Siyaset26 Nisan 2007 00:00

Beyaz Gül, Kırmızı Gül (Bir Dışişleri Bakanının Portresi) - Hüseyin Mümtaz

Şaka bir yana, Türkiye böyle bir Dışişleri Bakanına lâyık değildir.. Gül döneminde Türkiye; Karabağ, Kerkük, Kıbrıs ve Karasu (Batı Trakya) ‘da yerlerde sürünmüş; bırakın kırmızısını, tek çizgi-çizik bile kalmamıştır. Türkiye’nin sınırı kalmamıştır, yol geçen hanına dönmüştür.. cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatbuscopan link buscopan pluskamagra link kamagra gel

Beyaz Gül, Kırmızı Gül
(Bir Dışişleri Bakanının Portresi)

Hüseyin Mümtaz

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

 
27.04.2007
   

Başlıktaki sözler, Abdülvahap Sait’ten derlenen bir Kerkük türküsüne aittir..

Her Kerkük, her “sınır ötesi” Türk türküsü gibi ayrılık, kokar, hüzün kokar, hasret kokar, ağıt kokar..

Yürek yakar..

“Bizim” yüreğimizi yakar..

Türkü’lerin “rengi”; Kerkük’ün, Karabağ, Kıbrıs, Karasu’nun rengi bellidir ama, “Gül”ün rengi hâlâ ve ne yazık ki belli değildir..

Okuyucu bu “gül”ün; Erdoğan’ın “kendi ailesi istemediği için” (Anayasa mahkemesi resepsiyonu. 25 Nisan 2007) Akepe’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak atadığı “dışişleri bakanı” ve “eski başbakan” Gül olduğunu elbette anlamıştır.

Okuyucu tam bu noktada Can Dündar ve onun gibileri de anlamalıdır.

Can Dündar, Ali Kırca gibi Birand’ın tezgâhında staj yapmıştır. Atatürk’ün hayatını anlatan “Sarı Zeybek” Belgeseli meslek hayatının zirvesidir..

Öyle bir zirvedir ki; Milli Eğitim marifetiyle “aldırılıp” okullarda öğrencilere mecburen izlettirilip, hâsılâtı Mehmetçik Vakfı’na bağışlanmıştır..

Tabii yukarıdaki cümlenin “vakıf” ile ilgili bölümünün tamamen kendi fantezimiz olduğunu dikkatli okuyucu yine anlamıştır.

İşte Atatürk’ün hayatı ve “aşkları” ile ilgili mebzul miktarda belgesel yapıp epeyi para kazanan Can Dündar 26 Nisan günü Cumhurbaşkanlığı Seçimi ile ilgili olarak şu satırlara da çekinmeden imza atabilmiştir:

“Ben Abdullah Gül adının, mevcutlar içindeki en iyi seçenek olduğuna inanıyorum“.

Devam ediyor Can Dündar;

“Bu tarihi misyonda Abdullah Gül'ün henüz başlarında olduğu siyasi kariyerini de düşünerek büyük resme bakacağına ve uzun soluklu bir siyasete odaklanacağına inanıyorum. Ona bu şans verilmeli, o da bu şansı, ilk demecindeki gibi, herkesi kucaklamak için kullanmalıdır. ‘Biraz da bizimkiler öbürlerini dışlasın’ diye değil, bir daha hiç kimse dışlanmasın diye...”

Ne kadar duygusal…. Ne kadar sosyal içerikli bir mesaj..

Bu son derece “duygusal” satırlar ayni zamanda, “seçilmesi halinde” Gül’ün görev süresi boyunca basında “en mutemet” adamlığını garantileyen “iyi niyet taşlarıyla örülü” yolun da kasko poliçesidir.

Şaka bir yana, Türkiye böyle bir Dışişleri Bakanına lâyık değildir..

Gül döneminde Türkiye; Karabağ, Kerkük, Kıbrıs ve Karasu (Batı Trakya) ‘da yerlerde sürünmüş; bırakın kırmızısını, tek çizgi-çizik bile kalmamıştır.

Türkiye’nin sınırı kalmamıştır, yol geçen hanına dönmüştür..

Güneydeki peşmerge devleti Habur’dan beslenmektedir.. Kıbrıs Rum kesimi de kuzeyden..

Ermenistan’a ve Kürt Devleti’ne İstanbul-Ankara-Adana çıkışlı uçak seferleri serbesttir..

“Çuwal”da Gül’ün mahdut değil, “müşterek mesuliyeti” vardır.

Lefkoşa’daki Soros darbesinde de..

Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığına “atanması”; çok kısa bir süre önce Kıbrıs’ta karşılaştığı, maruz kaldığı tepkiyi de iyice anlamlı hâle getirmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Dışişleri Bakanı Gül bu ay (Nisan 2007) başlarında….

