Siyaset23 Temmuz 2007 00:00

"Hayırlı Olsun'"...ABD Meclisimizde - Kubilay Kıran

Pkk içindeki barzanici kliğin DTP deki sivil uzantısının zana olduğu bilinen bir gerçektir. Barzaninin osman eliyle dışardan; osmanın da zana eliyle içerden kurgulamaya çalıştığı söylemin işler mekanizması tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmaktadır. Peki zana osmanın yani dolayısı ile barzaninin aşağıdaki düşüncelerini ne zaman savunmaya başlayacaktır? sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

"Hayırlı Olsun" ABD Meclisimizde

Kubilay Kıran
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  23.07.2007
 
   
Gerçekte özgürleşmek nedir?

Elbette bir insanın hem kendi bireyi açısından hemde yaşadığı toplum açısından bu vurucu soruya cevap verebilmesi için, özgürlüğü yaşaya kalabilmenin cesaretini en azından kendisi adına gösterecek bilinç te olması gerekmektedir.

Çün ki bilinen odur ki; özgürlük dediğimiz şey aslında kavramaya dayalı bir bilinç sorunudur.

Ve bilincimizi ileriye taşıyan yegane unsur ise en ham haliyle cesarettir aslında.

Bir eylemcinin eylemini icra ederken dayandığı tek temel düstur da vardığı bu bilinç seviyesi ve o noktada yaşadığı özgürlükten aldığı hazdır.

Ancak bunun dışında kalan eylem biçimi; eylemciyi eylemini yaparken sıçradığı bilinç seviyesinde yaşayacağı özgürlük halinden alıkoyarak, onu ekletik ve köle kılar ki, buna en iyi örnek intihar eylemleridir.

Çünkü o noktada eylemci hem zihinsel hemde fiziksel olarak yaptığı eylemin nihayi hedefi olan ölmek durumunun, daha ölmeden kölesi haline gelir ve bunun sonucunda özgürleşemeden ölür.

Siyasi intihar diye adlandırdığımız eylem biçimleride üç aşşağı beş yukarı aynı minvalde gerçekleşir.

Örnekleyecek olursak;

Leyla zana'nın, 
Iğdır Zübeyde Hanım Bulvarı'nda bağımsız milletvekili adaylarına destek verilmesi amacıyla düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada;

'' Türkiye'nin eyaletlere bölünme zamanı gelimiştir''

açıklaması bu tür bir siyasi intihar örneğidir.

Sanılmasın ki bu tespitimiz zananın bu açıklaması ardından gelecek haklı kamuoyu tepkisinin yarattığı büyük gürültüde bu şahsın alacağı ciddi yaralar düşünülerek yapılmıştır.

Aksine hiç böyle bir tepki oluşmayacak olsa bile, bu açıklamanın kendisi, zana için kendi eliyle kendisine kurduğu bir darağacıdır aslında.

Peki bu neden böyledir; zananın yaptığı neden bir intihar eylemidir.

Savunulan düşünce; Türkiye özgülünde bir federatif yapıdır aslında. 

Bu ülke buna benzer düşünceleri öteden beri Başbakan'larının hatta diktatörlerinin ağzından dahi duymuşken zananın hemen hemen aynı düşünceleri tekrar etmesinin nasıl bir sakıncası olabilir. 

Tam da bu noktada federasyon ve ardından gelecek ayrışma talebinin zaten yıllardır bildik bölücülüklerinin doğal düşünce süreçleri olduğu zaten bilinmektedir.
 
Ancak zurnanın zırtladığı yer başkadır. 

Hızla açalım...

Zana bu önerisini hem kendini sözcüsü ilan ettiği Kürt Halkı adına hemde sözde savunduğu Türkiye adına yapmaktadır.

Bunu ''Türkiye'nin demokratikleşmesini sağlayacak önemli bir adım'' olarak görür.

