Siyaset30 Mart 2005 00:00

BAYRAK KORKUSU OLANLAR OKUMASIN! - Yetkin Aröz

Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi'nin "Türkiye" başlıklı bölümünden; "Presidency Conclusions" Madde: 23 "...müzakerelerin yalnız Türkiye'yle değil, diğer devletlerle de yapılabileceğini... Müzakereler sırasında Türkiye birkaç devlete bölünürse veya güneydoğu bölgesinde bir Kürt devleti kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da müzakere yapılacağına..."naproxennatrium go naproxen kruidvat

 

           İşbirlikçilerin ve solda olmayı ulusalcılığın uzağında durmak olarak algılayan küreselleşmeci solcuların, entelci aydınların korkuları ve kaygıları “paniklemeye” kadar varan bir dalgalanmaya uğradı. Yurtseverlerin, ulusalcıların alanlara çıkarak bayrak sallaması, evlerini bütün bir halk olarak bayraklarla donatması, duyduğu tepkileri yürüyüşlerine yansıtması, kurguladıkları senaryo adına, gelecekleri adına bir şok etkisi yaptı üzerlerinde..


          Holding medyasının gazeteleri-TV’leri, onların besleme yazarları, habercileri, programcıları, daha çok özel üniversitelerde kümelenmiş bilimcileri, STK (sivil toplum kuruluşları) içinde yer tutmuşları hemen harekete geçti. Ulusalcılık çok tehlikeli bir tırmanmaya girmişti, uzun zamandır uyutulan ulusal onurun üstündeki ölü toprağı atılmıştı. Onurunu korumak, ezilmişliğinin, horlanmışlığının yanıtını vermek için en azından bayrağına sarılmıştı. Bağımsızlığının, ulusal kimliğinin en temel göstergesi olan bayrağını dalgalandırmaya koşmuştu. Ulusal bilincin bir sıçrama daha yapmasından, siyasal bilince dönüşmesinden, ABD ve AB emperyalizmine karşı duyduğu tepkiyi ete-kemiğe dönüştürmesinden korkuyorlardı…


         Bayrağı doğrudan eleştirmeleri, ona karşı bir tavır sergilemeleri söz konusu olamazdı, arkasından dolaşmaları gerekiyordu! Bula bula, Hitler’in “Kavgam” kitabının çok satanlar arasında bulunmasını buldular! On kitapevindeki değerlendirmede ilk sırada yer alıyormuş. Eyvah ki eyvah! Dağıtmanın ölçüsü yok. Tutamak gerekiyordu. MHP’ye yüklendiler bu kez. Bu yükselişin içerdiği gerçek duyarlığı gizlemeye çalışarak. Derin bilgilerini özel üniversitelerde ışıklandıran bilimcileri hemen verdi fetvalarını: Ulusalcılık tehlikeliydi, AKP ve CHP ulusalcılığa ya da milliyetçiliğe kayarsa AB projesine yazık olurdu, Türkiye gerilere giderdi ve bunun adı faşizmdi... ABD ve AB’nin İMF ve AB dayatmalarıyla ekonomik ve siyasal anlamda, “liberal ekonomi-demokrasi-insan hakları” sarmalındaki kuşatmaları, ülke kaynaklarına el koymaları, ülkeyi “savaşsız” bir biçimde teslim alıp parçalama planları, son aşamaya gelmiş bir faşizm sayılmazdı! Etnik ve dinci ayrımcılıklara Atatürk’ün milliyetçilik ve laiklik görüşlerine sahip çıkmaktan , devrimlerini bütünüyle yol gösteri olarak görmek suç sayılırdı…


        Bu işbirlikçiler için, başka ülkelerde ve Kuzey Kıbrıs’ta kotardıkları gibi Türk bayrağı yerine AB ve ABD bayrakları dalgalansaydı, sokaklara çıksaydı bu bayraklar sorun yoktu. Bu, ülkenin demokratikleşmesi, çağdaşlaşması olarak göklere çıkarılırdı hemen. Gidinin işbirlikçileri: Evet, Türkiye’de bir faşizm var. Ama bu Hitler faşizmi değil, liberal ekonomi adı altında gelen ve ülkemizi yağmalayan, şimdilik ekonomik ve siyasal anlamda ülkeyi ele geçirmiş görünen ABD ve AB emperyalizminin küreselleşen faşizmi!


      Bayrağım gücün yettiğince dalgalan, alanları doldur. Bilinicini taşı aydınlık geleceğe. Yine Samsun’dan başla. Sürdürülen Kurtuluş Savaşını ete kemiğe büründür. Siyasal örgütlenmeni bütün engelleri aşarak sağla. Sağdan ya da soldan gel! Cephede toplan, siperlere gir! Emperyalizmi yurdundan kov!


Dalgalan, dalgalandıkça dalgalan. Gün gelecek, önünü açacak bilincini dalgalandıracaksın ülkemin!