Siyaset23 Mayıs 2007 00:00

57. Alay Kıbrıs'ta - Hüseyin Mümtaz

Ve daha da önemlisi Talât'ın oturmakta olduğu Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda sarı taşa oyulmuş duran… Hâlâ, bütün bunlara ve her şeye rağmen durmakta olan 'İngiliz Aslanı' daha fazla gözüme batmaya başladı. cialis manufacturer coupon open drug coupon cardsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponmicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg

57. Alay Kıbrıs'ta

Hüseyin Mümtaz
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  23.05.2007
   



19 Mayıs günü öğleden sonra 15'te Lefkoşa'dan yola çıktık..

Alayköy'ü geçene kadar endişeliydik. Ne olur ne olmazdı, ama yüreğimiz kıpır kıpır dı..

Alayköy'de ilk bayraklı araçlara rastladık.

Heyecanlandık, alkışladık.

Tam 33 yıldır yanıbaşımda bana yoldaşlık etmekte olan ‘Kıbrıs Türk'ü';

'Biz 50'lerde de böyle başlamıştık. Gene mi başladığımız yere döndük?'

dedi.

Yılmazköy'de trafik sıkıştı, konvoy olduk. Adım adım ilerliyorduk.

Miting saati Güzelyurt'a ancak yetiştik.

19 Mayıs 2007 Cumartesi günü 57'inci Alay Kıbrıs'ta, Güzelyurtt'ta idi.

Hepimiz Güzelyurt'luyduk.

Kıbrıs Kıbrıs olalı; hele 1950'li yılların sonuna doğru liseli gençlerini Lefkoşa'da İngiliz'e karşı şehit verirken böyle mitingler görmüştü ama, Güzelyurt Güzelyurt olalı böylesini görmemişti.

Şu; 2004 referandumunda % 70 'Yes be annem' diyen Güzelyurt.

Şu daha geçen hafta Cumhurbaşkanı Talât'ın, 'Rum'a verilecek diye çivi çakılmıyor' dediği Güzelyurt..

Kim ne derse desin, Güzelyurt 19 Mayıs günü o ayıbını silmiş, sınıfını geçmiştir.

Cumhurbaşkanı Talât bir süre önce bir mülâkatında

'KKTC'de derin devlet yoktur. Varsa bile ben görmedim'

diyordu.

Derin Devlet, milletin kendini koruma içgüdüsüdür.

Derin Devlet milletin millî ve tarihi hafızasıdır.

Millet varsa, var olduğu sürece derin millet de, derin devlet de var olacaktır.

19 Mayıs günü, Talât'ın görmediği, duymadığı Derin Millet, Derin Devlet Güzelyurt'ta idi..

Talât alanda dalgalanan 5000 bayrağı takib ederse, bayrakları kimin alana getirdiğini takib ederse Derin Devlet'i görecektir.

Alanda Harbiye Marşını, Onuncu Yıl Marşı'nı kimin çaldırdığını takibederse Derin Devlet'i duyacaktır.

5000 kişiyi ve 5000 ay-yıldızlı al ve akbayrağı küçümsemeyin.

Tandoğan'a toplanan bir milyon kişi nasıl Türkiye'de Cumhur'un 70'de biri idiyse, Güzelyurt'taki 5000 kişi de işte öyle Kıbrıs Türkleri'nin 70'de biridir.

19 Mayıs günü alana sadece Güzelyurt'lular gelmedi.

Adanın her tarafından bindirilmiş 'kabileler' ve 'kelleler' geldi.

Sadece Ada'nın her tarafından değil, Londra'dan, Giresun'dan, Trabzon'dan, Çorum, İstanbul, İzmir'den de geldiler.

Hoş geldiler.

CTP'nin yüreğine korku saldılar.

Tandoğan ile başlayan süreç nasıl Akepe'nin demokratik sonu oluyorsa, Güzelyurt ta aynı şekilde CTP'nin sonunu işaret etmektedir.

Eroğlu, Ertuğruloğlu, Arabacıoğlu Güzelyurt'ta idi.

Serdar Denktaş o gün İstanbul'da ameliyat olan Rauf Bey'in yanında idi, geçmiş olsun..

2007 Akepe için olduğu gibi, CTP için de başladığı gibi bitmeyecektir.

Yolun sonu görünmüştür efendiler.

Yolun sonu görünmüştür ki Cumhurbaşkanı Talât 19 Mayıs gecesi, 19 Mayıs için değil; Girne limanındaki yatçılar için Girne Kalesi'nde ‘resepsiyon' vermektedir.

Aynı, CTP'nin 'Şehitler Günü' Kongre yapıp Çavbella çalması gibi.

Korku, Beşparmak Dağları'nı beklemektedir.

Mitingden ayrılıp Lefkoşa yoluna çıktığımızda hava kararıyordu.

Hava kararıyordu ama Beşparmaklar'daki ampuller (Türkiye'dekinin tersine) yanıyor, önce yıldız, sonra ay, sonra Bayrak oluyordu.

Şu Rum'un ve Rumcuların söndürmeye çalıştıkları bayrak.

Birden gözüm göğe dikildi.

2007'nin o 19 Mayıs gecesi orada da ay-yıldız, orada da bayrak vardı.

Beşparmaklar'daki bayrağın ışıklarını söndürmeye çalışan Rumlar…

Ve cümle Yunanlılar acaba gökteki bayrağı söndürebilirler miydi?

Kıbrıs'ın bütün Hrisostomosları, Fener'in bütün Barthalemeosları, Yunanistan'ın bütün papazları bir araya gelseler acaba gökteki o hilâl'in karşısına bir haç dikebilirler miydi?

İşte o dakika, Sarayönü'ndeki 'mahkemelerde'…

Ve daha da önemlisi Talât'ın oturmakta olduğu Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda sarı taşa oyulmuş duran…

Hâlâ, bütün bunlara ve her şeye rağmen durmakta olan 'İngiliz Aslanı' daha fazla gözüme batmaya başladı.

Ama içimde bir his var.

İneceği günler yakındır.

Kimbilir? Belki yarın.

Belki yarından da yakın.

 


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007