Hepimizin bildiği gibi demokrasi,insanı ve onun özgürlüğünü esas alan bir yönetim şeklidir. O nedenle de demokrasilerde vatandaşın beyni ve yüreği ile vereceği karar ve takınacağı tavırdan daha önemli bir güç yoktur.
Kim ne derse desin, Türk İnsanı demokrasiyi hem akılcı ,hem de kültürel ve sosyal yanı ile en iyi özümsemiş milletlerden biridir. Onun suskunluğu da, tepkisi de çok anlamlıdır ve de demokrasi adına önemli bir zenginliğimizdir.
Vatandaşımızın demokratik suskunluğuna saygı duyar gibi gözüküp aslında bu durumu istismar edenler, şimdi onun gösterdiği bu demokratik tepkiye saygı duymak ve de düşünmek zorundadırlar.
Şunu da bilmelidirler ki; yürüyen vatandaş her zaman için yürüyen tanktan çok daha etkili, ama demokrasi adına bir o kadar da hayırlıdır.
Çoğulculuk ve katılımcılık açısından Demokrasi'de geldiğimiz bu olumlu aşamayı Türk Silahlı Kuvvetleri herkesten daha iyi bilmekte ve görmektedir.
Bu nedenle de çok açıkça ifade edebiliriz ki ; Ordu son açıklaması ile ne muhtıra vermiştir, ne de darbe hevesindedir.
Sadece ve sadece ; sorumlu bir konumda olarak , Anayasa'nın özüne uygun ve siyaset üstü ulusal bir yorumla vatandaşının haklı tepki ve coşkusuna o da eşlik etmekte ve vatandaşının yanında duruşunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu gelişmeyi bir kutuplaşma olarak ifade etmek büyük bir yanılgıdır.
Bu ülkenin rejimi ve bütünlüğü konusunda duyarsız olanlara ve meydanı boş bulduğunu zannedenlere karşı, Türk Milleti'nin DEMOKRATİK ve KIRMIZI – BEYAZ tepkisi , gücün bir tarafından değil gücün ta kendisinden yani tamamından gelmektedir.
Bu gerçeğe rağmen kendisini bir kutup gibi görmek isteyenlerin zihniyeti, DEMOKRASİ ve CUMHURİYET ATIĞI MALZEME ‘den başka bir şey değildir.
Demokrasiye duyulan saygıdan kaynaklanan suskunluğu ,zafiyet sayarak kendisini “biz her şeyi yapabiliriz” gücünde görenler,bugüne kadar algılayamadıkları MİLLETİN GERÇEK GÜCÜNÜ artık bundan sonra çok daha iyi hesaba katmak zorundadırlar.
Demokrasiye saygılı ama cumhuriyetin de kıymetini bilen insanların sessizliği, artık sesli ve tepkisel demokrasiye dönüşmüştür. Şartlar zorlanırsa bu toplumsal tepkinin KIRMIZI BEYAZ DEVRİME dönüşeceğini anlamak için toplum mühendisi olmak gerekmediği de ortadadır.
Bizlere tek kişilik demokrasiyi dayatan parti liderleri, tek kişi adına demokrasimizi bu çıkmaza sokan başkanlar ve tek kişilik iradeye tapan vekiller !!!!
Artık ,vekili olduğunuz milletin demokratik tepkisini ve de KIRMIZI – BEYAZ rengin gücü ile kıymetini iyi anlayarak, bundan böyle Milletin kendisine tapmanız , geleceği buna göre çizmeniz; bu ülkede huzur ve refahı sağlayacağı gibi Demokrasi'nin gelişmesine de katkı sağlayacaktır. |