Facianın Adı: 22 Temmuz
Seçimler geldi dayandı kapımıza.22 Temmuz sabahı kalkıp oy kullanacağız.Cumhuriyetin asıl sahipleri olarak tehdit ve tehlike altında olan Cumhuriyetimizi sanal demokrasi ile koruyormuşuz gibi yapacağız.
Kim bilir belki de bu güne kadar en büyük tehlike olarak gördüğümüz mevcut iktidarı gönderip, yerine bir başka tehdit ile yola devam diyeceğiz. Çünkü yapı bu.
22 temmuz'un bir başka anlamı daha var.
39 can desem hatırlar mısınız?
22 Temmuz 2004 akşam saatlerinde İstanbul-Ankara seferini yapan sonradan hızlandırılmış tren raydan çıkmış ve 39 vatandaşımız hayatını kaybederken yaklaşık 80 kişide yaralanmıştı.
Uzmanlar tarafından o kadar uyarı yapılmasına rağmen bizzat bu ülkenin başbakanı hızlı tren seferlerinin açılışını yapmıştı.
Alt yapı yetersizliği, teknik eksiklik, eğitimli işgücü yetersizliği,30-40 yıldır bakımı yapılmayan vagon ve raylar v.s sebepler bir yana bırakılmış 38 can kar uğruna kapitalizme teslim edilmişti.
Oysa 1930 yılına kadar zirveye ulaşan demiryolu yapımı 2. Dünya Savaşından sonra yavaşladı.
1950'li yıllardan itibaren karayolu taşımacılığına önem verildi. Üstelik petrole bağımlı ve otomobil fabrikası olmayan bir ülkede. Kaynaklar bu yönde kullanılmaya başlandı. Ulusal altyapı kaderine terk edilirken dışa bağımlı, tüketim ekonomisine dayalı, “pazar olma” anlayışı başlatılmıştı.
Daha sonra gelen hiçbir hükümette bunun aksine çalışmalar yapmadı.
1950'den 1960 yılına kadar geçen 10 yıl gibi bir zamanda karayolu uzunluğumuz 1600 km.den, 8000 km.ye çıkarılmıştı.
ABD desteği ile.
ABD ‘liler, Türkiye'nin karayolu ağına önem vermesi gerektiği yönünde raporlar hazırlıyorlardı. 1951 yılında çıkarılan bir yasa ile yabancı yatırımlar özendiriliyordu.
1950'de demiryollarının ulaşım sistemi içindeki payı “yük taşımacılığında yüzde 78, yolcu taşımacılığında yüzde 42” civarlarında idi.
1923 yılında İzmir İktisat Kongresinden hemen önce Atatürk'ün halkla sohbetinde esnaftan bir vatandaş şunları söylüyordu ;
“ her şeye muhtacız ancak yabancının mallarını kullanmaktansa keçe giyelim daha iyi”.
Duble yollar yapmakla övünen mevcut iktidara önemle duyurulur.
80 darbesinden sonra artık tamamen karayolu taşımacılığı hız kazanmıştı.
Demiryollarını “komünizmin sembolü” olarak gören zihniyetler TCDD'yi kendi kaderine terk ettiler çoğu zaman TCDD en çok zarar eden kurumların başında geldi.
O günden bu yana değişen hiçbir şey olmadı.
O halde neden AKP hızlı tren seferlerini başlattı?Çünkü AB kriterleri ulaşım sektörüne büyük önem veriyordu ve temel konulardan birisiydi.
Bu nedenle demiryollarında makyajlanma yapılmalı, göz boyanmalıydı.
TMMOB makine mühendisleri odası yönetim kurulu başkanı Emin Koramaz bir açıklama yaptı bugün;
"Tren kazası değil “imaj” uğruna yapılmış bir katliamdır"
bu dedi.
Koramaz ayrıca Türkiye'nin artan nüfusuna paralel olarak oluşan ulaşım talebinin, ekonomik biçimde demiryolu taşımacılığının kamu hizmeti olarak ve kamu eliyle geliştirilmesiyle karşılanabileceğini bildirdi.
Demiryolu yapım maliyetinin, karayolu yapım maliyetine göre daha ekonomik olduğunu vurgulayan Koramaz,
karayolu taşımacılığı enerji tüketim toplamının yüzde 82'sini tüketmesine karşın taşımadaki payının yüzde 71,5 olduğunu belirtti. Koramaz, demiryollarının ise enerji tüketim payının yüzde 2, taşımacılıktaki payının yüzde 4
olduğunu dile getirdi.
Bu sebeple yaşanan facianın asıl nedeni her ne kadar teknik gibi görünse de rahatlıkla siyasidir diyebiliriz.
Bu bir terördür.
Başbakan seçim arifesinde meydanlarda çıkıp bunun hesabını vermelidir.
O çok özendiği demokrasilerde böyle bir olay karşısında hiçbir sorumlu bakan ve hükümet bir an bile durmaz, istifa eder ve yargı karşısında bunun bedelini öderdi. Ancak burası Türkiye.
Son uyarı denizcilerimize.
Demiryolu faciasının sorumluları bugün, deniz taşımacılığına el attılar. Gemicikler aldılar evlatlarına. Sefere çıkacak kaptanlara duyurulur;
Gemicik çıkabilir, aman dikkat!!!