Siyaset31 Temmuz 2007 00:00

Yoksa Tuz Koktu mu? - Alpertunga Yılmaz

Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsdiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Yoksa Tuz Koktu mu?

Alpertunga Yılmaz
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  31.07.2007
 
 
Bilindiği üzere, yargılandığı mahkemece, "yasa dışı örgüte üye olmak" suçundan tutuklu bulunan ve İstanbul 3. Bölge'den bağımsız milletvekili seçilen Sebahat TUNCEL'in tahliyesine karar verildi.
 
Konu, basın yayın organlarınca -kamuoyuna- umumiyetle şu şekilde duyuruldu;
 
"TUNCEL'in avukatı, İl Seçim Kurulundan müvekkilinin milletvekili seçildiğine dair mazbatayı aldıktan sonra, "mazbatayı" ve müvekkili TUNCEL'in "Milletvekili seçildiği için tahliye edilmesi gerektiği anlatılan dilekçesini", İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine verdi.
 
Mezkûr Mahkeme, bunun üzerine, "yasa dışı örgüte üye olmak" suçundan aynı mahkemede yargılanan Sebahat TUNCEL'in, "Anayasanın yasama dokunulmazlığını düzenleyen 83. maddesi gereğince" tahliyesine karar verdi.

Kararın Beşiktaş'taki İnfaz Savcılığınca Gebze İnfaz Savcılığına fakslanmasının ardından TUNCEL'in tutuklu bulunduğu Gebze Cezaevinden çıkacağı bildirildi."
 
Anayasanın 83. maddesinde,

"
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis'in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz"

hükmü yer alıyor."
 
Görüldüğü gibi -artık istisnâ haline gelen birkaç duyarlı basın organının dışında- Türk matbuatı, hadiseyi okuyucularına "sıradan ve olağan bir hukûkî muamele" gibi sundu.
 
Halbuki, Anayasa'nın konuya ilişkin hükûmleri şu şekildedir;
 
 
"Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması
 
MADDE 14. - ( Değişik: 3.10.2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
 
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere,  Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
 
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir."
..................
 
"Yasama dokunulmazlığı
 
MADDE 83. - Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.
 
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.
 
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez.
 
Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır.
 
Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasî parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.
 
 
Anayasa'nın ilgili hükûmlerinin -hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde- vazıh olduğu görülmektedir;
 
Anayasa'ya göre;
 
"Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz."
 
Ancak, " ....... seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır."
 
Anayasa'nın 14 üncü maddesine göre de;
 
"Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. .............."
 
Oysa, Sebahat TUNCEL isimli şahıs;
 
"Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, ........., demokratik ........ Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı ............ gâye edinmiş yasadışı bir örgüte üye olduğu, ............."
 
iddiası ile tutuklanmıştır.

Üye olduğu iddia edilen örgüt, yaklaşık çeyrek asırdır askerimizi, emniyet mensuplarımızı ve vatandaşlarımızı -menfur emellerine ulaşmak için- şehit etmektedir.

Bugüne kadar kanını döktüğü insanlarımızın sayısı kırkbini aşmıştır.

Üstelik, sözüedilen eylemler hâlén de devam etmektedir. Bu durumda, anılan şahsın, Anayasa'nın 83. maddesine dayanılarak serbest bırakılmasının sözkonusu olamayacağı gün gibi aşikârdır.

Hâl böyle iken, adıgeçenin apar-topar serbest bırakılmasının esbâb-ı mucibesini anlayabilmek mümkün değildir.
 
Bu kabil karar ve uygulamalar, insanımızın yargı müessesesine olan güvenini sarsmaktadır.

Meşhur bir darb-ı meselimiz vardır; cemiyetin istinatgâhı addedilen hususlarda yaşanan hayâl kırıklıklarının vahim neticelerini anlatmak için

"et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa?"


denilir.

Yoksa, tuz koktu da, haberimiz mi yok?
 










www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007