Siyaset30 Mart 2005 00:00

Alay eder gibi - Emin Pazarcı

Bu ülkede azınlık ırkçılığının her türünden örnekler veriliyor. Bu iş, bayrağımıza saldırıya kadar uzanıyor. Bizim ülkemizde, bizim bayrağımız ayaklar altına alınıyor. Sergilenen bu rezalet "tehlikeli" olmuyor... Rezalete gösterilen tepkiler eleştiriliyor. "Tehlikeli gelişmelerden" söz ediliyor.Ne yapılmasını istiyorlar acaba? Bu milletin suskun kalıp, "Bırakınız yapsınlar, bırakınız çiğnesinler, bırakınız yaksınlar" demesini mi?sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

Mersin'deki çirkin olayın ardından DEHAP yöneticileri peş peşe açıklamalar yaptılar. Kimi, "Bu bir provokasyondur" dedi. Kimi de "Türk Bayrağı bizim de bayrağımızdır" türünden laflar söyledi.

Hatta, daha da ileri gidenler oldu...

Hani biraz sıkılmasalar, "Türk Bayrağı bize baskı yapmak için özellikle yerlerde sürüklendi" bile diyeceklerdi!

Sonra, sözde bir "araştırma grubu" kurdular. Mersin'e heyet gönderdiler.

Ne oldu?

Bu heyetin başkanı Alaattin Erdoğan'ın "bayrağa saygısızlıktan" hapis yattığı ortaya çıktı. Erdoğan, HADEP Mersin İl Başkanı olduğu dönemde, "Türk Bayrağı'nı çiğneyerek çöpe atmak" suçlaması ile yargılanmış. Sonra da "Rahşan Ecevit affı" ile dışarı çıkmış.

Şimdi gelin bunların samimi olduklarına inanın!

Adeta hepimizle alay eder gibiler. Sanki dalga geçiyorlar...

Gönderdikleri müfettişe bakın:

Alaattin ErdoğanTürk Bayrağı'na yapılan bu çirkin saldırıyı soruşturacak?

Adamın kendisi sakıncalı!

* * *

Bundan birkaç gün önce bir grup PKK'lı, Mardin-Derik'te güvenlik güçleri ile çatışmaya girdi. Bunlardan ikisi öldürüldü.

Çünkü, dağa çıkmışlardı...

Türkiye'ye meydan okuyorlardı.

Egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın sembolü olan bayrağımızla kavgaları vardı.

Yine DEHAP'lı Diyarbakır Belediyesi devreye girdi. Abdullah Deniz'in cenazesinin alınması için bir ambulans gönderdi. Bu ambulans, cenazeyi alıp, Gaziantep'e götürdü.

Ceset, ambulanstan "konfederalizm" bayrağına sarılı olarak çıktı.

Cenazede yine PKK bayrakları açıldı.

Zafer işaretleri yapıldı.

Bebek katili Abdullah Öcalan lehine sloganlar atıldı.

Yetmedi, bitmedi, bu kadarla da kalmadı...

Her zaman olduğu gibi küçük çocuklar kullanıldı. Bu çocuklar, Gaziantep Emniyet Müdür yardımcılarına saldırtılmak istendi.

Kısacası...

Cenaze değil, PKK mitingi yapıldı!

. . . . . . . . . .

Dikkat edin...

Abdullah Deniz'in cesedi, "konfederalizm bayrağına" sarıldı. Çünkü, Bölücübaşı Öcalan, Türkiye, Suriye, İran ve Irak'ı da içine alacak bir konfederal yapı istiyor. PKK'nın yayın organları, günlerdir "konfederalizmi" yazıyor.

Yani, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde Türk Bayrağı'nı indirecekler. Yerine, "konfederalizm bayrağını" asacaklar. Bunu da saklamıyorlar. Günlerdir bangır bangır bağırıyorlar.

Bunlar, Türk Bayrağı ile kavgalılar!

Zaman zaman sıkıştıklarında söyledikleri saygı, maygı gibi sözcüklerin tamamı hikâye. Hepsi aldatmaca.

Kongre yapıyorlar, İstiklâl Marşı okumuyor, Türk Bayrağı asmıyorlar. Yanlışlıkla asılan Türk Bayrağı'nı da kameraların gözü önünde indirtiyorlar. Baksanıza, Mersin'e gönderdikleri müfettişleri bile bayrak konusunda sakıncalı çıkıyor.

Bunlar samimi değiller.

Hepimizi saf ve sersem yerine koyuyorlar.

* * *

Bu millet bayrağına sahip çıkıyor... Türkiye'nin dört bir yanında mitingler düzenleniyor... Evler ve iş yerleri ay-yıldızla donatılıyor...

Birileri de hemen bağırmaya başlıyorlar:

- Aman ha, şovenist duygularla hareket etmeyelim. Bayrağa sahip çıkma konusunu abartmayalım. Tehlikeli gelişmelere yol açmayalım.

Hoppala... Bayrağa sahip çıkmanın adına ne zamandan beri "şovenizm" deniyor?

Bu ülkede azınlık ırkçılığının her türünden örnekler veriliyor. Bu iş, bayrağımıza saldırıya kadar uzanıyor. Bizim ülkemizde, bizim bayrağımız ayaklar altına alınıyor.

Sergilenen bu rezalet "tehlikeli" olmuyor...

Rezalete gösterilen tepkiler eleştiriliyor. "Tehlikeli gelişmelerden" söz ediliyor.

Ne yapılmasını istiyorlar acaba?

Bu milletin suskun kalıp, "Bırakınız yapsınlar, bırakınız çiğnesinler, bırakınız yaksınlar" demesini mi?