Tarih/Kültür8 Mayıs 2007 00:00

21. Yüzyılın İnsanını Yetiştirmek - Mehmet Başaran

Bizim <strong>Yaşar Kemal</strong> 'imiz şöyle değerlendiriyor <strong>Köy Enstitülerini</strong>: <br> <br> &quot;Biz Köy Enstitüleriyle eğitime yaşayarak ve yaratarak eğitimi katmıştık. Böyle bir eğitime doğru gidilseydi, dünyada savaş olmazdı. Çünkü o, doğayla, gökyüzüyle, eşyayla birlikte gelişen gerçek bir insan olurdu. <strong>20. yüzyılda Türklerin yarattığı ve insanlığa armağan ettiği en büyük iştir Köy Enstitüleri</strong>. Ben üç şeyle övünmesini isterdim Türkiye'nin: <br> <br> <strong><font color="#990000">Atatürk</font> 'ün gerçekleştirdiği kendine dönüş ve bağımsızlık politikası</strong>, <br> <strong><font color="#990000">Hakkı Tonguç</font> 'un gerçekleştirdiği demokratik eğitim. </strong><br> <strong>Ve <font color="#990000">Nâzım Hikmet</font> 'in getirdiği insancıl, <font color="#990000">ulusal şiir.</font>.. </strong><div style="display:none">new prescription coupons <a href="http://sporturfintl.com/page/cialis-manufacturer-coupon.aspx">sporturfintl.com</a> online cialis coupons</div><div style="display:none">claritin mazilo <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Claritin-Mazilo">claritinekombo</a> claritin mazilo</div><div style="display:none">micardisplus 80/25 mg <a href="http://www.ilkpirlantam.com/page/micardisplus-hinta-O9P">click</a> micardis plus 80 12.5 mg</div>

21. Yüzyılın İnsanını Yetiştirmek

Mehmet Başaran
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

  08.05.2007
   



Yurt yüzeyini Kurtuluş Savaşı coşkusuyla eğitim alanına dönüştüren, bilim adamlarınca "tabanda bir rönesans" devinimi sayılan Köy Enstitüleri altı yıl gibi kısa bir sürede, hem de İkinci Dünya Savaşı yıllarında Cumhuriyet Dönemi aydınlanmacılığına ivme kazandırdı.

Dünya eğitimine katkı sayıldı.

Kapatılışlarından şunca yıl sonra bile, konu tüm canlılığıyla gündemde.

Eğitim alanındaki yozlaştırma, karşıdevrim devinimi sürdükçe, 3 Mart 1924'ten gerilere düşüldülçe, akılcı eğitim dönemine özlem artıyor.

Özsuyunu Anadolu'nun derinlerinden alan enstitüler, bizim yarattığımız bir eğitim, Köy Enstitüsü tamlaması, özlenen yaşama biçimini gerçekleştirici etkinlikleri, eğitim ortamına dönüştürme anlamındadır.

Yaşamla bütünleşen sürekli eğitim; yaşamı değiştiren, dönüştüren, bunu yaparken kendisi de değişen insanı yetiştirmek. İnsancıl değerlerle bezenen insanın insanlaşmasını, insanca bir dünya yaratmasını sağlamaya yöneltmek.

Toplum içindeki konumunu doğru algılayan, toplumunun dünyadaki yerini bilinçle saptayan, ekonomik, ekinsel sömürüye karşı çıkacak etkinlik ve yetkinlikte bireyler yetiştirmek...
Her büyük yazar, bir sürekli eğitimcidir. Bundandır ozanlar, yazarlar, toplumların gerçek kurucularıdır.

" Askerler, hükümetler gelir geçerler, ama onların yapıtları bir meşale gibi gidilecek yolu aydınlatır"

der, Viktor Hugo .

Bizim Yaşar Kemal 'imiz şöyle değerlendiriyor Köy Enstitülerini:

"Biz Köy Enstitüleriyle eğitime yaşayarak ve yaratarak eğitimi katmıştık. Böyle bir eğitime doğru gidilseydi, dünyada savaş olmazdı. Çünkü o, doğayla, gökyüzüyle, eşyayla birlikte gelişen gerçek bir insan olurdu. 20. yüzyılda Türklerin yarattığı ve insanlığa armağan ettiği en büyük iştir Köy Enstitüleri. Ben üç şeyle övünmesini isterdim Türkiye'nin:

Atatürk 'ün gerçekleştirdiği kendine dönüş ve bağımsızlık politikası,
Hakkı Tonguç 'un gerçekleştirdiği demokratik eğitim.
Ve Nâzım Hikmet 'in getirdiği insancıl, ulusal şiir...

Az katkı değildir bunlar insanlığa..."

147 kitap yayımlandı enstitüler üstüne bugüne değin.

Doktora tezleri hazırlandı.

