Atatürk, Tazminattan itibaren ülkenin kamu, medya, askeri, eğitim gibi teşkilatlarının masonlar tarafından ablukaya alındığını görmüştü. Bu teşkilatlarda vatanı yok etmek için çalışan kuklalar garip bir milliyetçilik sevdasına kapılmışlardı, aynı bizim bugünküler gibi:
- "Egemenlik paylaşılabilir"
(Damat Ferit, Vahdettin, Manisalı mutasarrıf Hüsnüyadis v.b.),
- "Koca Osmanlı'yı sadece Türklere yedirmezler"
(o zamanlarda ne MEHMETcik ne CÜNEYT yazarlar varmış),
- "Ne anlayışsız, ne kafasız bir milletiz ki, İngilizlerin gelmesini anlamayıp, nerelere çekiyoruz"
(biliyorum bu lafın şimdilerde AB için söylendiğini de bu lafı söyleyen Ali Kemal, sizin duyduğunuzu söyleyen onun 2000 model torunu)
- "Vahdettin esasında vatan haini değildir"
(sadece belgeselini yapamamışlardı) ,
- "Ben Osmanlıyım"
(Türk'üm diyemeyen Osmanlı hanedan mensupları),
- "Canım stratejik konumda dediğiniz işletmeleri yabancılara sattık da ne oldu"
(1.Dünya Savaşında İstanbul'un aydınlatma ve yakacağını, savaş gemilerinin yakıtını sağlayan Zonguldak kömür işletmesi bir Fransız firmasına satılmış olduğu için kömür temin edilemiyordu) ,
"Kerkük ve Musul'un stratejik önemi yoktur"
(bugün de birileri aynısını Kıbrıs için söylüyor galiba).
Bunları 03 Ağustos Perşembeden itibaren detaylı olarak işleyeceğiz, şimdi dönelim onların kuklacılarına.
İşbirlikçilerin Kuklacıları
Mason locaları, 1700'lerde Osmanlı topraklarında örgütlenmeye başlarlar.
1900 lere gelindiğinde Osmanlı topraklarının her tarafında faaliyetler yürütmektedirler.
Büyük ve ileri görüşlü bir asker olan Cevat Rıfat (Atilhan soyadını alacaktır) Filistin cephesinde vatani vazifesini yaparken, orduyu geriden hançerleyen vatan haini yahudilerle uğraşır. Bu hainler, Osmanlı'nın sinesini açtığı siyonistlerdir.
Cevat Rıfat, 1909'dan sonra Filistin'e yerleşen yahudi köylerinin yekûn olarak ordu aleyhine casusluk yaptığını amansız takiplerle ortaya çıkarır. Elebaşlarından iki yüz yahudiyi bizzat idam ettirerek bu cephede mukadder olan mağlubiyeti önler.
Komutanı olan Binbaşı Arif Bey'i mason olduğu ve vatana ihanet ettiği düşüncesiyle kurşun yağmuruna tutar. Masonların ve Türkiye yahudi cemaatinin düşmanlığını bu vesileyle kazanmış olur.
Milli Mücadele döneminde Zonguldak'ta 12 bin kişilik bir ordu kurarak Karadeniz ve Marmara'da üstün zaferler kazanmıştır.
Albay Hüsamettin Ertürk ve Gazi Mustafa Kemal'e masonların İttihat ve Terakki'deki, ordudaki ve diğer kurumlardaki teşkilatlanmaları ve işbirlikçileri hakkında çok özel ve detaylı bilgiler ulaştırmıştır.
Cevat Rıfat, Türk siyasi hayatında halk tabakalarına inerek İslam ve Türk düşmanı olan masonluğu tanıtan ilk Türk siyasilerindendir.
Bu gerçek, sadece Türkiye'de değil, dünyanın birçok yerinde kitaplarının tercüme edilmesiyle kendini gösterir.
Cevat Rıfat Atilhan, son olarak 1964 yılında Mogadişu'da toplanan İslam Devletleri kongresine katılarak kongrenin İcra Komitesi başkanlığına seçilir.
"Farmasonluğun maskesini çatır çatır yırttım"
diyerek Türklük vazifesini yaptığını gurur ile söyleyen Cevat Rıfat Atilhan, 4 Şubat 1967'de hayata veda eder.
(Kahramanca çıkıp gerçekleri kalabalıklara haykıran bu vatan evladının önünde saygıyla eğiliyoruz.)
Bunların ülkeyi nasıl parçaladıklarını gören ve bizzat yaşayan Gazi Mustafa Kemal 10 Ekim 1935 te Mason Localarının faaliyetlerini yasaklayan kanunu çıkartır.
Böylece zaten masonların kara listesinde olan Gazi Mustafa Kemal, bu listede en üst sıraya çıkmış olur.
Masonların itirafları, "Atatürk'ün Ölümündeki Sır Perdesi" başlıklı makale,
Cevat Rıfat Atilhan tarafından yabancı kaynaklardan alınarak çevrilmiş, gazeteci Ogün Deli tarafından yazılmış olan "AGONİ" isimli derlemeyi okuyalım :
1 Ağustos 1948, Yunan Komunist Halk Cumhuriyeti (SLD) nin resmi gazetesinin,
"Layki Foni" (Halkın Sesi) 685 inci sayısında , Bulgar Yahudilerinden 33. dereceden Farmason (büyük mason) Avram Beneraoysan'ın yazısı ve itirafı :
" Mefkuremize imha edici darbe vuranların akıbeti, feci şartlar altında ölümdür. Mustafa Kemal Atatürk, yasanın çıktığı 10 Ekim 1935 günü mason localarının önde gelenlerinden Mim Kemal Öke'ye hitaben 'Mason cemiyetinin faaliyetlerini inkılaplarıma muarız gördüğüm için kapatılmasını elzem gördüm. Bu dakikadan itibaren bu cemiyeti ölmüş biliniz ve bir daha diriltmeye teşebbüs etmeyiniz.' demiştir. "
Not : Mim Kemal Öke bir farmasondu ve 50 yıl sonra dahi bir torunu bir Türk Üniversitesinde sözde tarih anlatarak , bilgi kirliliği yaratmış ve Atatürk'ten intikam almaya devam etmiştir. Halen yakaladığı herhangi bir TV kanalında programlar yapıp sözde bilim adamı (!) kimliğiyle Müslüman (!) takılmakta ve bilim (!) icra etmektedir.
Farmason Avram Beneraoysan devam ediyor :
"Atatürk zannetti ki ; bütün muhalif ve muarrızlarını tasfiye ve bertaraf ettiği gibi, masonları da tasfiyeye tabi tutmaya muvaffak olacaktır.
Fakat ASLA !
Türkiye'deki mason cemiyetinin Kemal Atatürk tarafından kapatılarak faaliyetinin durdurulduğunu, Moskova'da tarihi bir yerde yoldaşlar arasında yapılan bir toplantıda işittiğim zaman, beynimden vurulmuş gibi sersemledim. Heyecandan şaşırmış bir halde, oradakilere haykırdım :
O sarı lider, suret-i katiyetle ortadan kaldırılacaktır ! "
|