ABD2 Temmuz 2007 00:00
ABD'nin Kandil'i Yatsıya Kadar ... - Ali İhsan Gürcihan
-- Cudi üzerinde meçhul uçuşlar-- PKK'ya havadan atılan malzemeler-- 2000-2001 yılında fotoğraflarla da tespit edilen, ABD'lilerin Kandil'de PKK'lılarla yaptığı görüşmelerBunlar şu an için aklımıza gelenler...coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardscialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardcleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg
Şırnak'ta güvenlik kuvvetlerine teslim olan üç terörist,
"ABD'liler tarafından zırhlı araçlarla Kandil dağında PKK'lılara silah teslim edildiğini"
açıkladı. Bu haber nedense Türkiye'nin üç büyük gazetesinde manşet olmamakla birlikte, ABD'nin ne olduğunu göstermesi açısından çok önemli ama hiç de şaşırtıcı olmayan bir gelişmeydi.
ABD denen "stratejik ortağımızın" PKK ile ilişkilerine ve ona yaptığı desteğe yönelik 1993 yıllından bu yana gözlenen ama çok üzücüdür ki, bir türlü tam olarak üzerine gidilip, aydınlığa çıkarılmayan veya çıkarılamayan, o kadar çok olay vardır ki...
Geçmişte de basına çıkan sadece bir kaç tanesini hatırladığımızda :
-- Cudi üzerinde meçhul uçuşlar
-- PKK'ya havadan atılan malzemeler
-- 2000-2001 yılında fotoğraflarla da tespit edilen, ABD'lilerin Kandil'de PKK'lılarla yaptığı görüşmeler
Bunlar şu an için aklımıza gelenler...
Sadece bunların üzerine zamanında ciddi bir şekilde gidilseydi, ABD'nin bölgede ne dolaplar çevirdiğini çok daha erken farkına varır, vatandaş seviyesinde gerçekleri çok daha önceden kavrayabilirdik.
Geçmişte bir çok yazımızda da ifade ettiğimiz gibi, PKK terör örgütünün Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde ABD çıkarlarına uygun olarak kullanılan bir güç olduğu açıkca ortadadır.
ABD denen ve terörü siyasi araca dönüştüren devlet; Irak'ta ve Irak kuzeyinde KDP (Barzani) ve KYB (Talabani) 'yi yanına çekerek, yani kullanarak yürüttüğü politikalarını, Türkiye'de ise PKK terör örgütü baskısı ve pazarlığı ile Kandil ve Irak kuzeyi üzerinden dolaylı olarak ve Türk Milleti'ni enayi yerine koyarak yürütmeye çalışmaktadır.
Teröristbaşının şartlı teslimi ve hüsranla sonuçlanan koordinatörlük tuzağı da dahil olmak üzere, ABD hiç bir yaklaşımında samimi değildir.
Bizim işbirliği gibi gördüğümüz veya öyle gösterilen her konu ABD'nin çıkarlarına göre geliştirilmiş maksatlı bir oyundur.
Teröristbaşının teslim edilmesi gerçekte PKK'nın sözde siyasallaşmasını kontrol altına almak adına;
koordinatörlük ise , bizleri hem oyalama, hem de daha acısı PKK'yı ve sözde Kürt meselesini Irak kuzeyi ile birlikte düşünülmesi gereken bir bütün haline getirmek için yürütülmüş operasyonel faaliyetler olduğu zaman içinde daha da iyi anlaşılacaktır.
Barzani , Talabani ve ülkemizdeki DTP'li bazı satılıkların birbiri ile eşgüdümlü ve uyumlu bir şekilde haykırışları da bu planın yürürlükte olduğunu açıkca göstermektedir.
Eğer terör örgütünü çökertmek istiyorsak, önce ABD'nin bu konudaki niyetini ve yaptıklarını ortaya çıkarmamız ve dost geçinen bu ülkenin PKK üzerinden sergilediği oyunlara son vermemiz gerekmektedir.
