Siyaset22 Haziran 2007 00:00

Cadılar Bayramı - Hüseyin Mümtaz

Başbakan, “Bağımsızlar HÖH çizgisine gelirse koalisyon olur” gibi bir şeyler söylüyor. HÖH'ü bir de , “yasaklı” Banu Avar'dan okuyun.. HÖH; Bulgaristan'da “Türk kimliği”nden rahatsız olup, Bulgaristanlılığını öne çıkaran “Avrupalı” Bulgar Türklerinin Partisi. “Bulgaristanlı Türkler”in partisi. Aynı, “Türkiyeliler” gibi.. fusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena

Cadılar Bayramı

Hüseyin Mümtaz
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  22.06.2007
   



MCcarthy'yi, ya da Arthur Miller'in Cadı Kazanı'nı bilmeseniz de olur..

Çok da önemli değil..

Ama asıl önemli olan, soğuk savaş döneminde ağızlarından köpükler saçarak “Rosenbergler Ölmemeli” feryadını basan sıkı solcular ile cümle “beynelmilel”lerin şimdi nasıl olup da bir anda sıfır numara Amerikan faşistine dönüşebildikleri.

Nasıl beceriyorlar?

Cümle “bulaştırmacı” gazetecilerden, dantellektüel köşe yazarlarına ve Gürcihan'ın “pink-tank”çi hanım kızlarına uzanan geniş bir skalada sergilenen saniyede sekiz seferlik kıvraklıklar ibretâmiz bir görünüm sergiliyor.

Salem'e ve Joseph Mccarthy'ye parmak ısırttıran bir cadı avı sergileniyor Türkiye'de..

Çünkü şehit cenazeleri arttı..

Al bayrağa sarılı tabutlar bir türlü gizlenemiyor, onların üzerinden yükselen “vatan”daş tepkisi engellenemiyor..

Gizlenip engellenemediği için de cenazelerin “abartılı” verilmesi şikâyet konusu oluyor.

Bayraklar yasaklanıyor.

Camilere protokol duvarları konuluyor.

Cemaate kısıtlama getiriliyor.

Camilerin kışla olması isteniyor ama cami cemaatinden rahatsız olunuyor.

Terörist cenazelerinde gösterilerin engellenmesi için vuruldukları dağ başında gömülmeleri anlaşılır şeydir de; devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü korumak ve kollamak uğrunda şehit düşenlerin cenazelerinden rahatsız olup medyanın kulağını çekmek ne iştir?

Şehit cenazelerinden rahatsız olunuyor, oralarda Sezer ve Büyükanıt'ın alkışlanması sindirilemiyor. “Muvazzaflara” diş geçirilemiyor..

Ama “Gelinim sen anla” yaklaşımıyla bu sefer de “muvazzaf vatandaşlar” için cadı kazanı kaynatılıp, cadı avına çıkılıyor.

MCcarthy haltetmiş.

Yemezler..

Mızrak o kadar büyük ve çuval o kadar küçük ki ne yapsanız dikkati dağıtamayacak, zihinleri bulandıramayacaksınız.

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcılarından Marc Grossman,

“Seçimde ABD Karşıtlığını Kullananı Hoş Görmeyiz”

diyor.

Taraf oluyor..

Tehdit ediyor.

Bir hafta kimseden çıt çıkmıyor.

Ama nedense “Hudson” komplosu herkesin hem “ağırına”, hem hoşuna gidiyor.

Bağış, Gül ve Arınç balıklama atlayıp “ihanet”ten, “açıklama beklemeye” kadar geniş bir yelpazede “tavır” sergiliyorlar.

Önce “bağlantılı olarak” MGK'dan bir “açıklama” geliyor,

“hiçbir toplantı tutanağımız kaybolmamıştır”

deniyor.

Arkadan Genelkurmay;

“herkesin eteğindeki taş dökülsün diye iki gün bekledik”

diyor, “ibretle izliyoruz” diyor.

Bu toz duman içinde Türkiye seçime gidiyor.

