Biliyorsunuz, İkiz Yasalar diye adlandırılan yasalar Ecevit hükümetince hazırlandı, AKP hükümetinin önerisi ile Mecliste onaylandı.
Bu yasalara gavur dilinde "self-determinasyon" deniyor. Yani milletlerin kendi kaderlerini kendisinin tayin hakkı.
Birleşmiş Milletlerden gelmiş ve 45 yıldır onaylanmayı bekleyen İkiz Yasalar, bu yasama döneminde ABD'nin isteği ile yasalaştı.
Yasalaşmaması için İşçi Partisi çok gayret sarf etti, ama gücü yetmedi.
Yasa öyle bir zamanda geçti ki, durdurmak çok zordu. AB pisikolojik savaşının televizyonlarda ayyuka erdiği günlerdi.
AB Devletine Devletinizi teslim etme, yani AB üyeliğine destek 70% leri buluyordu. Toz duman içinde, Baykal'ın da desteği ile yasalar meclisten geçti.
Hatırlarsınız Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir, Batman petrollerinin kullanımı hakkının kendilerinde olduğunu beyan etmiş ve bazıları da buna kızmıştı.
Baydemir aslında Türk yasalarından gelen bir hususu dillendiriyordu. Hatta bu hususu raporlaştırmak üzere Birleşmiş Milletlerden iki veteran (kıdemli memur) gelmiş ve Güneydoğu ile ilgili raporunu hazırlayarak BM'ye vermişti.
Hatırlatmam şundandır; önümüzde seçimler var. PKK/Kongragel temsilcileri bağımsız aday olarak Meclisimize önümüzdeki dönemde gireceklerdir.
Seçilen bu milletvekilleri Mecliste İkiz Yasaların kendilerine verdiği haktan yararlanarak, ayrılıkçı güçlerin her türlü talebini önce Meclise getirecekler, sonra Birleşmiş Milletlere taşıyacaklardır.
Akla yakın bir senaryo yazalım.
Diyelim ki Türk Ordusu Güney ilerimizde operasyon yapmak zorunda kaldı ve 20 ayrılıkçı, çatışma yerinde öldü.
Bizim Mecliste sözünü ettiğimiz “gözlemci milletvekilleri” BM'den askeri müdahale isteyebileceklerdir .
Çünkü İkiz Yasalar böyle durumlar için çıkarılmıştır.
Değilse bu yasalar başka ne işe yarar?
Eğer önümüzdeki meclisin yapısı AB delisi Tanzimatçılardan oluşursa, ki o tehlike önümüzde duruyor. Çünkü Baykal her gün AB'ye ve ABD'ye bağlılık yeminleri ediyor.
Zaten öteki dünden teşne. İşi gücü bırakmış Türk Ordusu ile savaşıyor.
Hükümet olmasına rağmen Irak politikası yok. Amerika'dan talimat bekliyor.
Güneydoğu/Irak meselesini Ordunun üstüne yıkmış. Öte yandan Ordunun inisiyatiflerine mani oluyor.
İnşallah buna benzer günleri yaşamayız. Ama tarihimize baktığımızda yaşadığımız görülüyor.
Osmanlı son Meclis-i Mebusanı İngilizler tarafından basılmadan önce Mebusanda buna benzer hususlar tartışılıyordu.
O zaman da Avrupa'dan “hakkaniyetli barış anlaşmaları” bekleniyordu.
Hatta Ermeni mebuslardan biri
“Osmanlı Bankası ne kadar Osmanlı ise bende o kadar Osmanlıyım”
diyordu. Varın bizim “gözlemci milletvekilleri” neler isteyecekler siz düşünün.
|