Yukarıdaki yalın ve doğrudan sorunun cevabı bir çok şeye gebe. Bu sorunun cevab verildiğinde bazı şeyler iplik söküğü gibi açığa çıkacak. Fakat bir çoğumuz bu temel sorularla uğraşacağına sahte gündemin akıntısında sürükleniyor.
Bir çok kimse gündem histerisine kapılıp olayların önünü, arkasını, geçmişini pek irdelemiyor. Hakim medyanın da yanlış yönlendirmeleriyle sağa, sola savruluyoruz.
Kamplaşmalar içine giriyoruz. Sanki yaramıza merhem olacakmış gibi.
Şu sıralar gündemi Kuzey Irak işgal ediyor.
Bu konuda sadece bir hatırlatma yapıp kendi soruma döneceğim.
Geçmişden örnekleri çok azımız günümüze taşıyor.
Kuzey Irak konusu sanki teröre karşı yeni bir icat, yeni bir çözümmüş gibi topluma sunuluyor.
Oraya defalarca müdahale edildiği unutturuluyor.
1996’daki Refahyol Hükümeti K. Irak’a müdahale konusunda ayak dirediği ve Gn Kurmay tarafından harekat bütçesi olarak istenen yaklaşık 55 milyon doları vermeye yanaşmadığı için düşürüldü.
Topluma sebep olarak “İrtica geliyor” gösterildi.
Böyle maskelerin arkasına saklanarak yapılan tehditlerle, mevcut statüko istediği gibi at koşturuyor.
Bu tür konularda hesap soramıyoruz. Soranlar “vatan haini” ilan ediliyor.
Konumuza dönersek, her düşüşünde yüreğimizi sızlatan F16 ve diğer askeri uçaklarımız için halkımıza bir hesap verildi mi?
Hesabı hadi erteleyin, elle tutulur bir istatistik bilgiye rastladınız mı?
Şimdiye kadar kaç uçak düştü?
Kaç pilot şehit verdik?
Kaç milyar dolara mal oldu?
Savaş olsa anlarız ama eğitimde bir uçak niye düşer?
Bu sorun çözülmeden neden hala hiç bir şey olmamış gibi uçak alım ihaleleri devam eder?
Neden bu ihalelerden toplum haberdar edilmez? Nerde açıklık, şeffalık? Kendine güvenen her kurum açıklıkdan, şeffaflıktan çekinmez ve korkmaz.
Toplum olarak vergilerimizin nereye gittiğini her halde sorma hakkımız var.
28 Şubat’ın ortalık karıştıran paşası Çevik Bir sayesinde F16’ların sözde modernizasyonu İsrail’e verildi. Ve düşmeler daha da sıklaştı. Kimse bu kişiye hesap sormadı.
Bu konuda da hakim medyanın sesi çıkmaz. F16 uçaklarının düşmesi konusu hep kıyıda köşede kısa bir haber olarak geçiştirilmiştir. Şöyle enine boyuna bir incelemeye rastlayamazsınız.
Böyle tehlikeli konulara girip neden başlarını ağrıtsınlar ki, işin ucu kimbilir nerelere kadar dayanacak!
LOCKHEED UÇAK YOLSUZLUĞU VE TAHSİN ŞAHİNKAYA
İşte bu hesap soramamalar bizleri bu noktalara getirdi. O kadar hesaplaşacağımız konu varki. Bunları tek tek halletmeden bize ak günler haram.
Diğer bir misal; üzerinden 31 yıl geçen hala karanlıkta kalan Lockheed uçak yolsuzluğu.
Gazeteci Avni Özgürel, Örtülen Dosya adlı bir yazısında bu konuya yer verir.
“19 Mart 1976’da Northrop uçak şirketi Türkiye’de askeri uçak alımları için yetkililere rüşvet verdiğini açıklamıştı. Hükümetlerin başını yakmış olan bu skandal bir tek Türkiye’de üstü örtülü kaldı.”
12 Eylül cuntasının Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya’nın adı bu skandala karıştı. Fakat yargılanmaya yanaşmadı.
