Bu Mehmet sizin bildiğiniz o Mehmet değil, başka Mehmet..
Tıpkı, komünist Ranzâdelerden Nazım Hikmet'inki gibi..
Geçenlerde Harbiye Açık Havada “minik” serçe bir konser vermiş..
Konserin sonunda da, henüz bestesi bitmemiş son şarkısının şiirini okumuş..
Necip basınımızın yansıtış şekline göre
“Konseri izlemeye gelenler bu kez Sezen şarkılarından çok bir şiirle duygulanmış. Sezen Aksu 'nun “şehit düşen askerler için yazdığı ağıt, yürekleri dağlamış. Aksu 'nun nöbet tutan askerlerden esinlenerek yazdığı şiir, teröre isyan duyguları taşıyormuş. Tüyleri diken diken eden şiir ayakta alkışlanmış...
Aksu da şunları söylemiş:
‘Hepimiz aynı şeyleri hissediyoruz... Bütün kalbimle diliyorum ki, bu akıl tutulması bir an önce sona ersin, çocuklarımız böyle sapır sapır avucumuzun içinden kaçıp gitmesin.'
miş..”
Tahmin ettiğiniz gibi necip basınımızın dantellektüel köşe yazarlarından “eşzamanlı olarak” salya sümük yorumlar gelmekte gecikmedi.
“Kalbi Ege'de kaldığından” bu yana tombul serçenin sanatsal yaklaşımından fena halde işkillendiğim için “şehit düşen Mehmetçik” için yazıldığı yansıtılan şiire şüpheyle yaklaştım. Ve şiiri görmeden yorum yazmamaya karar verdim.-
Nihayetinde de “şiir” piyasaya çıktı.
“Mehmet daha çok küçüksün
Mehmet Bilmiyorsun tabii neden bu sonsuz nöbet
O kadar vaktin olmadı zaten
Ama sen ümit etmeye devam et
Mehmet, bilemiyoruz Mehmet
Böyle mi sürecek bu ilelebet
Değişir mi dünya
Döner mi devran
Sen ümit etmeye devam et
Öyle bir karanlık kutu ki insan
Kimse hakiki bir cevap veremez sorsan
Söz dediğin insan icadı lisan
Ama sen yine de hep hayattan bahset
Mehmet gitmiyor gözün gözümden
Hiç büyümemişsin, tanıdım çocuk yüzünden
Kan geldi kederden özümden
Sen anacığını düşün çok dikkat et
Mehmet küçücüksün Mehmet
İnsan soyu böyle en nihayet
Öteki desen beriki desen
Kendini de bizi de
Dünyayı da affet”..
Burada siz “bu Mehmet”in, “bizim Mehmetçik” olduğunu çağrıştıran en ufak bir belirti görüyor musunuz?
Ve Akşam'da Burhan Ayeri'nin dört dörtlük yorumu..
“Ne ilahi kaderdir ki, bir Kıbrıs Kahramanı'na hazırlanan dolaplarla, Sezen Aksu'nun yeni dizeleri aynı günlerde sayfalara girdi. ‘Minik Serçe Mehmetçik'e şiir yazdı' diye alkış tufanı kopuyor. Bizim gazeteler bile koskocaman verdiler.
Peki, aynı Serçe değil miydi ‘Nevruz alanlarında' şarkılar-türküler söyleyen? Biji Apo, biji PKK sloganları ve de ERNK çaputları ile Öcalan posterleri arasında gülücükler dağıttan kimdi? Şimdi ne oldu da, Mehmetçik'e bu ağıtı yazdı.
Sezen Hanım da ‘Değiştim ve geliştimciler' safına katıldıysa ondan tek bir isteğimiz var. Çıksın ekranların karşısına ve ‘PKK, eli kanlı terör örgütüdür' desin. Ancak, o zaman kendisine inanırız. Çünkü dünyadaki Müslüman isimlerin yarısı Mehmet. Her coğrafyada bolca mevcut...”
Evet, aynen öyle, Sezen Aksu'nun Mehmet'i, “dünyadaki Müslüman isimlerin yarısı Mehmet ve her coğrafyada bolca mevcut” olan Mehmet'lerden..
Bu Sezen Aksu değil miydi, 2002'de “Türkiye Şarkıları” konserini Efes Antik Tiyatro'da veren?
