Siyaset23 Eylül 2004 00:00

Tersanelerimize Kadar Niçin Girdiler? - Ümit Zileli

Biliyor musunuz, ne bir ses, ne bir nefes! Ne yasaları ve hukuku korumakla yükümlü çevrelerden, ne de etkili ve yetkili makamlardan tık yok! Artık, ''sükût ikrardan gelirmiş'' mi desem, yoksa ''astar çoktan yırtılmış'' diye mi düşünsem bilemiyorum! Geçen haftaki ''Tersanelerimize Kadar Girdiler'' başlıklı yazımda Dışişleri Bakanlığı'nın kısa bir süre önce yayımladığı tebliği anlatmış ve sormuştum: - Hükümet yasaları çiğneyerek Türkiye'nin en önemli 7 limanıyla, 6 havaalanını ABD'ye peşkeş mi çekiyor? fusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effects

İşte böylesine yaşamsal, sonu Yüce Divan'a kadar uzanabilecek bir konuda, bir kişi çıkıp da ''yanılıyorsun'' demedi...

Demek ki yanılmamışım!!!

Bu sorular yanıtlanmalı

Ama bu ülkenin aydınlık insanlarından rekor sayıda mesaj geldi. Onlardan birinin, yüksek kimya mühendisi Haluk Dural 'ın mektubunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakalım söz konusu çevrelerden bu kez ses çıkacak mı?!

- Türkiye'deki Amerikan askeri varlığının ihtiyaçlarının karşılanması, bugüne kadar iki ülke arasındaki mevcut cari mevzuata göre zaten yapılmaktadır. O halde böyle bir yeni düzenlemeye niçin ihtiyaç duyulmuştur?

- NATO antlaşmasına dayandırılan tebliğde, ABD dışında herhangi bir başka NATO ülkesinden bahis yoktur. Bu durumda tebliğ, 1 Mart tezkeresinin reddiyle ülkemize sokulmayan Amerikan silah ve malzemelerinin girişine yeni bir TBMM kararı olmaksızın izin vermektedir.

- Bugüne kadar ülkemizdeki ABD varlığının tüm ihtiyaçları sadece birkaç noktadan yapılırken, 7 liman ve 6 havaalanı hizmete açıldığına göre ülkemize sokulmak istenen malzeme, silah ve mühimmat miktarı olağan ihtiyaç miktarının çok üzerinde olmalıdır. Bu kadar çok miktarda malzeme, silah ve mühimmat nerede ve hangi amaçla kullanılacaktır? Bu sorunun akla gelebilen birkaç yanıtı şöyle sıralanabilir:

- Irak işgal kuvvetleri için kullanılacaktır. Bu cevap gerçeklere uygun değildir, çünkü ABD gerek Basra'dan ve gerekse Irak içinde oluşturduğu hava üslerinden ihtiyaçlarını karşılamaktadır.

- Bu silah ve mühimmat BOP çerçevesinde Kafkasya ve Hazar/İran bölgelerine yapılacak saldırılarda kullanılacaktır. Bu vahim bir ihtimaldir ve gerçekleşirse Türkiye'yi komşularıyla savaşa sokacaktır.

- ABD bu miktardaki silah ve mühimmatı, bizatihi Türkiye'ye karşı yapacağı bir askeri saldırıda kullanacaktır!

Tüyler ürpertici bir anımsatma!

Nasıl buldunuz? İlginç değil mi?

Ama Haluk Dural'ın mektubu burada bitmiyor! Dural, bundan tam 2 yıl önce Doğu Perinçek 'in ABD belgelerine dayanarak yazdığı ''Millenium Challange 2002'' askeri tatbikatının senaryosunu hatırlatıyor. Neydi o senaryo:

- Bu muhayyel hedef ülke, bazı denizyollarını kontrol etmektedir. Bir ada ülkesiyle şiddetli sorunları vardır. Bu ülkede çok büyük bir deprem olur. Sivil hükümet depremle mücadele edemez ve kaos durumunda ordu duruma el koyar. Uluslararası yardım çağrısı yapılır. ABD yardımların kendi askerleri tarafından yapılmasını şart koşar. Böylece ülkeye girmekte olan ABD askerlerinin miktar ve faaliyetlerinden kuşkulanan hedef ülke ordusuyla ABD ordusu arasında savaş çıkar ve ülke 96 saat içinde işgal edilir...

Peki, hangi ülkeydi bu? Perinçek, o zaman şu tespitleri yapmıştı:

- 24 Temmuz, Lozan Antlaşması'nın kabul tarihidir... 96 saat Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tam seferberlik süresidir... Dünya coğrafyasında senaryodaki tarife uyan tek ülke Türkiye'dir!

Bu durumda bu silahların kullanım amacı, BOP çerçevesinde sınırlarının ''yeniden düzenleneceği'' ABD Temsilciler Meclisi'ne verilen kanun teklifinde adı sayılan 22 ülke arasında yer alan Türkiyemizin işgalidir!!!

Dural, çok önemli bir şeye daha dikkat çekiyor; tebliğe göre ABD, 1980'lerde Türkiye'ye devrettiği Belbaşı Sismik Araştırma İstasyonu'nu daha modern ve hassas cihazlarla donatarak yeniden devralıyor. İnsan sormadan edemiyor; İstanbul depremi ve sonrası için ön hazırlık mı yapılıyor?!

- Heey, sesim duyuluyor mu, cevap lütfen!!!