TMSF aracılığı ile STAR gazetesini alan Diyarbakırlı bir işadamının KKTC’de aynı adla yayına sokacağı bir gazetenin ve açacağı bir otelin açılışlarında bulunmak üzere KKTC’ye gider..

13 Nisan tarihli Milliyet bundan sonrasını şöyle anlatır..

“Dışişleri Bakanı Gül bu akşam Girne’deki Mercur otelde düzenlenen Star Kıbrıs gazetesi tanıtım resepsiyonuna katıldı.

Resepsiyonda kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Bakan Gül’e, konuşmasını tamamlayıp kürsüden inerken, KKTC’yi Koruma Derneği Yönetim Kurulu üyelerinden Seyyan Uzunoğlu ‘Referandumla, Annan planına evet derseniz, bütün dünyayı dolaşıp KKTC’yi tanıtacağım, seferber olacağım, dediniz. Onu bekliyoruz, tanıtınız. KKTC tanınmadan hiçbir anlaşma yapamazsınız. Boşuna uğraşıyorsunuz’ şeklinde seslendi.

Bunun üzerine Gül, tekrar kürsüye gelerek, ‘Senin heyecanını çok büyük anlayışla karşılıyorum’ dedi. Bu kez aynı dernek üyelerinden Makbule Ötüken, Bakan’a ‘Sen değil, siz deyin’ diye seslendi.

Bu sözler üzerine Bakan Gül,

‘Hayrola, bu tavırlar nereden çıktı, ben anlamadım. KKTC için anavatandan askerlerimiz geldi, bu topraklar ve sizin için şehit oldu’

dedi. Türkiye’de toplanan vergilerle Kıbrıs Türklerinin başının dik tutulması için gece gündüz çalışıldığını kaydeden Gül,

‘Dünyanın dört bir tarafını dolaşırken yaptığımız konuşmaların yarısı KKTC’yi anlatmakla geçiyor. Buradaki kişi başına geliri 5 bin dolardan 12 bin dolara çıkarmak için gece gündüz desteğimizi verirken bu tavırlar hiç hoşuma gitmedi’

diye konuştu.

Bakan Gül’ün konuşması, salondakiler tarafından alkışlandı.

KKTC Başbakanı Soyer de kürsüye gelerek, Abdullah Gül’ün, Kıbrıs Türk halkının siyasal ve ekonomik varoluş mücadelesinde her zaman yanında olduğunu belirterek, Kıbrıs Türk halkının Türkiye’nin verdiği destekle siyasal varoluş mücadelesini sürdüreceğini kaydetti. Soyer, Dışişleri bakanı Abdullah Gül’e hitaben ‘Sevgimizin arasına Sayın Gül, hiçbir kara kedi giremeyecektir’ dedi”.

Gül’ün tepkisini anlamak mümkün değildir..

Seyyan Hanım, Gül’e referandum süresince söylediği bir sözü hatırlatmıştır.

Hatırlatmış ve neden bunun gereğini yapmadıklarını sormuştur.

Makbule Hanım da bir beyefendinin, bir diplomatın, bir dışişleri bakanının, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın kim olursa olsun muhatabına, özellikle bir hanıma “Siz” diye hitabetmesi gerektiğini hatırlatmıştır.

Türkiye’de valiler ve Emniyet Müdürlerinin..

“Korumalar”ın etkisiyle ânında etkisiz-hareketsiz hâle getirilen, susturulan mantıkî muhalefetin “yurtdışında”ki varlığı Gül’ün (ve Bakü’de Erdoğan’ın) ezberini bozmuştur..

Ezberler daha çok bozulacaktır..

Devam ediyoruz Gül’ün “ibretlik” savunma mazeretlerine..

KKTC için anavatandan askerlerimiz geldi, bu topraklar ve sizin için şehit oldu. Türkiye’de toplanan vergilerle Kıbrıs Türklerinin başının dik tutulması için gece gündüz çalışılmaktadır. Dünyanın dört bir tarafını dolaşırken yaptığımız konuşmaların yarısı KKTC’yi anlatmakla geçiyor. Buradaki kişi başına geliri 5 bin dolardan 12 bin dolara çıkarmak için gece gündüz desteğimizi verirken bu tavırlar hiç hoşuma gitmedi’ .

Gül hangi gezisinde KKTC’nin tanınmasından bahsetmiştir?

Anlatmaktan kastı nedir? Çözüm.. Çözümün ölçüsü nedir? Türk’ü Rum’a yamamak..

Karşılığında 12 bin dolar milli gelir..

Gül Kısakürek’ten vakit bulup çocukluğunda-gençliğinde acaba Ömer Seyfettin’i, Seyfettin’in –Diyet-ini okumuş mudur?

