Ortadoğu1 Haziran 2007 00:00

Ortadoğunun Judasları - Kubilay Kıran

Son Irak işgaliyle süreci başlatılan BOP ‘un, Ortadoğu da yarattığı en önemli fenomenlerden biri, işgal gibi insanlık suçlarının en ağırını işleyen bu emperyalist birliğin Ortadoğu halklarından kendine edindikleri müttefik halklar olmasıdır. Bu halklar; içlerindeki sağduyulu küçük azınlıkları saymazsak Kürt ve Yahudi Halklarıdır. İşgalin sonucunda bağımsız bir devlet kurabileceklerine inandırılmış Kürt halkı ile, vaat edilmiş toprak saplantısı genlerine kadar işlemiş Yahudiler, bu milli ve toplumsal ideallerine yaklaştıklarını sanarak Binlerce yıldır bir arada yaşadıkları bütün Ortadoğu halklarını sırtından vurup, bu coğrafyanın Judası haline gelmişlerdir. cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardcialis forum cialis prodaja cialis bez receptabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cena

Ortadoğunun Judasları

Kubilay Kıran

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  01.06.2007
   

 

Kavramların ters yüz edilip yeniden içeriklendirildiği kültür emperyalizminin zorlayabileceği bir alan kalmış mıdır, bu en azından bu yazının konusu değil.

Ancak, genel olarak batının doğuyla olan temel çelişkisinde, emperyalizmin çatışma yada işgal boyutuna taşındığı durumlarda dünya toplumlarının kimin yanında yer aldığına karar vermesi, en azından bugünün dünyasında bir tanımlamanın eşiğine getiriyor bizi. Öyle bir tanımlama ki, bireysel davranış kalıplarının nerdeyse topyekün bir toplumun davranışına dönüşüyor olması açısından hem bir kavramı yeniden içeriklendiriyor olurken, hem de bunu herhangi bir emperyalist amaçla yapmıyor olmak noktasında önem kazanıyor.

Bu yazıyla; bozuk bir davranış biçimi olan, ama en azından bireysel kalan yada kalması gereken ihanet olgusunun toplumsal bir davranış biçimine dönüşüyor olmasını tartışmaya açılması hedeflenmektedir.

Geçen yüzyıl da müstakil devlet yapısına sahip bağımsız ulus devletlerin son durum itibariyle gerek gücün tek kutuplu hale gelmesi gerekse bu güce küresel sermayenin biçim vermesi sebebiyle, yavaş yavaş tarih arenasını terk etmeye zorlandıkları görülebilen bir olgu durumundadır. Ancak buna rağmen ulus devletler yoğunluklu alanlarda da küresel sermaye ile çatışmaya devam etmektedir. Ama yinede bu yazı; bahsedilen çatışmanın sebepleri ve biçimlerinin analiz edilmeye çalışılacağı bir yazı olmaktan da uzaktır.

Daha çok ilgilendiğimiz şey; Ulus devlet politikalarının, çatışmaya dayalı olsun olmasın kendi vatandaşları tarafından kabul seviyesidir.

Bu çerçeveden bakıldığında onların çıkar politikalarının, kendi toplumlarının karakteristiğine, etik değerlerine her zaman uymadığı sosyolojik bir tespittir. Ayrıca, toplumların yaşadıkları devlet sınırları içerisinde çoğu zaman o devletin genel politikalarıyla uyuşmayan bakış açıları olması gayet normal toplumsal bir durumdur.

Gerekçe basit ve anlaşılabilirdir aslında; Toplumların yüzlerce yıllık sürdürdüğü ortak yaşam biçimleri içerisinde var olan insani değerlerin, devlet çıkar politikalarında, kurumsallaşmış yapılarında her zaman karşılığını bulamamış olması, yada tersinden bakarsak devlet çıkar politikalarının her zaman insani değerleri gözetmek zorunda olmaması, toplumsal muhalefetin oluşmasının ön koşuludur.

O yüzdendir ki, devletler; genel çıkar politikalarının toplumca kabulü için kamuoyu oluşturmak zorundadırlar. Konuyu daha fazla uzatmadan, yukarda ki açılımların da yazının ilerleyen bölümlerine ışık tutması için yapıldığını kaydedip geçelim.

Emperyalizmin güdümünde yada yönlendirilmesinde hareket ettiklerini saymazsak Ortadoğu devletlerinin hemen hiçbirinin ulus devlet modelinden kaynaklı a.b.d ve Avrupa ülkeleri gibi bir emperyalist saldırganlığa dayalı politikaları olmadığını saptayabiliriz. Ancak buna rağmen yinede otakratik ve çoğu zaman dikta rejimlerin varlığı bu coğrafyanın genel geçer yönetim biçimi niteliği olduğunu da belirtmek gerekir.

İster konuya enerji kaynaklarının zapt-u rapt altına alınması olarak bakalım, ister se Amerikan üşütük evangeligleri ile işbirlikçileri olan Siyonist Yahudilerin büyük armageddon savaşı seneryosunun ön hazırlıklarının adımları olarak değerlendirelim,

Son Irak işgaliyle süreci başlatılan BOP ‘un, Ortadoğu da yarattığı en önemli fenomenlerden biri, işgal gibi insanlık suçlarının en ağırını işleyen bu emperyalist birliğin Ortadoğu halklarından kendine edindikleri müttefik halklar olmasıdır.

Bu halklar; içlerindeki sağduyulu küçük azınlıkları saymazsak Kürt ve Yahudi Halklarıdır.

İşgalin sonucunda bağımsız bir devlet kurabileceklerine inandırılmış Kürt halkı ile, vaat edilmiş toprak saplantısı genlerine kadar işlemiş Yahudiler, bu milli ve toplumsal ideallerine yaklaştıklarını sanarak Binlerce yıldır bir arada yaşadıkları bütün Ortadoğu halklarını sırtından vurup, bu coğrafyanın Judası haline gelmişlerdir.

Yahudiler açısından israil devletinin kuruluşu ve FİLİSTİN işgaliyle başlayan bu ihanet süreci, gelinen aşamada oldukça hız kazanmıştır.

Kürtler ise Yahudilerden farklı olarak hem dini hem kültürel bağları ile, bölge mozayiğinin en önemli unsur halklarından olmalarına karşın emperyalist işgalcilerden yana aldıkları tavırla bölgeye karşı toplumsal bir ihanet içerisine düşmüşlerdir.

Kuracaklarını yada kurdurulacağını sandıkları bağımsız kürt devletinin tıpkı israil gibi ortadoğunun bağrına saplanmış kara bir hançer olacağını farkedememiş sıradan Kürtler için, emperyalizmin biçtiği tarihsel ve toplumsal rol, bütün bir ortadoğu cofrafyasının Judası olmalarıdır.

 

 

 


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007