasayla kurulan piyasa üst kuruluna yetki verildi; "İşe Girerken Sınav" getirildi. Bu yasa, diplomaları kaldıran bir yasadır. Üniversiteye giriş sınavlarının kaldırılması da bu yasayla bağlantılıdır; tek dersi seçerek üniversitede sadece o bir dersi okuma sistemi geliyor, gibi.
Din dersinin seçmeli olmasına gelince :
Buna yönelik ilk adımlar 2004 Aralık ayında atıldı.
Talim ve Terbiye Kurulu başkanı Ziya Selçuk Din dersini "ilgi-istek-beceri" dersidir diye tanımlayan bir genelgeyi ilköğretim okullarına o zaman gönderdi.
Bunun belgesini Milli Eğitimde Emperyalist Kuşatma adlı kitabımda yayınladım.
Ziya Selçuk 2004 Haziran'ında demişti ki;
"Piyasaya göre eğitim modeline geçiyoruz, artık talep varsa ders var. Sertifikalı diplomalılık getiriyoruz."
Bu söylemi, YÖK DÜNYA BANKASI Dairesinde bulunan Amerikan SPAN Eğitim Danışmanlık Şirketinin 2004 belgelerinde ve 2006 YÖK Strateji Raporunda görüyoruz.
Aynı genelgede, temel derslerden olan müzik, resim ve beden eğitimi derslerini de ilgi-istek-beceri dersi olarak tanımladı ve sonra parçalayarak kulüp faaliyeti içine aldı.
İsteyen çocuk kulüp faaliyetine okul dışında katılabilecek demekti. Yani çocuk, okul dışında paralı kurslara yönlendiriliyor.
Seçmeli ders sisteminin bir sonraki adımı şudur;
"Çocuk/aile ilgi duyduğu dersin bilgisini (Din Dersi dahil) okul dışında alabilir."
Peki, okul dışında bu bilgi nereden alınır?
İşte o noktada İlahiyat Fakültelerinin kapatılması, İmam Hatip Liselerinin yerine İlahiyat Meslek Liselerinin açılması gündeme gelecektir ki geçen yıl ANAP Genel Başkanı tarafından dillendirildi; "iyi ezan okuyan, iyi mevlit okuyan, iyi cenaze namazı kıldıran (imamlık), iyi cem ayini yaptıran (dedelik)" gibi sertifikaları veren İlahiyat Meslek Liseleri açılacak, mezunlarına bu sertifikalarla piyasada kurs açma yetkisi verilecek.
Bu yolla " Din Sektörü " kurulacak, din ticareti yapılacak!
Din derslerinin kaldırılmasına bir başka açıdan bakalım :
Kim inanır AKP gibi laiklik karşıtı bir iktidar bu dersi kaldırabilir diye? Öyleyse bir hinlik var bu işte...
BİR :
Tuzak Aleviler üzerinedir. Bu kesim, "kaldırılsın din dersi" diyecektir, otomatik olarak "Cumhurbaşkanını da halk seçsin" demiş olacaktır!
(Anayasanın paket halinde oylanmasının nedeni budur, 1980'lerde benzerlerini yaşadık) Cumhurbaşkanını halk seçsin demek eyalet sistemine geçişin basamağıdır; "valiyi de halk seçsin'" yolunu açar.
İKİ :
AKP bu dersi "Zorunlu Seçmeli Ders" haline getirecektir, ki, kendi tabanına cevap verebilsin. Bu durumda ne olur bilir misiniz?
Bir sınıfta yan yana oturan çocuklar Din Dersi saatinde ayrı sınıflara veya piyasadaki kurslara (Dünya Bankasının istediği şekilde) gidecektir.
Yani sınıfta/mahallede kim hangi inançtadır belli olacak, çocuklar birbirine "öteki" gözüyle bakmaya başlayacaktır.
Bir yandan da Alevi aileler belirlenecektir, asıl istenen budur.
Çünkü, etnik-dinsel ayırım temelinde ilerliyor malûm küresel savaş. Çünkü, Türkiye'de Alevi-Sünni diye ayrıştırmanın yolu bir tek "zorunlu seçmeli din dersi" uygulamasından geçer.
Tuzak işte bu!
"Din dersi kalksın, evet", derken hem piyasanın eline geçecek alan, hem ulusötesi piyasanın istediği olacak, hem eyaletlere geçiş için adım atılacak!...
Bilmem fark ettiniz mi, Cem Vakfı başkanı Alevi köylerinde Cemevi açmaya başladı, buralara dede göndereceğini söyledi Cem TV'de.
Almanya'dan sertifikalı dedeler gelirse hiç şaşırmayacağım; AB Komisyonu ile Avrupa Bektaşi Dernekleri Federasyonunun arası çok iyidir, meraklısı bunu bilir.
Özetle, Dünya Bankasının istediği " Piyasaya uyarlanmış din eğitimi" sistemine geçirilmekteyiz.
Doğramacı'nın Anayasası üzerine başka söyleyeceklerimizi sonraya bırakıp, YÖK Dünya Bankası Dairesinin şer yuvası olduğunu, Erdoğan Teziç'in ekibiyle birlikte bu kurumdan acilen uzaklaştırılması gerektiğini söyleyerek bitireyim. |