Bir Ulusal Bağımsızlık Meselesi: Su - Türkel MİNİBAŞ
Ortadoğu Irak üstünden yeniden biçimlendirilirken GOP kuzeyde de tüm hızıyla sürüyor. Gürcistan, Ukrayna, Kırgızistan'a hafta sonunda Belaruslular da katıldı. Petrol, doğalgaz ve maden zengini bölgede yaşananlar ABD'nin, GOP adı altında başlattığı bu yeni Amerikan rüyasının adım adım gerçekleşmeye başladığını göstermekte. Türkiye'nin, İncirlik Üssü'nü ABD'nin havalanması için açılacağını ilan etmesi ise ABD için rüyadan da öte anlamlı! Asıl ilginç olansa, ulusal bağımsızlığımızın simgesi olan bayrağımızın tam bu sırada yakılması girişimi!.. Yükselen tepkiler ulus bilincine yönelik umudu yükseltirken akla: Yabancıların neden ve hangi alanlarda mülk edindiğine bakmaksızın gelsinler de nasıl gelirlerse gelsinler diyen siyasetçilere!..acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada
ABD'nin GOP'la projelendirdiği dolu dizgin Amerikan rüyasının olmazsa olmazlarının başında petrol ve doğalgazla birlikte su kaynaklarının da paylaşımı var.
Nasıl olmasın ki, UNEP'ye göre dünyada 1.1 milyar insan güvenli içme suyuna ulaşamamakta. 2.4 milyar insan da güvenli su arıtma olanaklarından yoksun. UNEP'nin 3. Küresel Çevre Raporu bir de öngörüde bulunmuş: 2032'ye gelindiğinde dünya nüfusunun yarısı suya ulaşamayacak!
Türkiye ise içme suyu ve kullanılabilir su rezervleri açısından şanslı bir ülke. Şansı da su rezervleri ülke gereksinimine yeterli olmamasına rağmen yeterince kullanılmamasından kaynaklanmakta.
Yani? Dünya içme suyu kaynaklarının azaldığı bir sırada özel sermayeli su sektörü için bir vaha. Gelin görün ki, yasalardaki son değişikliklerle içme suyu sağlayan havzaların korunması piyasa ekonomisinin vahşi paylaşımına açıldı.
26.05.2004 tarih ve 5177 sayılı, Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'la su havzaları kullanıma açıldı. Tabii ki yasa su havzalarını kirletip imara açabilirsiniz dememekte ama... 10 farklı ve birbiriyle ilişkili yasaya düzenleme getirerek devletin su havzaları üzerindeki koruma işlevini sonlandırdı.
''Devletin işi su ile uğraşmak olmamalı, kaldı ki denetimi devlette'' diyebilirsiniz. Hatta, ''...ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynakları potansiyelinin korunması ve en iyi bir biçimde kullanımının sağlanması için, su kirlenmesinin önlenmesinin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla...'' yönetmelik de çıkarabilirsiniz.
Ne var ki, ülkenin yeraltı ve yerüstü su kaynakları potansiyelinin korunması ve denetimi ayrı ayrı işlevlerdir. Kimin adına yaptığınıza bağlıdır. Özellikle de değişikliğe uğrayan 10 yasa: Maden Yasası, Çevre Yasası, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası, Milli Parklar Yasası, Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Yasası, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa ile Orman Yasası, Kamulaştırma Yasası, Maliye Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa, Belediye Gelirleri Yasası ise!..
Bergama'dan Kafkasör Yaylaları'na uzanan altın madenlerine, Guleman'daki krom yataklarından Kayseri'deki bor madenlerine uzanan al bayraklara bakarken aklıma Avukat Arif Cangı 'nın dünya su gününde sunduğu tebliğ geliyor ve:
* Madencilik faaliyetlerindeki izinleri düzenleyen Maden Yasası'nın 7. maddesi;
* Petrol ve jeotermal kaynak ve maden arama faaliyetlerini ÇED kapsamı dışına çıkartan 2872 sayılı Çevre Yasası'nın 10. maddesine yapılan ek;
* Toplam maden rezervinin yüzde 10'unun işletilmesine ve satışına izin veren Maden Yasası'nın 17. maddesi;
* Tüm büyükşehir belediyelerinin su havzalarının korunmasına ilişkin yönetmelikleri Çevre ve Orman Bakanlığı'nın görüşüne bırakan değişiklik,
* İçme ve kullanma suyu rezervleri giderek azalırken ''mutlak koruma alanlarını'' 300 metreden 100 metreye düşüren değişiklik;
* Madencilik faaliyetlerinin başta ağır metal olmak üzere yol açtığı kirliliği bile bile su rezervuarlarından 1 km'lik mesafeden itibaren madencilik faaliyeti yapılabileceğini gösteren değişiklikler gerçekleştirilirken...
Daha açık söylemek gerekirse en somut gereksinim olan su bile bağımlı hale getirilirken nerelerdeydik, diye düşünüyorum