Kenan Evren’de bu konuda da kılını kıpırdatmadı.
O dönemin kalıntısı bugünkü Anayasa’nın 15.maddesiyle de kendilerini garantiye aldılar.
Tahsin Şahinkaya, Time Dergisi’nin “Dünyanın en zengin generalleri” listesine girmişti.
Bu konuyu o dönemler gündeme getirmeye çalışan eski milletvekili Cüneyt Canver’e dünya dar edilmişti. Canver bir daha da kendini toparlayamadı, 2002’de hayata veda etti.
TÜRK HAVACILIK SANAYİ YAPAMIYOR MU?
Bu konuları Vatan Gazetesi’nden Necati Doğru, küçük kızı ve diğer Türk çocukları adına merak edip sormuş;
“216 adet Türk F-16’sını ABD’li Lockheed Martin şirketi 635 milyon dolara modernize edecek.
Yani uçak başına 3 milyon dolar alacak. Böyle bir anlaşma yapılmış ABD ile. 26.Nisan 2006’da.
Bunu bizim TAI (Türk Havacılık Uzay Sanayii) yapamıyor mu? …Avrupa Parlamentolarında böylesine ihaleler, uçak alımları günlerce tartışılıyor. Biz da herkes sus pus. Parayı verip uçağı alınca öğreniyoruz”
“TAI 2005’de 17 adet Ürdün F-16’sını modernize etti. Buna rağmen kendi uçaklarımızı başkalarına modernize etmeleri için veriyoruz.”
Yaman çelişki!
Uçakların düşmeleriyle ilgili bir sürü spekülasyon var.
Yazılım çiplerine ABD ve İsrail’in uzaktan kontrol ile müdahale edip düşürmesi. Bunun bir an için doğru olduğunu kabul edelim.
Böyle bir kahpelikten haberi olmayan iyi niyetli pilotlarımızın düşen uçağı kurtarmak için gösterdikleri özveri sonucu ölmelerinin korkunçluğunu düşünebiliyor musunuz?
GLADİO HALA ÇÖZÜLMEDİ
Kısaca Gladio hatırlatması yapıp konuyu uzatmadan şimdilik bağlayalım.
Gladio, NATO üzerinden ABD’nin bir çok ülkenin ordusu içinde at koşturmasıdır.
Yani basit anlatımla sizin bilgisayarınıza girmiş, onu kendi çıkarları doğrultusunda kontrol edebilen bir virus. Bu virüsü Türkiye hariç diğer ülkeler içlerinden söküp attılar.
Bir ülkenin ordusu en güvenli yerdir değil mi?
Fakat bizde bir dönem Gn. Kurmay Başkanı Doğan Güreş’in kahvesine zehir atıldığından söz edildi. 'PKK yanlısı bir er yapmıştır' dediler.
Jandarma Komutanı Eşref Bitlis’i “uçak kazasında” kaybettik. “Kaza” dediler.
Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Lice’de Kanas marka profesyonel suikast silahı ile vuruldu. Bir şey diyemediler.
Örnekler böyle çoğaltılabilir.
Geçmişe dönük, zaman aşımı falan dinlemeden yukarıda bahsettiğimiz olayların hesaplaşmasını bir an once yapmadığımız sürece bize dayatılan sahte gündemlerin figuranları olmaktan öteye gidemeyiz.
Meydanları sahte kutuplaşmalar için değil, bu kangrenlerin sökülüp atılması için doldurmalıyız.
Not: Yazıyı bitirdiğim aynı gün (İlahi tesadüf) Konya’nın Yunak İlçesina bağlı Kuyubaşı köyü yakınlarında bir F5 savaş uçağımızın düştüğünü üzülerek öğrendim.
Allah’tan Pilot Teğmen Önay Kuş uçak düşmeden atlamayı başarmış. Hakim medya da ne yazık ki bu habere yine rastlamadım veya kısa bir haber olarak geçmişlerdir.
(16.06.2007)
|