Toplumları sarsan olayların öncesini, sosyal ya da siyasal akışını, nesnel ve gerçek boyutuyla izleyip değerlendirilmesi için, tarihe düşülecek notların gününde tutulması gerekir. Bu köşe bu görev için açıldı.
AKP'nin seçim utkusundan sonra, bugünlere uzanan yolun kilometre taşlarından kimi konuların notlarını tarihe yollamalı diye düşündük. İlk notumuz Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünkü statüsünü etkileyen ünlü Siirt konuşması olacak.
Recep Tayyip Erdoğan, 06 Aralık 1997 tarihinde Siirt'te bir konuşma yapar. Bu konuşma medyada ve günlük sohbetlerde “şiir okumak da suç sayılır mı” mantığıyla konuşuldu, konuşuluyor, daha konuşulacak.
Peki Recep Tayyip Erdoğan o gün yalnız şiir mi okudu?
Mahkemeler ve Yargıtay şiir okuduğu için mi Recep Tayyip Erdoğan'ı mahkum etti.
Kararı o konuşmayı okuduktan sonra verelim olmaz mı?
Evet, Tayyip Erdoğan Siitt'teki konuşmasında bir şiir okumuştu.
Daha doğrusu bir şiirden birkaç mısra idi okuduğu. Ama konuşma unutuldu ve dört mısra gündeme damgasını vurdu.
Ve insan şiir okuduğu için yargılanır mı sorusu, o konuşmanın vurucu etkisini sildi süpürdü.
Şimdi o konuşmanın, önemli bir bölümünü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Tebliğnamesi'nden aktaracağız.
Böylece son seçimlerde değiştiğini söyleyerek halkın oyunu aldığını ve bu yetkiyle Anayasayı değiştireceğini söyleyen Erdoğan'ın değişimini izleyeceklere ve tarihe not düşmek istiyoruz.
Konuşma, 06 Aralık 1997'de yapılır,
Bunun bir başka olayla ilgisi kurulabilir mi? sorusunun yanıtı için, bir önemli olayı da belgeleyelim.
O günlerde Refah Partisinin kapatılma davası Anayasa Mahkemesinin gündemindedir. Karar 16 Ocak 1998'de açıklanır. Bu iki tarihi, birbiriyle ilişkileri nedeniyle belleklere yazıyoruz.
O tarihte İstanbul o tarihte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan ve Refah Partili Recep Tayyip Erdoğan, 06 Aralık 1997 günü, Partisinin Sirtte‘ki açıkhava toplantısında yankıları günümüze değin uzanan konuşmaya işte o şiirle başlar :
“Minareler süngü / Kubbeler miğfer / Camiler kışlamız / müminler asker . ”
İlk bakışta, ne var bunda diyenler, sabredip konuşmanın akışını izlesinler. Erdoğan bu şiirle başlar ve şöyle sürdürür konuşmasını:
“ Bir şey bizi yıldıramaz. Gökler yerler açılsa, üzerimize tufanlar, yanardağlar saçılsa, biz oyuz ki, imanıyla öğündüğümüz ecdadımız diz çökmemiş, Anadolu'nun tapusu Malazgirt'ten ta Çanakkale'ye imanın geçilmez kalesine kadar ecdadımızı zaferden zafere koşturan şey bu inanç birliğidir. Bu ülkeyi yanlış zihniyetlere mahkum edenlere karşı biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Atalarımız ne güzel söylemiş: ağaca dayanma çürür,yıkılır; desteksiz kalırsın. Kula yaslanma, fanidir, ölür kılavuzsuz kalırsınız. Allah'a yaslan ki, ayakta kalasın. İşte bu noktadan hareketle konuşuyorum., bu anlayıştan hareketle konuşuyorum. Göğsümü gere gere söylüyorum, benim referansım İslam'dır. İnancımı rahatlıkla konuşamayacaksam, söyleyemeyeceksem, bu şehitler ülkesi Türkiye'de benim ne işim var. Kardeşlerim diyor ki, bu ezanlar susmayacak,. Bundan endişeniz mi var?
“İstiklal Marşımızın içinde ne yazıyor:”
“Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli / Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli”
Diyor. İstiklal Marşımızın içinde böyle yazacak, ezanı susturacaklar, susturamazlar
“Yanardağ oluruz,, yıldırım oluruz, ezanı susturanların karşısında patlarız. İşin lami cimi yok. Bunun için varız. İstiklal Marşı bizim manifestomuzdur. Orda ne diyor? “Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal” , dikkat edin oraya, Hakkıdır kula tapan milletimin istiklal “ demiyor. .. Üniversitelerdeki bacıma başındaki başörtüyü çıkarmadıkça okuyamayacaksın deniyorsa, bu ülkede zulüm vardır... Böyle devam etmeyecek eninde sonunda hak tecelli edecek.. Biz dinle beraber olmaya mecbur muyuz? Evet mecburuz.. Son cümle Necip Fazıldan:
“Mihraptan ilahi kelam geliyor yere düşmüş / Selam geliyor, ne para, ne pul, ne makam ne mevki.. / Savulun kalplere adil düzen geliyor...”
06 Aralık 1997'de, Refah Partisi'yle ilgili kapatma davasının Anayasa mahkemesinde görüşüldüğü günlerde yapıldığını düşünerek okuyun. Ve sonra bu sözlerin yalnız bir şiir okunmalı olarak topluma sunanların amaçların yargılayın,
Bu aktarmayı, tarihe not düşmek için yaptık.Değerlendirmeyi okuyucuya bıraktık. Tarihçi bundan sonra, tarih yazacak olan Tayyip Erdoğan'ın ayak izlerini, tarihe not düşecekler için belgelemeye çalışacak.
Yeni belgelerle baş başa olacağımız günlere merhaba.
|