Dünya1 Haziran 2007 00:00

Patlayan Köpükler ve Bir Olanak - Ergin Yıldızoğlu

AKP hükümetinin, büyük medyanın ve mali sermayenin üflediği gazla iyice şişen "istikrar köpüğü" , hemen her yönden deliniyor. "Biz Türkiye'yi AB'ye sokarız" köpüğü hızla sönerken geçen hafta Sarkozy bir delik daha açtı. Artık bu köpük yama tutmaz. AKP, hava kaçırmaya başlayan ekonomik istikrar köpüğüne yeni gaz bulmak için TÜSİAD'dan destek ararken diğer muhalefet partilerinin mesafeli tutumu karşısında, "huzura çıkmış" durumuna düşüyor; cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilobuscopan floridafriendlyplants.com buscopan pluscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponkamagra kamagra wikipedia kamagra geloxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

Patlayan Köpükler ve Bir Olanak

Ergin Yıldızoğlu - Cumhuriyet
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  01.06.2007
   


AKP hükümetine bakarak "yaklaşmakta olan fırtınaya hazırlıksız yakalanacağımızı" düşündüğümü yazmıştım. Fırtına güç toplamaya devam ederken, ülkenin önünde bir şans belirdi. Önümüzdeki seçimler, ekonomi ve siyasi yönetim kapasiteleri açısından son derecede yetersiz olduğunu defalarca kanıtladıktan sonra, kendi tabanından (siyasal İslam) gelen baskıların altında "paniklemeye" başlayan AKP hükümetini değiştirmek için bir olanak sunuyor.

Pompei'nin son günlerinden bir esinti

Dünya ekonomisini ve siyasi sistemini etkileyen mali ve siyasi "köpükler" bir türlü patlamıyor.

Aksine, "durum" gittikçe, fünyesi yanarken tahrip gücü artmaya devam eden bir bombaya benziyor. Türkiye bu köpüklerin üstüne, son yıllarda AKP hükümeti döneminde, bir de kendi ekonomik ve siyasi köpüklerini ekledi. Böylece, Türkiye açısından bir zincirleme reaksiyon riski oluştu. Ama seçimler bir şans, eğer kullanabilirse.

Köpükler üzerine tartışmalar geçen hafta yine hızlandı;

özellikle Çin hükümeti, rezervlerinin 3 milyar dolarını, dünyanın en büyük "Özel Varlık Yatırım Şirketi" Blackstone 'un yönetimine vereceğini açıkladıktan sonra.
Sorun yalnızca Çin'in rezervleri değil. Petrol ihracatçısı ülkelerin kasalarında, diğer Asya ülkelerinde, hatta birçok "yükselen piyasa" ülkesinde, doların değer kaybı sürecinden korunması (heç edilmesi) gereken büyük rezervler var.

Bu rezervlerin "hangi ihtiyat fonu" eliyle piyasanın hangi alanına, nasıl gireceği, Financial Times 'ın deyimiyle 2.5 trilyon dolarlık soru.

Bu fonların mali piyasalardaki köpüklerin üzerinde yapacağı etki, en temkinli yorumcuları bile korkutan senaryoları gündeme getiriyor.

Birinci senaryo, yalnızca Çin'in rezervlerinin gelecek yıl 2 trilyon dolara ulaşacak olmasıyla ilgili. Bu rezervlerin değer kaybetmesinin önlenmesi, dolayısıyla çeşitlendirilmesi (doların payının azaltılması) gerekiyor. Bu çeşitlendirmenin nasıl, hangi hızda yaşanacağını kimse kestiremiyor.

İkincisi, büyüyen rezervleri, ABD ekonomisinin kırılganlığını iki yönden artırıyor:

Bu rezervler yatırılmak üzere ABD'ye geri dönerken likiditeyi ve enflasyonist baskıları artırıyor.

Bu rezervler Çin parasını revalüasyona zorluyor, böylece ABD'nin ithalat fiyatlarını, girdi maliyetlerini, tüketici fiyatlarını yukarı doğru itiyor.

Ekonomisi yavaşlayan ABD'de gelir dağılımını daha da bozacak olması da cabası.

Sonuç, hızı kestirilemeyen bir dolar devalüasyonu süreci ve mali sisteme getirmeye devam ettiği riskler.

Bu sürece neresinden yapılırsa yapılsın müdahale, mali köpüğe batırılmış bir iğne işlevi görecek.

Bu nedenle olacak, Financial Times 'ın en tecrübeli, temkinli yorumcularından Samuel Brittan , çeşitli küresel mali kriz senaryolarını tartıştığı yorumunu,

"Havada sanki, 'Pompei'nin son günleri' atmosferinden esintiler var"
diyerek bitiriyordu (25/05).

New York Times 'dan Steven Weisman

"Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz 'le ilgili kriz sona erdi, ama bankanın kimlik krizi daha yeni başlıyor" saptamasıyla girdiği yorumunda, devamla, "Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Ticaret Örgütü olarak bilinen uluslararası mali mimarinin, küreselleşme, dış ticaret anlaşmazlıkları, Asya'da ve başka yerde yükselmekte olan büyük güçlerin ihtiraslarının basıncı altında çökmeye başladığına"

dikkat çekiyordu (23/05).


