- Görüşlerimiz farklı
olabilir. Kimimiz kendimizi muhafazakâr, kimimiz ilerici
hatta uç solda görebiliriz.
- Kimimiz çok, kimimiz az
dindar olabiliriz. Hatta ateist bile olabiliriz. Başımız açık ya da
kapalı olabilir, bu da bizi karşı cephelere
sürüklemesin.
- Sünni ya da Alevi olmamız
kendimizi farklı görmeye itebilir, içimizde bu
farklılığı yaşayabiliriz. Hatta çevremiz de bizi ayrıştırmak
konusunda baskı yapabilir.
- Etnik kökenimiz farklı
olabilir. Türkmen, Yörük, Azeri,
Gürcü, Arap, Çerkes, Kürt
kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yurttaşlar
olabiliriz. Rumeli, Dadaş, Trabzon, Elazığ şivesi ile konuşabiliriz.
-
İçerden ve dışardan bu farkları istismar etmek isteyen
güç odaklarının iktisadi, siyasi, dini ve
kültürel bombardımanı altında bulunabiliriz.
Bunlar hiç önemli
olmamalı, önemli değildir zaten.
Esas ayrışma noktamız; esas fay hattı Batı
emperyalizminin üzerimizdeki hesaplarıdır. Kritik
stratejik ayrışma düşüncelerde, inançlarda
ve etnik kökenlerde değildir. Fay hattı başkadır.
Kırılma hattının bir yanında
emperyalizm, öte tarafında Türk halkı ve onun ulusal
çıkarları bulunmaktadır.
"Biz" dediğimiz
zaman, "Biz kimiz" diye iyi sorgulamamız gerekiyor.
Bugün "Biz", emperyalizmin iktisadi,
siyasi, askeri ve kültürel olarak
sömürgeleştirmek ve bölmek istediği, "Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı Türkleriz" .
Emperyalizm
karşısında hepimiz Türk'üz; hepimiz ulusalcıyız,
kendi tarafımızdayız. Çünkü
emperyalizmin hedefi durumundayız ve emperyalizme karşı savaş
veriyoruz.
Seçimlerde 'kırmızı'
çizgi...
22 Temmuz seçimlerinde
kırmızı çizgimiz bu olmalı. Bölgecilik ve
inanç ayrımcılığı yok; etnik
kökenler üzerinde siyaset yaparak emperyalizmin
maşası olmak yok.
Sağ, sol, etnik ve dini ayrımcılığa
karşı, emperyalizme karşı duruş var. Oylar emperyalizme karşı cephede
toplanmalı. Amerika'nın, AB'nin, İsrail'in ve Batı şirketlerinin
desteklediği partiler ve kişiler tasfiye edilmeli.
Ayrımcılık
burada yapılmalı; emperyalizmle işbirliği yapanlara karşı birleşmek
zorundayız.
Türk
halkı iki torba kömüre, iki paket yiyeceğe satın
alınacak bir sürü değildir. Halkı
sürü yerine koyanlar onu elma şekeri ile
kandıracaklarını sanıyorlar. 4-5 yılda bir gönderilen
paketlerle onu kandırmaya çalışıyorlar.
Sosyal devleti Batı emperyalizmi ile
birlikte yıkmaya çalışanlar, 'iane' ile
oy toplayarak bir insanlık suçu işliyorlar. Halk
köle olmadığını "toplumsal tepkileri ile"
gösterecektir.
Halkı aşağılayanlara karşı barolar,
hukukçular, üniversiteler, halkın tarafındaki sivil
toplum örgütleri birleşerek tepkilerini
göstermeliler.
İşbirlikçilere karşı
hareket
İşbirlikçilere karşı olanlar
ile işbirlikçiler arasındaki fark temel ayrılma noktamızdır.
Bir tarafta Türkiye'yi ve bölgeyi
parçalamak isteyen emperyalist güçler ve
onların içimizdeki işbirlikçileri var. Diğer
yanda biz, Türkiye Cumhuriyeti, Türk halkı ve
bölge halklarının çıkarları bulunuyor.
Siyahla beyaz gibi, emperyalizmin mi
yoksa Türk halkının mı yanındasınız?
22 Temmuz'da halk bu
seçimini yaparak kendi tarafında, Türkiye'nin
tarafında olmak zorundadır.
Kimi
siyasal partilerin tepesine oturan küçük
bir azınlık ABD, AB ve İsrail ile işbirliği yaparak kendi tabanlarına
da ihanet ediyorlar. Tabanı oluşturan
köylü, işçi, memur, esnaf artık bu
gerçeği görmeli.
Emperyalizmle
işbirliği yapan partileri ve yöneticilerini tasfiye etmeli,
Türkiye için, kendimiz için, demokrasi
için bunu başarmalıyız.
Eğer onlar yeniden kazanırlarsa bu,
emperyalizmin zaferi olacaktır.
ABD, AB, İsrail, Yunanistan, Ermenistan ve
bölücüler kazanırken işçi,
köylü, memur, esnaf kısacası Türk halkı
kaybedecektir.
Oy verirken kırmızı çizgimiz
"emperyalizme ve işbirlikçilere karşı
duruş" olmalı.
ABD, AB,
İsrail, Yunanistan, Ermenistan ve
bölücülerin desteklediği partiye oy
vermeyelim.
Oylarımız Türkiye'ye,
kendimize gitsin, biz kazanalım, sömürgeciler
kaybetsin.
Her kim olursak olalım emperyalist
güçlere ve onların içimizdeki
işbirlikçilerinin karşısında duralım; Türkiye'nin
ve bölgemizin yanında yer alalım.
(13.07.2007)
|