Bunu yapabilmek için de,
kaderini, çıkarlarını ve geleceğini;
AB-D veya onun tekelindeki kurumlarla ortak gören, yatlarda gezen ve "reina"larda eğlenen mösyölerle bağlantılı olan değil;
tam aksine;
kaderini ve geleceğini,
bu ülke için karşılıksız ekmek parasına ter döken, dirsek çürüten , beynini harcayan ve de kanını canını veren insanlarla paylaşan bir kişiliğe ve kimliğe sahip olmak gerekir.
"ABD'liler tarafından zırhlı araçlarla Kandil dağında PKK'lılara silah teslim edildiğini"
açıkladı. Bu haber nedense Türkiye'nin üç büyük gazetesinde manşet olmamakla birlikte, ABD'nin ne olduğunu göstermesi açısından çok önemli ama hiç de şaşırtıcı olmayan bir gelişmeydi.
ABD denen "stratejik ortağımızın" PKK ile ilişkilerine ve ona yaptığı desteğe yönelik 1993 yıllından bu yana gözlenen ama çok üzücüdür ki, bir türlü tam olarak üzerine gidilip, aydınlığa çıkarılmayan veya çıkarılamayan, o kadar çok olay vardır ki...
Geçmişte de basına çıkan sadece bir kaç tanesini hatırladığımızda :
-- Cudi üzerinde meçhul uçuşlar
-- PKK'ya havadan atılan malzemeler
-- 2000-2001 yılında fotoğraflarla da tespit edilen, ABD'lilerin Kandil'de PKK'lılarla yaptığı görüşmeler
Bunlar şu an için aklımıza gelenler...
Sadece bunların üzerine zamanında ciddi bir şekilde gidilseydi, ABD'nin bölgede ne dolaplar çevirdiğini çok daha erken farkına varır, vatandaş seviyesinde gerçekleri çok daha önceden kavrayabilirdik.
Geçmişte bir çok yazımızda da ifade ettiğimiz gibi, PKK terör örgütünün Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde ABD çıkarlarına uygun olarak kullanılan bir güç olduğu açıkca ortadadır.
ABD denen ve terörü siyasi araca dönüştüren devlet; Irak'ta ve Irak kuzeyinde KDP (Barzani) ve KYB (Talabani) 'yi yanına çekerek, yani kullanarak yürüttüğü politikalarını, Türkiye'de ise PKK terör örgütü baskısı ve pazarlığı ile Kandil ve Irak kuzeyi üzerinden dolaylı olarak ve Türk Milleti'ni enayi yerine koyarak yürütmeye çalışmaktadır.
Teröristbaşının şartlı teslimi ve hüsranla sonuçlanan koordinatörlük tuzağı da dahil olmak üzere, ABD hiç bir yaklaşımında samimi değildir.
Bizim işbirliği gibi gördüğümüz veya öyle gösterilen her konu ABD'nin çıkarlarına göre geliştirilmiş maksatlı bir oyundur.
Teröristbaşının teslim edilmesi gerçekte PKK'nın sözde siyasallaşmasını kontrol altına almak adına;
koordinatörlük ise , bizleri hem oyalama, hem de daha acısı PKK'yı ve sözde Kürt meselesini Irak kuzeyi ile birlikte düşünülmesi gereken bir bütün haline getirmek için yürütülmüş operasyonel faaliyetler olduğu zaman içinde daha da iyi anlaşılacaktır.
Barzani , Talabani ve ülkemizdeki DTP'li bazı satılıkların birbiri ile eşgüdümlü ve uyumlu bir şekilde haykırışları da bu planın yürürlükte olduğunu açıkca göstermektedir.
Eğer terör örgütünü çökertmek istiyorsak, önce ABD'nin bu konudaki niyetini ve yaptıklarını ortaya çıkarmamız ve dost geçinen bu ülkenin PKK üzerinden sergilediği oyunlara son vermemiz gerekmektedir.
Bunu yapabilmek için de,
kaderini, çıkarlarını ve geleceğini;
AB-D veya onun tekelindeki kurumlarla ortak gören, yatlarda gezen ve "reina"larda eğlenen mösyölerle bağlantılı olan değil;
tam aksine;
kaderini ve geleceğini,
bu ülke için karşılıksız ekmek parasına ter döken, dirsek çürüten , beynini harcayan ve de kanını canını veren insanlarla paylaşan bir kişiliğe ve kimliğe sahip olmak gerekir.