| |
|
Vatan gazetesi 24 Mayıs 2005 tarihli sayısında, Abdullah
Gül'ün ABD
Dışişleri Bakanı Powell'la 3 Nisan 2003 tarihinde Ankara'da
"İkisayfa,
dokuz maddelik gizli bir plan yaptığını"
açıkladığını yazmıştı.
Bu aynı zamanda bir itiraftı.
Neyin itirafıydı?
Gül'ün
ABD bakanıyla yaptığı "hizmet sözleşmesi"nin ikrarıydı.
Bu bir ağızdan kaçırmaydı; ya da Sedat Sertoğlu'na bir
öğünmeydi.
"Ben bu
gezileri yapmadan önce şimdi senin oturduğun koltukta (Eliyle
koltuğa
vurdu) ABD Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2
sayfalık 9
maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı
kalkıp
açıklayamam ki... Powell
Suriye'ye giderken de benimle konuştu.
Gizli
olan bir sürü gelişme var."
(Vatan, 24 Mayıs 2005).
Yıllar önce olayın cereyanından biraz sonra halka Aydınlık
tarafından
açıklanan, çeşitli defalar Meclis'te Baykal
tarafından gündeme
getirilen "İki sayfa
dokuz maddelik" bu gizli plan,
"ABD'nin
Müslüman halkların yaşadığı 24 ülkeyi
parçalayan BOP'nin Türkiye ayağını"
oluşturmaktadır.
Yabancı
ülkelerle antlaşmaların nasıl yapılacağı esasen anayasada
açık
açık
ifade edilmiş.
Binlerce yıllık zengin bir devlet geleneği ve birikimi olan,
büyük imparatorluklar ve insanlık tarihinde
belirleyici önemde büyük devletler
yönetmiş büyük bir millete cumhurbaşkanı
adayı olan bir şahıs için milletine bundan
büyük hakaret olabilir mi?
Anayasanın
TBMM'nin Görev ve Yetkileri başlıklı II.
Bölümü, 87. maddesinde,
"milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak"
ifadesi vardır.
Gene Görev ve Yetkiler Bölümü D.
Bendi
"Milletlerarası
Antlaşmaları Uygun Bulma"
başlığı altında, 90.
maddede bunu formüle etmiştir.
"Türkiye
Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası
kuruluşlarla
yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye
Büyük Millet
Meclisinin
onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.
Ekonomik,
ticarî veya teknik ilişkileri düzenleyen ve
süresi bir yılı
aşmayan
andlaşmalar,
Devlet Maliyesi bakımından bir yüklenme
getirmemek,
kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketlerdeki
mülkiyet
haklarına dokunmamak şartıyla, yayımlanma ile
yürürlüğe
konabilir.
Bu takdirde
bu andlaşmalar, yayımlarından başlayarak iki ay
içinde
Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine
sunulur.
Milletlerarası
bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile
kanunun
verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticarî, teknik
veya
idarî andlaşmaların Türkiye Büyük
Millet Meclisince uygun
bulunması
zorunluğu yoktur; ancak, bu fıkraya göre yapılan ekonomik,
ticarî
veya özel kişilerin haklarını ilgilendiren andlaşmalar,
yayımlanmadan
yürürlüğe konulamaz.
Türk
kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların
yapılmasında
birinci fıkra hükmü uygulanır.
Usulüne
göre yürürlüğe konulmuş
milletlerarası andlaşmalar kanun
hükmündedir.
Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa
Mahkemesine
başvurulamaz. (Ek: 7.5.2004-5170/7 md.) Usulüne göre
yürürlüğe
konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin
milletlerarası
andlaşmalarla
kanunların aynı konuda farklı hükümler
içermesi
nedeniyle
çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma
hükümleri
esas alınır."
Bu anayasa metnine göre, Gül'ün Sertoğlu'na
ağzından kaçırdığı "antlaşma" ne mene bir şey o zaman?
Gül padişah mı? Oligarşik diktatör mü;
Powell'la, Bakanlar Kurulundan,
Cumhurbaşkanından, Meclisten gizli "2
sayfa 9 maddelik antlaşma"
imzalayacak kadar?
Buna bir
antlaşma değil ama bir
"hizmet sözleşmesi" diyenler var.
Gül'ün kendisini gizli bir sözleşmeyle ABD
hükümetine bağladığından
bahsedenler var?
Ve buna rağmen ısrarlı bir şekilde Haçlı irtica ilerlemeye,
yeni mevziler elde ederek devam ediyor.
Yeni 14 Nisanlar gerekli demek ki!
|
|
|
 |
|