Tarih/Kültür21 Mayıs 2007 00:00

İnsanlık Okyanusunda Büyük Bir Gemi : Türkiye - Dr Işıl Kurşun

<p class="style12"><strong>Yirminci gün: </strong></p> <p class="style12">Bugün <strong>Hay Bin Yakzan ile Robinson Crusoe</strong>' yu, <strong>Köroğlu Destanı ile Robin Hood</strong>' u karşılaştırdık. Orhun Yazıtları' nı, Ergenekon Destanı' nı, Çanakkale Destanı' nı irdeledik.</p> <p class="style12"><strong>Yirmi birinci gün: </strong></p> <p class="style12">Aydın Usta' dan esinlenerek bir odamızı oyuncak hastanesi haline getirdik. <br> Bozulan oyuncaklarımızı atmıyor, tamir ediyoruz. <br> <strong> Oyuncakların mekanizmalarını çözüyoruz. <font color="#990000">Artık yeni oyuncaklar almıyoruz, kendimiz yapıyoruz.</font></strong></p><div style="display:none">acheter viagra en ligne canada <a href="http://acheterviagraenfrance.com/en/ligne-canada">acheter viagra en ligne canada</a> acheter viagra en ligne canada</div>

İnsanlık Okyanusunda Büyük Bir Gemi : Türkiye

Dr. Işıl Kurşun
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  21.05.2007
   

Seyir defteri

 

Birinci gün:

Düşünceler le geçen iki saatlik uykumun ardından kalktım. Ülkemde beni sevmeyen her kim varsa düşündüm bir an, beş dakika boyunca onların benim kardeşim olduğunu ve onları çok sevdiğimi düşündüm bugün...

İkinci gün:

Düşünceler le geçen iki saatlik uykumun ardından kalktım. Ülkemde beni sevmeyen her kim varsa düşündüm bir an, on dakika boyunca onların benim kardeşim olduğunu ve onları çok sevdiğimi düşündüm bugün. Yarın bunu on beş dakika boyunca düşüneceğim .

Üçüncü gün:

Hiç bilmediğim bir konuda araştırma yaptım ve bilgi sahibi oldum.

Dördüncü gün:

Hiç bilmediği bir konuda bugün çocuğumu bilgilendirdim. Birlikte bir de deney yaptık.

Beşinci gün:

Bugün dilime karışmış bir yabancı sözcüğe Türkçe karşılık buldum ve onu kullanmaya başladım. Çocuğumla birlikte Türkçemize karışmış yabancı sözcüklere Türkçe karşılıklar bulma oyunu oynadık ve bundan çok büyük zevk aldık. Pazara ilk çıkışımızda “badi ( body)” yerine “gövdelik” almaya karar verdik.

Altıncı gün:

İzleteçte yine paparazzi izlenceler vardı. İzletecin düğmesine bastım, izleteç kapandı.

Yedinci gün:

Özgüveninin artması için bugün çocuğuma kendi bilim tarihini öğretmeye başladım. Bu konuda önce ben bir şeyler bilmeliyim. Kendime bir sürü kitap aldım.

Sekizinci gün:

En büyük düşman, en büyük dosttan daha eğitici ve öğretici olabilir. Zira ne diyordu:
“Civis pacem, para bellum ( Hazır ol savaşa ister isen barış )”.
O halde ben daha iyisini yapabilirim.

Dokuzuncu gün:

Bugün Adnan Saygun' un “Yunus Emre Oratoryosu” nu dinliyorum yudum yudum...

Sıra yüzüncü yıl marşında!

Onuncu gün:

Bugün çocuğuma önce Bilge Kağan' dan bahsetmeliyim, sonra Alpaslan' dan.

Her Türk asker doğar.

On birinci gün:

Bugün çocuğuma Biruni' den, Harezmi' den, İbn-i Sina' dan, Farabi' den, Cabir Bin Hayyan' dan, Ebü'l Vefa' dan, Heysem' den, Takiyüddin er-Rasıd' dan bahsetmeliyim.

Bilim, bilim, bilim... Yaşasın bilim!

On ikinci gün:

İçim bilgi aşkıyla dolu. Okumayı seviyorum. Kitapları bir bir deviriyorum.

On üçüncü gün:

Mesleğimi seviyorum.
Bugün mesleğimi icra ederken sesçalarda Mozart' ın 10 numaralı Piyano Sonatı K.331 vardı. Mozart' ı seviyorum. Ya Mozart hiç olmasaydı? Ya ablası hiç olmasaydı? Ya babası hiç olmasaydı? O zaman bu parçanın caz çeşitlemesi de olmayacaktı. Allah bizi seviyor.

