Bu nasıl bir duruştur anlayamıyorum…
İnsanın bir çizgisi olur!
İlkeleri olur!
Tavrı ile bütünleşen bir duruşu vardır!
Dün “ak” dediğine bugün “kara” demez.
Ya da aksi olmaz! Olamaz!
Birileri için yanlış olan bu duruş diğerleri için doğrudur. Bunu kabul ediyorum…
Ben nasıl bazılarına ters geliyorsam ve bunu göğüsleyebiliyorsam, dün söylediğim her şeyin arkasında duruyorsam aynısını da herkesten beklemek en doğal hakkımdır.
“Dün dündür, bugün bugündür” anlayışının acısını çok yaşamış biri olarak tavrımı koyuyorum.
Sırf güçlü olmaya çalışmak ki; burada güç artık göreceli bir kavram olmuştur,
ekranlar da devamlı gözükmek,
yazılı basın da adından bahsedilmek, söyleyişi için muhabirlerin kuyrukta olması uğruna dün “kara” dediğinize bugün “ak ” diyemezsiniz hanımefendi.
Ben oradaydım. Hem de burnunuzun dibinde…
Çağlayan mitingin de, 27 Nisan TSK açıklamasına atıfta bulundunuz. Bir anda halk meydanı yıkarcasına bağırmaya başladı. “En Büyük Asker Bizim Asker! ”
Hemen müdahale ettiniz!
“Biz gece yarısı gelen muhtıralara da darbelere de karşıyız! Ne şeriat ne darbe”
dediniz ve halkı “Ne şeriat ne darbe” diye slogan atmaya davet ettiniz.
Önce cılız olan slogan atışlar sizin tekrarlarınız ile çok yüksek sesli oldu…
Öyle değil mi Türkan Hanım?
Ve daha sonra mütareke basınına verdiğiniz söyleşiler de bununla övündünüz, bu işe cesaret gösteren tek kadın olarak tanıtıldınız!
Mutabıkız değil mi buraya kadar? Hiçbir itirazınız yok değil mi?
Şimdi;
O tarihte “darbeci” ilân ettiğiniz ordunun 8 Haziran tarihli bildirisi üzerine bir anda hidayete erdiniz! Siteniz de ertesi günden beri bir duyuru dönüyor. Diyor ki;
Genel Kurmay Başkanlığının resmi sitesinde 8 Haziran 2007 tarihinde yayınladığı bildirisiyle ilgili ÇYDD'nin görüşleri:
Türk halkı olarak, şehitlerimiz için yanıyor, PKK terörünü ve bu terörü oluşturan, para ve silah desteği vererek Türkiye'nin başına bela eden tüm ülkeleri lanetliyoruz.Terörle mücadele, ulusu, devleti, hükümeti, ordusu, yöneticileri ve milletiyle elele vererek olur. Bu konu iç ve dış kısır siyasete asla malzeme olmamalıdır. Halkın mitinglerle tepki göstermesi çok doğal ve gereklidir. En kısa zamanda İstanbul'da terörü tüm toplumca lanetleyecek bir sessiz miting yapılması girişimleri başlatılmıştır. Yakında basında bilgilendirilecektir.
http://www.cydd.org.tr/duyuru.asp?id=867
Hanımefendi 27 Nisan bildirisi ile 8 Haziran açıklamasını yapan aynı Genel Kurmay Başkanlığı.
Onlar hep aynı da size ne oldu?
Köprülerin altından bu kadar kısa zaman da bu kadar çok mu su aktı?
Bu ne hızlı değişim?
Yoksa imaj yıkama mı?
Veyahut güce âşık olmak mı? Kalabalık kitlelerin önünde konuşma gücü!
“ Şehitlerimiz için yanıyoruz” demişsiniz.
Oysa,
Bir ikindi vakti vapurdan indiğim de Üsküdar iskelesinde Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Hanım imza kampanyası yapıyor, teröre lanet ediyor, bölücü başının asılmasını istiyordu. Koşarak derneğe gittim ve orada toplantı yapan arkadaşlara;
“Pakize Hanıma destek olmalıyız, onun yanın da yer almalıyız, o şehitler bizim, onlar da ana biz de anayız” dedim. Bana başkan yardımcınız cevaben;
“Genel Merkezin kesin talimatı var. Asla onlarla bir arada olmayacağız. Onlar şehitler üzerinden siyaset yapıyorlar” dedi. Zaten o akşam o kapıdan son çıkışım oldu. Boyumun ölçüsünü almıştım…
Yıllar sonra aynı lafı geçen gün RTE söyledi. Ne garip değil mi?
O gün şehitlere sahip çıkmaz ve PKK'yı kınamayı bile siyaset sayarken bugün şehitlere sahip çıkıyorsunuz, PKK'yı kınıyorsunuz… Yine o günler de etrafınız bugün ordu aleyhine yazan genelkurmay başkanına yol yordam öğreten entel dantel yazarlarla dolu idi. Halen de öyle ya!
Türkan Hanım bu ne tenakuz?
İsyan ettim! Bölgecilik yapılıyor dedim… Bu anayasal suçtur dedim…
Yatılı getirdiğiniz kızların okul duvarlarına “Biji Apo” “Serik Apo ” yazmalarına, zafer işareti yaparak bahçede turlayıp slogan atmalarına, İstanbullu öğrencilerin saçını başını yolarak dövmelerine, merdivenlerden itip düşürmelerine ses etmediniz.
Üstelik sahip çıktınız. Şımarttınız!
Sizin talimatınız ile veli toplantısında öğretmenler ebeveynlere
“Bizim onlarla bir sorunumuz yok! Anne ve babaları onları çok iyi eğitmiş ve buraya yollamış. Bizim sorunumuz sizin çocuklarınızla”
derken, öğrenciler arasında yarattığınız bizimkiler ve sizinkiler kavramıyla bölücülüğün kitabını yazmıyor muydunuz?
Şimdi PKK'yı kınıyorsunuz.
PKK'ya destek veren ülkelere lanet ediyorsunuz. Cümle âlem biliyor ki destek verenlerin başında ABD ve AB var…
E peki, siz yüz binlerce avro AB fonu alıp ta millete demokratlık öğretmiyor musunuz?
Bu ne biçim bir ikilem hanımefendi?
Yazacak çok şey var ama biz burada bir soru ile bitirelim. Adama sorarlar Türkan Hanım,
“Hiç mi vebaliniz yok?”
Tıpkı şu an benim yaptığım gibi…
Eğer düzenleyeceğiniz mitingde çıkıp ta bunları anlatacaksanız, günah çıkartıp, nedamet getirecekseniz yapın o mitingi…
Hiç mütareke basının sizi yaldızladığı gibi kutsal kadın Rahibe Terasa gösterişlerine de yatmayınız.
Onları okuyanlar inanır ama ben inanmam…
|