Siyaset11 Haziran 2007 00:00

ASKER - Hüseyin Mümtaz

Yollar mayınlanıyorsa, mayınları bulun.. Ateşleme düzeneklerini sokmayın.. Bulamıyorsanız, yolları kullanmayın.. Hattı değil, sathı kontrol edin.. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsdiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena

ASKER

Hüseyin Mümtaz
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  11.06.2007
   

 

Asker uyumaz..

Asker yorulmaz, acıkmaz, üşümez..

Asker yan gelip yatmaz, asker vatanını satmaz..

Ama asker ağlar..

Nefer de ağlar, Orgeneral de ağlar..

Yetti artık..

Yürekleri burgu gibi saran son derece basiretsiz bir

“Erlerimiz Savaşıyor, Subaylar Nerede?”

sorusunun sorulduğunun ertesi günü bir yarbay ve bir binbaşı, bir erimizle beraber şehit düşüyor..

Yetti, yetmeli artık..

2000 metreden yüksek 12 yerden giriyorlarsa oraları kapatın.. Termal kamerayla, mayınla neyle olursa..

Duvar çekin..

“10 kurra”yı askere alın, adım başı asker dizin..

Bütün Irak sınırına duvar örün..

Habur'u, İskenderun'u, Mersin'i kapatın..

Kapatın da Amerikan ordusunun lojistik desteğinin % 70'i de sağlanamaz olsun.

Irak'a, Türkiye'de vatandaşa sattığınızın yarısı fiyatla elektrik, mazot vermeyin.

Bakın o zaman Irak (Amerika-İsrail) “problemi” kendi içinde çözmeye çalışmıyor mu?

Yollar mayınlanıyorsa, mayınları bulun..

Ateşleme düzeneklerini sokmayın.. Bulamıyorsanız, yolları kullanmayın..

Hattı değil, sathı kontrol edin..

Bölgeyi boşaltın.

Savaş hâli değilse bile sıkıyönetim, olağanüstü hâl ilan edin.

Sorosçu çocuklarını, batılı “İnsan hakları” derneklerini, yeşil-mavi politikacılarını,
AB ve ABD ajanlarını, diplomat bozuntularını bölgeye sokmayın.

Bakın o zaman “bölge” problemi kendi içinde çözmeye çalışmıyor mu?

Sınır ötesi harekât, olağanüstü hâl AB vizyonu ile uyuşmazmış.

Bin tane Avrupa, rütbesi ne olursa olsun tek bir şehidin tırnağı eder mi?

Erdoğan Amasya'da diyor ki; “Terörle mücadelenin doğasında şehit vermek var”..

Sivil başbakan şehit vermeyi “doğal” kabul ediyor..

Ama asker “ben” edemiyorum, asker Büyükanıt, “ağlıyor”..

“Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diyoruz..

Farkımız bu..

“Kolay bir şey olsaydı bizden öncekiler hallederdi.. 1987-2007 gelinen nokta bu”

diyor. Yâni “terörün sorumlusu biz değiliz” demeye getiriyor.

Tabii değilsiniz ama bakışınız, yaklaşımınız farklı..

Neden şehit cenazelerinde daha önceki iktidarlara değil de Akepe'ye tepki gösteriliyor?

Neden Erdoğan şehit ailelerini

“telefonda arayayım da tepki mi göreyim?”

tavrı ile aramaktan çekiniyor?

Neden Erdoğan şehit babasının, cenazedeki tepkisini anlamıyor, anlamak istemiyor da adamı “tutuklatıyor”?

Neden Sezer, Büyükanıt ve Erdoğan'ın bulunduğu şehit cenazelerinde Sezer ve Büyükanıt alkışlanırken sadece Erdoğan “Bu asker yatmadı, vatanını satmadı” sloganına mâruz kalıyor?

Neden bir başka cenazede Gül “Bu asker yan gelip yatmadı, şehit oldu” sloganının muhatabı oluyor?

Şehit cenazelerinde artık millet bayraklaşıyorsa…

Şehit cenazeleri artık ay-yıldızlı birlik ve beraberliğin sergilendiği, doruğa ulaştığı ortamlar olarak göze çarpmaya başlıyorsa..

Ve bu cenazelerde sadece Akepe tepki görüyorsa….

Akepe'nin nasıl olup da seçimlerde mağdur ve mazlum demokrasi mücahidi rolü sergilemeye çalıştığını bana izah edebilir misiniz?

Şehit cenazelerindeki kitlesel refleks, “oya nasıl tahvil edilecektir” zannediyorsunuz?

Peki, Bahçeli'nin söyleyecek sözü mü var?

Hem 1999'da Öcalan'ı asacağız diye oy isteyip asamamak çelişki ise;
Öcalan'a idam isteyen hâkimi aday göstermemek kendi içinde tutarlılıktır anladık da Adana mitinginde şehit isimlerini okuyup “ya bunlar ya Akepe” demek nedir?

Şehit isimlerini okuyorsan Öcalan'ı neden “iktidarda” iken asmadın?

Neden AB'nin “Kürtçe yayın” dahil ilk üç paketine “evet” dedin?

Ecevit'i neden Solana'nın uçağına bindirip Helsinki'ye gönderdin?

Yeri gelmişken ben genel kanının aksine, savaş hâli ve terör bahanesiyle seçimlerin ertelenmesinin Akepe'nin işine yaramayacağını düşünüyorum..