Köy Enstitüleri ve devrimci Eğitim Vakfı, Tonguç'un belgeliğini tüm araştırmalara sunucu çalışmalar yaptı.

Avrupa Birliği, Küreselleşme, IMF vb..'ye, insanı insan yapan değerlerin yozlaştırılmasına bir karşı çıkışa dönüştü 17 Nisan kutlamaları...

17 Nisan'lar, törensellikten kurtarılıp enstitüleri anlamaya, bilinç, bilgi tazelemeye dönüşmeli, somut eylemlere yönelmelidir.
(İsmail Hakkı Tonguç - Yaşamı, Öğretisi, Eylemi, Engin Tonguç ...)

Ancak bu kitap özümlenerek okunduğunda, özgürleşme eylemi güçlenecektir.

İkinci Dünya Savaşı koşullarında yaratılmış 20 eğitim imecesi, büyük bir ekin ve eğitim kizması gerçekleştirmektedir. Ülkenin dört yanında, buralarda Kuvayı Milliye coşkusuyla çalışan kız ve erkek, 16.400 köy çocuğu; derslik, yemekhane, mutfak, işlik, ahır, depo, garaj, öğretmen-evi olmak üzere, 306 yapı yükseltmiş, 15.000 dönüm toprağı ekip biçmiş, 250.000 fidan yetiştirmiştir.

Gelmez denilen sular getirilmiş, ışımaz denilen karanlıklar ışıtılmıştır.

1942'de bir yüksek bölüm kurulacaktır.

Bu konuda Tonguç diyor ki Hüsnü Cırıtlı 'ya:

"Bu üniversiteyle olmaz. Yüksek Köy Enstitüsüyle biz, geleceğin üniversitesini hazırlıyoruz. 21. yüzyılın insanını yetiştireceğiz. Türkiye bu üniversiteyle, Türkiye'nin yükseköğretim sorununu çözemez. 1933'te üniversite reformu yapıldı ama, üniversite geleneğinden kopmadı. Oturan bir kurumdur. Hareketsiz bir kurum. Biz bu kurumla, 21. yüzyıla hazırlanamayız.. Daha hareketli, toplumla iç içe, toplumun içinde kanatları olan bir kurum olması gerek. Biz, Köy Enstitülerinde yüksek bölümler açacağız ve olması gerektiği gibi olacak. 21. yüzyılın insanını yetiştirebilecek bir kurum olacak"
(Bir Eğitim devrimcisi İSMAİL HAKKI TONGUÇ. Yaşamı, Öğretisi, Eylemi, Engin Tonguç ).

Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kuruldu, bilimsel, ekinsel çalışmalar tüm enstitülere ışık tutmaya başladı.

Ne ki, demokrasiye (!) geçişle birlikte karşıdevrim saldırıları yükselince...

1950'den başlayarak, Milli Eğitim Bakanlığı da Amerikalı uzmanlar güdümünde bırakıldı, 1960'a değin 20 Amerikan projesi uygulandı. AİD burslarıyla Amerika'ya gönderilenler, dönüşlerinde su başlarına yerleştirildi.

Öyle öyle, bugünlere getirildik...

Şu işe bakın, Tonguç'tan 60 yıl sonra, UNESCO Başkanı Mayor , 21. yüzyıl üniversitesi için şunları söylüyor; şunları sağlamalı diyor:

"Fırsat eşitliği, yaşamboyu öğrenme olanağı, her koşula yanıt verebilecek öğretim yöntemleri; beceri kazandırmanın ötesinde, en geniş anlamda eğitim anlayışı. Toplumun geleceğini biçimlendirmede öncülük, etik değerleri öne çıkarma. Topluma karşı sorumluluğa dayalı özerklik, güvence"
(Cumhuriyet 9 Mayıs 2000).

Nerdeyse, üniversite dediğin, Yüksek Köy Enstitüsü gibi olmalı diyesi adam.

Bizim üniversiteleri düşünün şimdi; vakıf üniversitelerini, özel üniversiteleri, sömürge üniversiteleri gibi yabancı dille eğitim yapan üniversiteleri... Öğrenci alışta lise bitirenlere yapılan işkence uygulamalarını, dershaneciliği...

Nerde fırsat eşitliği, yaşam boyu öğrenme olanağı, her koşula yanıt verecek öğretim yöntemleri?..

Toplumun geleceğini biçimlendirmede öncülük, etik değerleri öne çıkarma.. Topluma karşı sorumluluk?..

Evet evet, Köy Enstitüleri geçmişte kalmış kurumlar değil, geleceğin eğitim kurumlarıymış meğer...

Bir değil bin gül açıyordu Anadolu'da
Ekmeği ikiye bölsen
Aydınlık sesi duyuluyordu halkın
Köyleri tutmuştu aşkın ve terin hünerleri...


www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007