Ve akabinde bu düşünceye kimlerden ve nasıl bir psikolojik destek aldıysa;

''Ben Güneydoğu'lu değil, kürdistanlıyım''.

der. Şimdi aynı söylemlere sahip çapulcu kim, bir bakalım;


Arif Zêrevan: — Kürdistan’ın kuzeyi için hedefleriniz ve talepleriniz nelerdir? Kürtler için hangi hakları talep edeceksiniz?

Osman Öcalan: — Makul çözüm neyse onun için adım atmalıyız. Çok büyük şeyleri talep ederek hiçbir şey yapamama durumuna düşmemeliyiz. Çıkarlarımızdan vazgeçmemeliyiz, ancak önümüze makul çözümleri koymalıyız. Makul çözüm de, Türkiye’nin yasalarının değiştirerek yerel yönetimleri güçlendirmesidir. Yerel yönetimlerde, vali ve belediye başkanlarının seçimle işbaşına gelmeleri gerekiyor. Yerel parlamentoların olması, yetkinin yerel parlamento ile merkezi hükümet arasında eşit şekilde dağıtılması gerekiyor, bugünkü gibi değil. Kürtlerin demokratik yollarla temsilcilerini seçebilme ve yaşamlarının düzenleyebilme imkânını sahip olmaları gerekiyor.

Arif Zêrevan: — Sizin bu tarif ettiğiniz sisteme nasıl bir ad koyabiliriz. Vilayetlere dayalı federasyon mu, otonomi mi, belediye idareleri mi veya başka bir idare biçimi mi? Nedir bu sistemin adı?

Osman Öcalan: — Benim sözünü ettiğim, iller federasyonu veya bölgeler federasyonu ya da eyaletlere dayalı federasyon biçimidir. Bana göre illere dayalı bir federasyon talebi, yerinde bir taleptir. Türkiye’de 81 tane il var. Eğer yerel yönetimler güçlendirilirse, bu kadar çok ile ihtiyaç kalmayacaktır. İller esasına dayalı bir federasyonun Kürt sorununu hal edeceğini düşünüyorum.
 
Bu çapulcuların savunularını buraya taşıyarak okuyucunun sabrını zorlamak istemem ancak konu önemli o yüzden devam edelim.

Arif Zêrevan: — Türk devleti, Kürdistan’ın kuzeyini ikiye ayırmış; bir kısmına “Doğu Anadolu” diyor, diğer kısmına da “Güneydoğu Anadolu” diyor. Yani siz Anayasada Kürdistan kuzeyinin “Türkiye Kürdistanı” şeklinde yazılmasını mı istiyorsunuz?

Osman Öcalan: — Mutlaka toprak olmalıdır. Eğer Kürt milleti varsa, onun toprağı da vardır. Siyasi anlamda değil ancak coğrafi anlamda Kürdistan kelimesi, Türkiye Anayasasında yer almalıdır
.

Görüldüğü gibi zananın ağzından çıkanlar sahibinin sesinden başka bir şey değildir.

Yukardaki söyleşi barzanici site Kerkük kürdistanede yayınlanmıştır.

Çapulcu osman tıpkı zana gibi bölgelere dayalı bir federerasyonu, bu çerçevede Güneydoğu bölgemize kürdistan denmesini, ve zananın mitingte söylediği bir çok şeyin arka planını dle getirmiştir bu söyleşide.

Peki "siyasi intihar saydığımız düşünce bu mudur?" diye sorulabilir.

Tabiki konu bu kadar basit değildir. 

Pkk içindeki barzanici kliğin DTP deki sivil uzantısının zana olduğu bilinen bir gerçektir.

Barzaninin osman eliyle dışardan;  osmanın da zana eliyle içerden kurgulamaya çalıştığı söylemin işler mekanizması tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmaktadır.