Cumhurbaşkanı seçemeyen,
Sezer'le ve Büyükanıt'la devam etmek durumunda kalan,
içeride ve dışarıda hiçbir şeye en ufak bir tepki gösteremeyen bir Akepe kendi ürünü olan bu kaos ortamının uzaması ile en büyük zararı görecek “parti” olacaktır..

Geçen, uzayan her gün, içine girilen seçim ekonomisi ve seçim sathı maili en fazla Akepe'den oy kaymasına neden olacaktır.

“Çağdaş” Genelkurmay'ın interneti kullanma şeffaflığı ve kararlılığı neden kimilerini ürkütüyor?

Gizlilikten, kapalı kapılar ardında pazarlıklardan kimler medet umuyor?

Genelkurmay'ın “kitlesel refleks” dediği şey nedir?

Millet'in ordu olmasıdır, asker olmasıdır.. Üzerinden ölü toprağını silkelemesidir.

Geceyarısı gözünü dört açıp köyde, dağda, bayırda, köprünün dibinde mayın yerleştiren, evinde patlayıcı saklayan hainleri izlemesi, yakalamasıdır.

İhanete karşı milletin bayrak olmasıdır.

Bu “kontrolsüz güç kullanımı” istemek değildir.

Onun için Büyükanıt;

“Türk askeri mahalle kabadayısı değil, sınır ötesi operasyon için siyasi karara ihtiyacımız var"

diyor.

“Siyasi karar” nedense bir türlü çıkmıyor.

Çünkü siyasi kararın arkasında okyanus ötesi ince ve derin hesaplar var.. İsrail var.

Derin devlet'ten rahatsız olanlar, “derin Amerika”dan şikâyet etmiyorlar.

Amerikan F-16'ları için Ross Wilson çağırılıp NOTA verilemiyor ama kılı kırık Irak Türkiye'nin Bağdat maslahatgüzârını çağırıp cart diye NOTA'yı dayıyor..

Sonra gelsin “Protesto değil, işbirliği isteği” tercümesi..

Akepe'nin “kabile reislerine” bile siyasi kararlılık gösterecek dirayeti yok.

Kabile Reisi deyince şeytan dürtüyor, iki nokta aklımıza geliyor..

1. Erdoğan'ın; Büyükanıt'ın aylar önce ifade ettiği

“terörist kabile reisleri ile görüşmem. Kim görüşürse görüşsün”

noktasına “seçim sathı mailinde” olsa bile gelmiş olması..

2. Kıbrıs Türkleri bağlamında “kabile” deyimini kullanması..

Fakat durum ciddidir efendiler..

Radikal Gazetesi bile 10 Haziran günü Şehit dedesinin haberini manşetten verir hâle gelmişse..

TÜSİAD bile Yalçındağ'ın ağzından;

“Sınır ötesi operasyon Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren askeri bir sorundur. Dolayısıyla o çerçevede bakılıp karar verilecektir. Olası bir operasyonun ekonomiye etkisi olup olmaması önemli değildir, Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili askeri bir kararın alınmasında öncelik güvenliktedir. Burada ekonomiyi düşünmek anlamsız”

diyorsa..

Hele Şahenk;

"Bizler işadamıyız. Asker ve yöneticiler bizden daha derin görebiliyor. Bu yüzden ne gerekiyorsa yapılmalı. Çok samimi söyleyeyim. Bu tür şeyler rakama yansıyabilir. Önemli olan vatandaşların kalbinin ne yöne çarptığıdır. Böyle bir dönemde ekonomi değil şehitler her şeyin üzerindedir"

diyebiliyorsa durum gerçekten vahimdir..

Elimdir, vahimdir de Akepe'de, içeride ve dışarıda siyasi krizi yönetecek siyasi irade var mıdır?

Bakın G-8 toplantısında Bush ile Putin arasında füze pazarlığı yapılıyor, Putin günlerdir

“Füze kalkanını Avrupa'ya değil, Türkiye'ye kur”

diyor, Türkiye'den çıt çıkmıyor..

Türkiye Putin'in yahut Bush'un babalarının çiftliği mi?

Türkiye'nin haberi olmadan, Türkiye'nin kesesinden nasıl böyle hovardalık yapılabiliyor?

Türkiye'nin sahibi mi yok?

Siyasi irade nerede?

İşte böyle bir ortamda Genelkurmay milletten “refleks” istiyor..

“İktidar” boşluk kaldırmaz..

Zaaf gösterirseniz Cumhur ve Cumhur'un kurumları elbet Cumhuriyeti koruyup kollamak için duruma vaziyet eder.

Biz bu devleti sokakta bulmadık.

“Durumdan vazife” işte böyle durumlarda çıkarılır..

Sonra gelsin derin devlet-derin millet muhabbetleri..

Gülünç oluyorsunuz..

10 Haziran 2007

“57'iNCİ ALAY ÇANAKKALE'DE, TRABLUSGARP'TA, FİLİSTİN'DE, SAKARYA'DA

57'inci ALAY KARABAĞ'DA, KARASU'DA, KERKÜK'TE, KIBRIS'TA

57'İNCİ ALAY HERYERDE..

HEPİMİZ 57'İNCİ ALAY'IN NEFERİYİZ.”

 


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007