'Yeni Roma' ve 'Cumhuriyetin son günleri'


Weisman'ın bu saptaması, bir başka köpükle, Soros 'un 2003 Aralık'ında The Atlantic Monthly dergisinde dile getirdiği "Amerikan üstünlüğü köpüğüyle" yakından ilgili.

ABD'nin, Bush yönetimi altında bu yükselişe karşı, eski Başkan Yardımcısı Al Gore 'un deyimiyle "küresel egemenlik kurma girişimiyle" cevap verme çabası
( The Guardian , 24/05), moral üstünlüğünü (hegemonyanın en önemli bileşenini) hızla aşındırarak Soros'un öngördüğü gibi "Amerikan üstünlüğü köpüğünü" deldi.

Bu nedenle, bu yıl uluslararası ilişkiler yazınının en "sıcak konusu" bu.

Daha şimdiden, Chalmers Johnston 'un Blow-back ve Sorrows of Empire başlıklı kitaplarını izleyen
Nemesis: The Last Days of the American Republic (Amerikan Cumhuriyeti'nin Son Günleri) çalışması büyük ilgi çekerken,
Zbigniew Brzezinski 'nin Second Chance: Three Presidents and the Crisis of American Superpower (İkinci Şans: Üç Başkan ve Amerikan Süper Gücünün Krizi),
Dennis Ross' un Statecraft and How to Restore America's Standing in the World (Devlet Makinesi ve ABD'nin Dünyadaki Saygınlığı Nasıl Restore Edilebilir)

başlıklı kitapları dış politika duayenlerinin seçenek üretmeye çabaladıklarını gösteriyor. Ama Cullen Murphy imzalı, bir başka, gittikçe ilgi çeken çalışma,

Are We Rome? The Fall of an Empire and the Fate of America (Biz Roma mıyız? Bir İmparatorluğun Çöküşü ve ABD'nin Kaderi)

çarpıcı ve korkutucu benzerlikleri sergilemenin yanı sıra gelecek hakkında da önemli bir ipucu veriyor.

Kısacası bu çalışmalar, "üstünlük köpüğünün" önlenemez bir biçimde sönmekte olduğunu belgeliyor.

Ve, ABD her gerilemekte olan imparatorluk gibi, özgüvenini yitirdikçe, köpüğün patlamasını hızlandıracak "aptalca" işlere daha çok kalkışıyor:

Örneğin geçen hafta sonunda, G8 zirvesinde olduğu gibi, her aşamada küresel ısınmayı engelleme konusunda sürekli engeller çıkararak, en yakın dostu Almanya ve İngiltere'yi kızdırıyor ve ilişkileri geriyor.

İran'a yönelik baskıları bölgede ve dünyada yeni bir siyasi ve ekonomik (Petrol fiyatına yine bakar mısınız?) krize yol açacak yönde artırıyor.


Biz bu resmin neresindeyiz?

AKP hükümetinin, büyük medyanın ve mali sermayenin üflediği gazla iyice şişen "istikrar köpüğü" , hemen her yönden deliniyor.

"Biz Türkiye'yi AB'ye sokarız" köpüğü hızla sönerken geçen hafta Sarkozy bir delik daha açtı. Artık bu köpük yama tutmaz.

AKP, hava kaçırmaya başlayan ekonomik istikrar köpüğüne yeni gaz bulmak için TÜSİAD'dan destek ararken diğer muhalefet partilerinin mesafeli tutumu karşısında, "huzura çıkmış" durumuna düşüyor;

"huzura çıkıldığı" sırada, Tayyip Bey'in ilginç yorumlarının TÜSİAD'ın ağzında iyi tat bırakmadığı anlaşılıyor.

AKP o kadar panik halinde ki IMF'nin "başarısını kutlayan" mesajının, bugünkü ortamda kendisine yaramayacağını göremiyor.

Ana akım ekonomistlerinin geçen hafta "Risk ortamı değişiyor" ,
"Her şey o kadar iyiyse bu faizler neden bu kadar yüksek"

gibi soruları, ekonomiyi, daha doğrusu yüzde 10'luk tabakanın yüksek tüketim kapasitesini taşıyan mali köpüğün de elinin kulağında olduğunu gösteriyor.

Kürtlere

"Merak etmeyin, çare bizde"
gazıyla, kendi tabanına
"S essiz ve derinden gidiyoruz, az kaldı"
gazıyla şişen köpükler de patladı.

Geriye "demokrasi köpüğü" kalıyor.

Nisan mitingleriyle başlayan tartışmaların bilinçlerde yarattığı etki,
bu "Demokratikleşiyoruz" söyleminin aslında AKP-AB-ABD projesinin ve bunun " yol arkadaşı" siyasal İslamın' "pasif devriminin" kılıfı, "iyi devlet" anlamında demokrasiye ise sanılandan çok daha uzak olduğunu gösterdi.

Temmuz seçimleri "köpük sonrası" ortamın yıkımını sınırlayacak politikaları bulmak ve uygulamaya koyabilmek için bir fırsat.


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007