“Türkiye’nin birikimi” sloganıyla yayın hayatına başlamıştı. İslami kesimin entelektüel enerjiyi temsil ettiği günlerin gazetesi de denebilir Yeni Şafak için.
Fakat bu gazete, AKP iktidarıyla birlikte bir kısım İslami kesimde yaşanan trajik şiraze dağılmasından fazlasıyla nasibini almış durumda.
Gazetenin 14 Mayıs tarihli nüshasında alenen Soros’un renkli devrimlere yaptığı finansman desteğine övgüler yağdırılıyordu. Açık Toplum Enstitüsü’nün Türkiye’deki temsilcilerine ise sıfat dağıtmada hayli cömert davranılmış.
“Hakiki bir düşünce kuruluşu”,
“hakiki entelektüeller”,
“ahlaklı demokratlar”
ve daha niceleri.
Bu sıfatların dağıtıldığı isimleri anlamak için “öncelikle izan, idrak ve ferasetten nasipdar olmak” gerektiği de ikaz edilerek tabii.
Ama en ilginci, gazetenin şu fikre ev sahipliği yapması:
“Ukrayna`da, Gürcistan`da demokratik usullerin yerleşmesi için Açık Toplum Enstitüsü`nden finansman desteği sağlanmasının yanlış olan tarafı nedir? Gürcistan`ın ‘kapalı toplum’ olması mı Türkiye`nin yararınadır yoksa demokratik bir devlet olması mı?”
Sahipleri İslamcılık suçlamasıyla 28 Şubat sürecinde türlü eziyetlere maruz bırakılmış bir gazetede oluyor bunlar. Gerçi denebilir ki kısa süre önce TESEV mahreçli bir araştırmada İslami kesimlerin AKP sayesinde sekülerleştikleri tesbit edilmiş ve bu araştırma günlerce gazetede tefrika edilip yayınlanmıştı. Öyleyse renkli devrimlerin gazetede böyle savunulması ne ki!
Olabilir tabii, bu da bir yaklaşım tarzı.
Nitekim gazetede bir süre yazı yazmış bir gazeteci, konuştuğu televizyonlarda Irak ve Lübnan’daki İslamcılardan “dinci” diye sözerken şimdi gazetenin İslamcı bilinen bir yazarı tarafından “Allah senden razı olsun” medhiyeleriyle göklere çıkarılıyorsa geriye söylenecek ne kalabilir?
Gazetenin mezhep çatışmalarını kışkırtan ve Şii düşmanlığı yapan yayınları daha dün olmadı mı?
Bütün bunlar bir yana, Yeni Şafak’ın açıktan Soroscu renkli devrimleri ve onun Türkiye acentelerini yere göğe sığdıramaması üzerinde durulması gereken bir gelişme.
Çünkü iktidardaki İslami kesimlerin askeri müdahalelere karşı ülkeyi yabancı etkisine olabildiğince açma planı öteden beri konuşuluyor. AKP hükümetinin iktidara geldiğinde IMF, AB ve ABD ortaklıklarına böylesine şevkle sarılmasının ardında böyle bir hesabın yattığı anlatılır.
İyi hoş da bu cürüm, böylesine de açıktan dile getirilmez ki!
Hükümetle arasının iyi olmadığından sözedilen Yeni Şafak, artık her işi bıraktı da Soros’dan mı medet ummaya başladı.
“Türkiye’nin birikimi” gerçekten ne varsa biriktirmiş görünüyor.
Mezhepçisi,
Soroscusu,
Baasçılara övgüler düzeni,
İslami kesimlerin sekülerleştiğini ballandıra ballandıra anlatanı…
Pes doğrusu!
|