Hürriyet'in konu ile ilgili haberi şöyleydi: (21 Ağustos 2002)
“SEZEN AKSU MEDENİYETLERİ BULUŞTURUYOR:
Türk Pop Müziği'nin 'Minik Serçe'si Sezen Aksu, 200 kişilik Rum, Ortodoks, Ermeni ve Musevi korolarıyla 30 Ağustos'ta Efes Antik Tiyatro'da, 1 Eylül'de de Aspendos'ta görkemli birer konser verecek. DMC'den (Doğan Music Company) yaklaşık 2.5 ay önce piyasaya çıkan 'Şarkı Söylemek Lazım' albümüyle satış listelerini altüst eden Sezen Aksu, albümünü konserlerle tanıtıyor. Arka arkaya verdiği konserlerinin ardından kısa bir tatil yapan sanatçı şimdi yeni bir projeyle hayranlarının karşısına çıkacak. Türkiye'nin en mistik mekânlarından Efes Antik Tiyatro ve Aspendos'ta iki konser verecek olan Aksu, bu konserlerin ses, ışık ve sahne düzeni için Fransa'nın ünlü ses mühendisleriyle çalışan Yaşar Gaga'yla anlaştı. Yaşar Gaga, her şarkı için özel sahne şovları hazırladı. Aksu, bu konseri için yaklaşık 15 gün boyunca günde 18 saat prova yaptı. Levent Yüksel, Ozan Doğulu, Cihan Okan gibi isimlerin bulunduğu kendi orkestrasının dışında İzmir Devlet Opera ve Senfoni Orkestrası'nın da yer alacağı konserlerde, 200 kişilik koro aynı anda sahnede bulunacak. Osmanlı'dan bu yana aynı topraklarda yaşayan, aynı kültürü paylaşan tüm medeniyetleri biraraya getirmeyi amaçlayan Aksu'nun konserindeki koroyu Rum, Ortodoks, Ermeni ve Musevi sanatçılar oluşturacak. Ses, ışık ve sahne tasarımıyla Türkiye'de bir ilke daha imzasını atacak olan Aksu, Efes ve Aspendos'tan sonra bu görsel şöleni tüm konserlerine taşıyacak”.
2002'den 2007'ye ne olmuştu, vahiy mi inmişti Aksu'ya da;
“ Osmanlı'dan bu yana aynı topraklarda yaşayan, aynı kültürü paylaşan tüm medeniyetleri biraraya getirmeyi amaçlayan” Aksu “200 kişilik Rum, Ortodoks, Ermeni ve Musevi korolarıyla”
erdiği “hidayetin o yüce katından”, Mehmetçiğin sâde dünyasına iniyor ve ona şiir yazar hâle geliyordu?
Lâfı fazla zorlamayalım.. Ayeri çok güzel açıklamış..
Demek ki kıymetli okuyucu 1950'lerden bu yana bizim dantellektüel aydın cephesinde değişen hiçbir şey yok..
Çünkü aşağıda okuyacağınız şu şiir de 1952 mahsulü ve yine bir “Mehmet”e hitaben yazılmış.
"İşte ben,
Li-çan-ÇEN
Yoklar geri dönmesin
Varlar yok olmasın
Daha da güzel günler görelim diye
Oğlumun birini okula yolladım
Öbürünü Kore'ye...
Li-Çan-Çen'in oğlu bu yüzden orada
Ya Sen?
Ya defolup gideceksiniz,
Ya denize dökecekler sizi.
Ne halt edeyim? Deme Ahmet,
Teslim ol,
Hemen
Teslim ol ananın başı için,
Teslim ol Türk halkı adına,
Ahmet, kardeşim,
Kardeşlerine teslim ol"
Ranzadelerden Nazım'ın şiiri..
Kore'de savaşan Mehmetçiklerin üstüne komünist Çin tayyareleri tarafından atılan kâğıtlarda, o zaman Moskova'da yaşayan, Moskova'ya indiğinde toprağı öpen Nazım tarafından yazılmıştı.
“Türk” lafı sizi aldatmasın.., “halkı” diyor çünkü tamlamada..
Teslim olması istenilen “kardeşleri” ise “Li Çan Şen”in “halkı”ndan..
Bu “Mehmet” işte “o “Mehmet”..
Sezen Aksu'nun ve Nâzım'ın Mehmetleri..
Bizim Mehmetçiğimiz değil..
Hemen öyle başlarınızı duvarlara vurup salya sümük ağlamayın..
Ciddi olun..
Gören de “bir şey” zannetsin..
19 Haziran 2007
|