Amerika'nın isteği üzerine oluşturulan ‘Terörle Mücadele Koordinatörlüğü' Amerika için; görünürde Türkiye'nin Kuzey Irak'tan kaynaklanan rahatsızlık ve şikâyetlerini gidermek için kurulmuş bulunan fakat aslında Türkiye'nin, bölgedeki Amerikan çıkarlarını engellemesini engellemeye yönelik bir politika güdeceği en başından belli olan ‘göstermelik' bir kurumdu.
Türkiye için ise ölü doğumdu.
Çünkü Türkiye ile Amerika'nın Kuzey Irak'taki çıkarları asla uyuşturulamayacak derin farklılıklar içeriyordu.
Türkiye'nin Amerika ile çıkarları uyuşmuyordu ama Akepe'nin örtüşüyordu. Çünkü Akepe'nin Genel Başkanı, BOP'u uygulamak üzere Yemen ve İtalya ile beraber ‘atanan' bölgesel üç eşbaşkandan birisi idi.
Akepe ile eşzamanlı olarak Türkiye'nin bölgedeki bütün kırmızı çizgileri mora dönüştü. Ermenistan'a tarifeli uçaklar kalkmaya başladı,
Süleymaniye'de çuval geçirildi,
Kıbrıs'ta süratle Annan Referandumuna gidildi.
Fakat bünye rahatsızdı.. Belirtiler, uyuşturucularla giderilemedi. Ağrılar dayanılmaz bir hâl aldı.
Güneş bir türlü balçıkla sıvan(a)madı.
Türkiye'nin Irak'la ilgili problemleri iki başlıdır;
a) Kerkük,
b) PKK..
Akepe iktidara gelir gelmez Türkmenleri yok saydı, iteledi, bir türlü benimseyemedi.
Bütün ‘çevre Türkler' gibi. Çevre Türklerin korunup kollanması, sahip çıkılması elbette Türkiye'nin milli menfaatleri gereği idi ama kapalı kapılar ardında tanıksız tutanaksız yürütülme zorunluluğu bulunan BOP politikaları ile örtüşmeyecekti.
Türkmenlere, (Kıbrıs Türklerine, Batı Trakya Türklerine) hep
‘bulunduğunuz ülkeye entegre olun, oranın refahı için çalışın, bütünün parçası olun'
dendi.
Ama Irak'ta ‘ülke' yoktu, açık olarak Amerikan, örtülü olarak İsrail işgali vardı.
Kıbrıs 1963'den itibaren Rumlar tarafından gasbedilmişti.
Yunanistan Batı Trakya Türkleri'ni Türk olarak bile tanımıyordu.
Mızrak çuvala sığmıyordu.
‘Bağıran', gizlenemeyen Irak rahatsızlığı için Koordinatörlük müessesesi ihdas edildi, önce Amerikan Büyükelçisi açıkladı, başına da bir emekli orgenerali getireceğini duyurdu.
Türkiye oyuna sonradan dahil edildi, mecburen Başer bulundu.
Konu ile ilgili olarak 16 Eylül 2006 günü yazdıklarımız şunlardır:
‘Edip Başer ismi yanlış isimdir..Sadece Edip Başer değil, hiç bir muvazzaf, emekli Türk subayı bu göreve uygun değildir.
Başer Paşa milliyetçidir. Muhafazakârdır. Ama ‘Harbiyeli'dir.‘Hocam' bir imalât-ı Harbiye hatası idi. İstisna idi, genel'i bağlamaz.
Ve Başer'in, ‘Hocam' gibi bizi hayal kırıklığına uğratacağına ihtimal de vermiyoruz.‘Koordinatörlük' makamı, kurumu bir Amerikan plânıdır.
Amerika'nın ipe un sermesini, Türkiye ve Türk kamuoyunu, dostlar alışverişte görsün planıyla uyutmasını sağlayacaktır.
' ( ‘12'ye 5 KALA TÜRKİYE'. Hüseyin MÜMTAZ. Say. 24. Fark Yay. Ankara Mart 2007)
Ve 12 Şubat 2007 günü de şunları yazmışız:
‘Başer daha fazla kendini ve milleti kandırmadan istifa etmelidir. Orgenerallik çok önemli bir rütbedir, Emekli orgenerallik de öyledir. Koordinatörlük, emekli orgeneralliğin üzerinde bir rütbe değildir. Koordinatörlük, bir şekilde memlekete hizmete devam demek de değildir. Amerika'nın, Akepe'nin değirmenine su taşımak demektir. Çünkü bulunduğunuz makamda çok isteseniz de adama insiyatif kullandırmazlar'.
(A.g.e. Sayfa 146)
Onun için hükümetin Başer Paşa'yı,
‘Konu ile ilgili olan beyanatlarının çalışmaları olumsuz yönde etkileyeceği göz önünde bulundurularak görevinin sona erdirilmesi uygun görülmüştür'
biçiminde bir açıklama ile görevden alması bizim için sürpriz olmamıştır.
Keşke Haziran'da ayrılacağını açıklamayıp kendisi cart diye istifa etseydi.
Keşke bu görevi hiç kabul etmeseydi.
Sonuçta siciline ‘Siyaseten gelip, siyaseten gitmiştir' ifadesinin yazılmasına engel olamamıştır.
Merak etmeyin.. ‘Bop Koordinatörü'nün de görevden alınacağı 22 Temmuz'a pek bir şey kalmamıştır.
|