SKY
Türk'te dün akşam yayınlanan "Özel
Gündem" programında Sabah Gazetesi'nin eski Genel Yayın
Müdürü Fatih Altaylı ile Gazeport
Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Semerci, TMSF'nin Turgay Ciner'e
ait Merkez Yayın Holding'e el koymasının perde arkasını tartıştı.
Yaklaşık 2 saat süren programda hem Semerci hem Altaylı, Doğan Grubu'nun Ciner davasında
taraflı yayın yaptığını ve bu sürecin AKP lehine işlediğine
dile getirdi.
Konuşmasında yer yer Doğan Grubu'na ve AKP hükümetine
yüklenen Altaylı, TMSF yönetiminin Sabah ve atv'ye el
konulmasından sonra Türk medyasının da tavrının değiştiğine
dikkat çekti.
"BİLGİN
PAÇAVRA"
Altaylı,
"Rekabet yok. Kimse kimseye saldırmıyor. Seçimle ilgili bir
şey yok. Türkiye'de
değişik bir medya ortamı oluştu. 23 Temmuz'a kadar böyle
gidecek"
dedi.
Bu süreçte Doğan Grubu'nun da sorunlarını
hallettiğini, 3.2 milyar YTL'ye kadar çıkması gereken vergi
borcunun 275 milyon YTL ile kapatıldığını, böylece Doğan'ın
yaklaşık 2.5 milyar YTL'lik avantaj elde ettiğini anlatan Altaylı,
"Bu da 2 milyar dolar eder. Şu anda Sabah Gazetesi'ni alsalar bedavaya
gelmiş olacak"
dedi.
Altaylı,
Doğan Grubu'nun Almanya'daki ortağı Axel Springer Grubu ile ortaklaşa
paravan şirket kurarak Sabah ve atv'ye talip olacağını iddia etti.
TMSF'ye Turgay Ciner ile aralarındaki ortaklığı belgeleyen
inanç sözleşmesini veren Dinç Bilgin'e
bu süreçte Doğan Grubu'nun da destek verdiğini
belirten Fatih Altaylı, Bilgin'e sert suçlamalarda bulundu:
"Doğan Grubu
bundan sonra Bilgin ile hiçbir işbirliği yapmaz. Doğan Grubu
açısından Dinç Bilgin kullanılmış, atılmış
paçavradır."
Yavuz Semerci ise Altaylı'nın sözlerine karşılık olarak
"Aydın
Bey'in Sabah Grubu'na talip olacağını
düşünmüyorum.
Zaten
otorite de buna izin vermez. Paravan şirketlerle bu işi
götürmek çok kolay şeyler değildir"
dedi. Altaylı, daha önce de Doğan'ın Sabah Grubu'na talip
olduğunu hatırlatınca, Semerci,
"O tamamen
işin Turgay Ciner'e gitmesini engellemeye yönelik bir ataktı"
değerlendirmesinde bulundu.
(Açıkİstihbarat
Not : Bu
konuda Fatma Sİbel Yüksek'in 'in Emin
Çölaşan'ın Kellesi, Aydın Doğan'ın Öfkesi başlıklı
yazısını da okumanızı tavsiye ediyoruz)
|