On dördüncü gün:

Bugün çocuğumun eline bir silindir, bir dikdörtgen prizma, bir dikdörtgen piramit, bir kare prizma, bir altıgen piramit, bir küp, bir küre, bir çeşitkenar prizma, bir koni verdim.

On beşinci gün:

Heyecanla beklenen gün geldi. Bilim Çocuk dergisi çıktı. Her çocuğa bir tane. Çocuklar bu ay robotlara bayıldılar, bebekler de... 10. Ulusal Gökyüzü Gözlem Şenliği 17-19 Ağustos 2007' de Bursa-Uludağ' da... Bulunmaz fırsat.

On altıncı gün:

Çocuklar tüm hızı ile yabancı dil öğreniyorlar:
İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, Latince, Grekçe, Rusça, Arapça, Japonca... Bebekler daha kolay öğreniyor.

On yedinci gün:

On beş günlük bebeklerimiz yüz santim ilerliyor. İki yaşındaki çocuklarımız el merdivenini boydan boya katetmeye bayılıyor.

On sekizinci gün:

Bugün “Köyden Mektup” vardı.
Çanakkale' de Hikmet Onat' ın resimleri üzerine yorumlar yaptık. Gelibolu' yu gezdik.

Her bir şehit vatan bekçisi, hepimiz elli yedinci alayız!

On dokuzuncu gün:

Bugün Samsun' a çıktık.Bin iki yüz otuz sekiz içimizde!

Yirminci gün:

Bugün Hay Bin Yakzan ile Robinson Crusoe' yu, Köroğlu Destanı ile Robin Hood' u karşılaştırdık. Orhun Yazıtları' nı, Ergenekon Destanı' nı, Çanakkale Destanı' nı irdeledik.

Yirmi birinci gün:

Aydın Usta' dan esinlenerek bir odamızı oyuncak hastanesi haline getirdik.
Bozulan oyuncaklarımızı atmıyor, tamir ediyoruz.
Oyuncakların mekanizmalarını çözüyoruz. Artık yeni oyuncaklar almıyoruz, kendimiz yapıyoruz.

Yirmi ikinci gün:

Gülhane' de kurulmakta olan Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'nin yerini gezdik. Bina muhteşem! Müzeyi gezen her çocuğun özgüveni artacak.

Her Türk çocuğu buluşçu olacak!

Yirmi üçüncü gün:

Bu yaz çocukların kısa kollularının üzerinde yabancı sözcükler olmayacak.
Aldığımız beyaz renkli tekerlek yakalı kısa kolluların bir kısmının üzerine Karagöz-Hacivat, Nasreddin Hoca çizemleri ve Türk buluşlarının resimlerini bastırdık, bir kısmının üzerine de “Türkçemi seviyorum”, “Bilgi çocukları” yazıları bastırdık.

Yirmi dördüncü gün:

Beşinci Uluslarası Türkçe olimpiyatlarına katılmak için Kızılcahamam Asya Termal Tatil köyündeyiz. Sanat, spor, bilim dallarında Türk dünyası olimpiyatlarında görüşmek üzere!

Yirmi beşinci gün:

Meslekte ilerlemeye devam. Bugün Trabzon' da kongredeyiz.

Yirmi altıncı gün:

Düşünceler le geçen iki saatlik uykumun ardından kalktım. Ülkemde beni sevmeyen her kim varsa düşündüm bir an, yüz otuz dakika boyunca onların benim kardeşim olduğunu ve onları çok sevdiğimi düşündüm bugün...

Yirmi yedinci gün:

Çocuklara “Güneş Sistemi' nin dokuz gezegeni var” dedim bugün, ama kandıramadım. Bana Plüton' un bir gezegen olmadığını söylediler.

Yirmi sekizinci gün:

Yer üstü zenginlik kaynaklarımız, yer altı zenginlik kaynaklarımızı biliyor.

Türkiye çok güçlü.

Yirmi dokuzuncu gün:

Gemileri dağlardan aşırtanların torunları boş durmuyor.

Otuzuncu gün:

Türk anası uyumuyor.

Otuz birinci gün:

 

TÜM İNSANLIĞA DUYURU

 

İnsanlığın kurtuluşu, ataları insanlığın gözlerine, burnuna, ağzına, kulaklarına tıkaç tıkayıp, ellerini bağlayıp, insanlığın dizini çöktürenlerin nesillerinden olmayacaktır!

İnsanlığın kurtuluşu, özgürlük ve bağımsızlık aşkı ile dopdolu, dinlenmemek üzere yürümeye karar vermiş, ufkun ötesini de gören ve bilen, kimsenin düşmanı olmayan, yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanı olan ve zafer benimdir diyebilenlerden olacaktır!

 

19 Mayıs 2007

 


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007