Türkiye, Akepe'nin iradesi dışında seçime götürüldüğü için toz ve duman kalkıyor, göz gözü görmüyor.

Çeşitli kamuoyu yoklamaları açıklanıyor. “Raymond James” Konda'ya anket yaptırıyor. Akepe'nin 300'ü geçeceği tahmin ediliyor.

Son dört buçuk yılı gözden geçirirsek, Akepe'nin tekrar tek başına iktidar olma ihtimali çok kötüdür.

Akepe'nin, “bağımsız”larla koalisyon yapma ihtimali “felaket senaryosudur”.

Akepe'nin, “bağımsız”larla anayasal çoğunluğu ele geçirme ihtimali ise “kıyamet senaryosudur”.

Türkiye, “zorunlu erken” seçime gidiyor, çünkü 360 Akepe milletvekilinin bulunduğu meclis Cumhurbaşkanı seçemedi.

“Tek başına iktidar” partisi Akepe mazlum ve mağdur demokrasi mücahidini oynuyor.

Medyanın şehit cenazelerini “abartılı” verdiğinden şikâyet ediliyor.

Şehit cenazelerindeki tepki arttıkça askerin itibardan düşürülme senaryolarının da hız kazandığı sarmalın içine giriyoruz.

Kahredici bir “subaylar neden ölmüyor?” sorusunun ortaya atılmasının ardından gelen “rütbeli” cenaze sayısındaki âni artış nasıl açıklanabiliyor?

“Bulaştırmacı gazeteci” hanım kızlarımıza inat PKK Karadeniz'e inmeye çalışıyor, Gümüşhane-Erzincan hattı yine, her yaz olduğu gibi zorlanıyor.

Peki, oluşan “kitlesel tepkiyi” doğru değerlendirebiliyor musunuz?

Erzincan'da yakalanan teröristin hastaneye götürülüşü sırasında “linç” girişimi oluyor.

Erzincan'dan kaçırıp, Erzurum'a götürüyorlar, Erzurumlular hastaneye kabul etmemek için nöbet tutuyor.

Erzincan'da yaralanan komutanın şöförü olan er komutanı için ağlıyor, sinir krizi geçiriyor..

Bu tür olaylar ve şehit cenazelerinin “abartılı” verilmesi başbakanı rahatsız ediyor. Fakat başbakan seçime “dış destekten” rahatsız olmuyor.

Emre Kongar'a göre ABD, AB, Kuzey Irak ve Bağdat'taki Kürtler ile Rumlar Akepe'yi destekliyor.

Neden acaba?

Başbakan MGK'nın ertesi günü Genelkurmay'da “brifing” alıyor.

Toplantıdan “çok rahatsız” çıkıyor.

Korumalar basının önünü kesiyor, hastaneye gidiliyor, “MR” çektiriliyor.

Başbakan, “Bağımsızlar HÖH çizgisine gelirse koalisyon olur” gibi bir şeyler söylüyor.

HÖH'ü bir de , “yasaklı” Banu Avar'dan okuyun..

HÖH; Bulgaristan'da “Türk kimliği”nden rahatsız olup, Bulgaristanlılığını öne çıkaran “Avrupalı” Bulgar Türklerinin Partisi. “Bulgaristanlı Türkler”in partisi.

Aynı, “Türkiyeliler” gibi..

Başbakan HÖH örneğinden hareketle “bağımsızlar”a yol gösterirken..

HÖH'e “aferin” mi diyor?

“Aferin” diyor.

Tam bir “Avrupalı” gibi düşünüyor, tam bir “eşbaşkan” gibi değerlendirme yapıyor.

Ve Türkiye işte bu toz duman içinde seçime gidiyor.

22 Haziran 2007

“57'iNCİ ALAY ÇANAKKALE'DE, TRABLUSGARP'TA, FİLİSTİN'DE, SAKARYA'DA

57'inci ALAY KARABAĞ'DA, KARASU'DA, KERKÜK'TE, KIBRIS'TA

57'İNCİ ALAY HERYERDE..

HEPİMİZ 57'İNCİ ALAY'IN NEFERİYİZ.”

 


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007