Söylenecek lâf mıdır “askerlerimiz geldi, şehit oldu- ve –vergilerimizle sizi refaha kavuşturduk- lâfları?

Ya Seyyan hanım yahut Makbule hanım, “Al atını ver tımarımı” deselerdi?

Madem Türk askerinin adadaki varlığına o kadar önem veriyordu Gül, neden Annan Plânı ile askerin adadan çıkarılmasına evet demiştir?

Askeri çok mu seviyor Gül?

Ve Gül’ün ölçüsü ne; kişi başına geliri 5 binden 12 bin dolara çıkarmak..

Kıbrıs Türkü’nün devleti var(dı)..

Şimdi Annan Planı ile Gül devletten vaz geç ve milli gelirin artsın diyor..

Robert Redford ve Demi Moore’un oynadığı o filmin adı neydi ey okur?

Bağımsızlığın bedeli nedir?

Kaç kayme, kaç dinar, kaç ruble?

Kaç dolar?

Kıbrıs Türkü’ne bu teklifi yapan Gül, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı koltuğuna yakışmamaktadır.

Talat konu ile ilgili olarak “Gül’e ayıp edildi” demiştir.

Denktaş’a yapılanlar nedir?

Gül’e ayıp edildi diyen Talat 23 Nisan için kendisini ziyaret eden yabancı çocukları kabulünde Kıbrıs konusu ile ilgili olarak da,

“En büyük sevincim Kıbrıs sorununu bitirmek olur”

demiştir.

Talat için Kıbrıs bir sorundur.. Cyprus Diyalogue ve Alithia gazetelerine hem de 23 Nisan’da verdiği demeçte “Kıbrıs için çözüm istiyorum, tanınma değil” diyebilmektedir.. “Tanınma gündemde yok” diyebilmektedir. (Reşat Akar. Cumhuriyet.)

Halbuki Kıbrıs’ta sorun yok, devlet vardır.. Sorun, yabancıların, Rum yanlılarının, Rumların, Yunanlıların kafasındadır..

Ve ne yazık ki İslâmcı (23 Kasım 2002 : Almanya’nın "Die Welt" gazetesine mesaj veren Başbakan Abdullah Gül,

"Kopenhag zirvesinden ne bekliyorsunuz?"


şeklindeki soruya

"Türkiye’nin hedefi çok açıktır. AB üyesi olmak... Bunun ülkemizde demokrasinin ve ekonominin güçlenmesini sağlayacağını ummaktayız. Buna karşılık biz de AB’ye tam üye olarak kabûl edilecek Türk Devletinin saydam, demokratik bir İslam Devleti olacağını taahhüt ediyoruz.."

dedi)


Gül de, doktriner Marksist Talat Kıbrıs’a aynı pencereden bakmaktadır, aynı fikirdedir..

Gül de diyor ki; “Kıbrıs sorununa takılıp kalmayacağız”.. (Babacan ile yaptığı Türkiye'nin AB müktesebatına uyum programıyla ilgili olarak düzenlenen basın toplantısında)

Demek ki KKTC, Gül için de “sorun”dur.

Öyleyse Gül’ün Dışişleri Bakanlığı Türk Dünyası için sorundur.

Çünkü Gül’ün Uzunoğlu ve Ötüken’in şahsında hırpaladığı Kıbrıs Türk’ü, Referandumun üçüncü yılında BM’nin yaptığı bir kamuoyu yoklamasına göre tercihini devletinden yana belli etmiştir.

Kıbrıs'ta Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) tarafından Rum ve Türk bölgelerinde yapılan anketin sonuçlarına göre, Rumların birinci tercihinin üniter devlet, Türklerin birinci tercihinin ise iki devletli çözüm olduğu meydana çıkmıştır.

Rum, Türk’ün azınlık olduğu bir üniter devlet, Türk ise kendi devletini istemektedir.

Arslan Bulut Gül’ün Exeter Üniversitesi ile ilişkilerini çok güzel tefrika etti, tekrarlamaya gerek yok.

Gül’ün adaylığının açıklanmasından sonra düşünceleri sorulan “muhtemel Dışişleri Bakanı” Babacan, “Devlete, millete İslâm âlemine hayırlı olsun” dedi..

Gül ve Babacan’ın muhtemel yeni görevlerinin İslâm âlemi ile ne ilgisi vardır ey okur?

Sahi, “Sözde değil özde” bağlılık hangi konu ile, hangi ilkelerle, hangi şerait ile ilgiliydi?

Yarınki ilk tur oylamadan önce âcilen soralım dedik.. 26 Nisan 2007

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE..

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAY’IN NEFERİYİZ.”



 



www.acikistihbarat.com
Açık İstihbarat @ 2007