En son söylenecek sözü hemen söyleyivermemiz kimi eski arkadaşlarımızı rahatsız ediyor. Ancak biz "ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" atasözünden mülhem Dış İşleri Bakanı Abdullah GÜL'ün Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesini bu yazıda değerlendirmek istiyorum.
Abdullah Gül nasıl bir Cumhurbaşkanı olur?
Sorusunu isterseniz Sayın Gül kendisi cevaplasın.
Bildiğiniz gibi Abdullah GÜL, Milli Görüş'ün geleneklerine de aykırı olarak Fazilet Partisinin 14 Mayıs 2000 tarihinde yaptığı kongresinde Genel Başkan adayı olmuştu. Bu adaylık sürecinde kendisini tanıtan bir kitapçık bastıran Gül bakın toplumumuza 150 yıldan beri medeniyet projesi olarak dayatılan ve anlatılan AB ile ilgili bir soruya cevaben neler söylüyor;
"Belki ifadelerim yadırganacaktır ama, yine de söylemek zorunda olduğumu düşünüyorum. Bizim için ortada bir mağlubiyet var, bunu aynen kabul etmemiz gerekir. Konu medeniyetlerle ilgili. Karşılaşma adeta medeniyetlerin karşılaşması. Bir Batı medeniyeti var, bir de bizim başından beri ileri sürdüğümüz tezler var. Bence bu, hüzünlü bir yolculuk. Ortada açıkça bir mağlubiyet var. İddialarımızın tezlerimizin üstünlüğünü gösteremedik. Ama sonuca seviniyoruz."
Eski adamların bir sözü var: 'Kölelik önce zihinde başlar' diye.
Abdullah GÜL'ün 7 yıl önceki 1400 yıllık medeniyetimizin Batı karşısında yenildiğini kabul eden bu sözleri neyi ifade ediyor. Peşin yenilmişlik duygusu ile hangi politikalar ortaya çıktı hep beraber görüyoruz.
Nasılsa benzer sözleri İtalya Eski başbakanı Berlusconi'de 01.08.2005 tarihinde söylemiş;
"Batı uygarlığı İslam'dan üstündür. İslam Medeniyeti Batı medeniyetinden geridir"
Ne yaman, ne acı bir benzerlik değil mi?
Peki başka neler söylemiş Sayın GÜL?
"Küçük olalım doğruyu söyleyelim anlayışıyla bir yere varılmaz"
"Amerika kesinlikle doğru yolda. Dünya barışı için son 50 senede dünyada en çok Amerikalılar kendi çocuklarını feda etmişlerdir" 16 Mayıs 2006 (Irak,Afganistan, Vietnam vs. bu nasıl bir barışsa A.A.)
"ABD ile ilişkilerimiz önemlidir. Dünyanın süper gücünün gündem maddeleri bizim de gündem maddelerimizdir. Aramızdaki işbirliğinin stratejik boyutta olmasının anlamı, bu meselelerde ulaşılması gereken hedeflere ilişkin görüşlerimizin örtüşmesidir" 20.01.2007
"Biz İran'ın nükleer programıyla ilgili olarak BOP kapsamında ABD ile birlikte hareket edeceğiz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek" 14.03.2006 (Irak'a getirdikleri nasıl bir demokrasi ise A.A.)
"AB tarihi bir olay. YÖK ve Türban AB'nin yanında lokal denecek küçük küçük olaylar" 14.11.2004
Başında bulunduğu Dışişleri Bakanlığının Başörtüsü mağduru Leyla Şahin AİHM'deki davasına gönderdiği savunmadan;
" Dini tercihini sergilemek kişinin mutlak hakkı değildir. Başörtüsü, köktendinci grupların sembolü haline gelmiş olup, onların politik sonuçlar elde etmek için kullandıkları bir vasıtadır. Başörtüsüne izin vermek belli bir dini kesime ayrımcılık yapıp kayırmak anlamına gelir, bu da toplumda eşitliği bozar"
4 Temmuz 2003'de Süleymaniye'de 11 askerimizin başına çuval geçirilmesi hadisesinde ABD'nin özür dilemesini isteyenlere;
" Büyük devletler özür dilemez"
ABD'nin Irak'ı işgali üzerine;
" Amerika 30 yıl komşumuz"
1 Mart Tezkeresinin reddi üzerine başbakan iken;
"Tezkere geçmeyince çok üzüldüm istifa etmeyi düşündüm"
Şimdi Abdullah GÜL'ün nasıl bir Cumhurbaşkanı olacağını anladınız mı?
Hala anlamadı iseniz;
"ABD Iraktan çıkmamalı. Eğer çıkarsa İran; hem Irak'a hem de bize kendi rejimini ihraç eder"
diyen GÜL'ün ABD'nin muhtemel İran operasyonu için biçilmiş kaftan olduğunu ve Türkiye'nin ABD tarafından 2. Çaldıran için hazırlandığını da belirterek yazıma son vermek istiyorum.
Selametle.
|