Peki zana osmanın yani dolayısı ile barzaninin aşağıdaki düşüncelerini ne zaman savunmaya başlayacaktır?

işte o da seçim sonrası TBMM 'ye girmesi kuvvetle muhtemel bu cenahın desteklediği bağımsız milletvekillerinden ve malum partiden sonra olabilir;
 
Arif Zê
revan: — PKK-Kongra-Gel ile Abdullah Öcalan çok şiddetli bir şekilde AKP hükümetine karşıdırlar. Acaba PDW de o kadar çok AKP’ye karşı mı?

Osman Öcalan: — AKP’nin attığı adımları doğru buluyoruz. Eleştirilerimizle birlikte, AKP’nin Türkiye’yi demokratikleşmeye doğru götürdüğünü söylüyoruz. AKP, oligarşik sisteme karşı demokratik bir sistemi geliştiriyor. Demokratik bir sistem, Kürt sorunun çözümü için de daha iyi imkanlar sunacaktır. Türkiye’nin demokartikleşmesi hem Kürdistan’
ın güneyi hem de kuzeyi için iyidir. O nedenle AKP’nin reformlarını destekliyoruz. Ancak AKP’yi Kürtler hakkındaki siyasetinin belirsiz olması nedeniyle de eleştiriyoruz.

Arif Zêrevan: — Amerika 120 000 askeri bir güçle Irak’a girmiş bulunuyor ve bütün bölgeyi kapsayacak esaslı bir takım değişiklikleri yapması da mümkün. Siz Amerika’nın Ortadoğu’daki rolünü pozitif ve ilerici mi buluyursunuz veya Amerika’yı işgalci bir güç olarak mı görüyorsunuz?

Osman Öcalan: — Bütün işgaller kötü değildir. Eğer işgalci bir güç, köhnemiş bir sisteme dur deyip, onun yerine ilerlemeci bir sistem kuruyorsa, bu işgal yerinde olan bir işgaldir. Bilhasa Kürt halkı için böyle bir durumun özgül yanları vardır. Ancak bu ülkelerdeki mevcut sistemler, ne dünya kapitalizminin ne de hiç kimsenin çıkarına değildir. O nedenle Amerika’nın Irak ve Ortadoğu müdahelesini doğru buluyoruz; bu müdahale, Kürt halkının da çıkarınadır. Biz, Amerikan müdahalesini tartışmasız bir şekilde destekliyoruz.

Arif Zêrevan: — Siz marksist-lenininist bir gelenekten geliyorsunuz ve bugün Amerika’nın müdahalesini doğru buluyorsunuz. Düşüncenizdeki bu büyük değişim nasıl gerçekleşti?

Osman Öcalan: — Benden daha ziyade Amerika değişti. Ondukuzuncu yüzyılda klasik sömürgecilik vardı. Yirminci yüzyılda, dostlarını iş başına getiren yeni bir sömürgecilik vardı. 21. yüzyılda ise, demokratik bir sömürgecilik var. Amerika’nın kendi çıkarlarını düşündüğü doğrudur. Ancak bu çıkarlarını diktatörlük anlayışıyla değil demokratik bir anlayışla sağlamaya çalışıyor artık. Amerika, bütün ülkelerde otoritenin demokratik yollarla kurulmasını istiyor.

Fazla söze ne hacet; zana; amerikanın yapmayı düşündüğü işgali öncesi öncü kuvvetleri olarak yüce meclisimize sokmaya çalıştığı askerlerine seçim öncesi birif vermiştir aslında, mesaj iletilmiş görev ''başarıyla'' yerine getirilmiştir.

Ancak unutulan birşey vardır; Kurtuluş savaşında 7 cephede emperyalizme karşı mücadele eden milletim içindeki her türden halkın ihanet dediğimiz olguya hiç bir zaman tahammülü olmamıştır ve bu yüzden asıl yapılmak istenenin farkına vardığında, önce Kürt Halkı geçirecektir, kendi elleriyle kurdukları darağaçlarında, bu hainlerin ipleri boyunlarına.
 

 



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007